FINDIK BORSASI DİYE BİR ŞEY YOK

FINDIK BORSASI DİYE BİR ŞEY YOK
, Dosya
“Fındık tamamen serbest piyasada alanla satanın arasında. Ben bugün Dünyanın dört bir tarafına satıyoruz”.

Güçlü Fındık ve Düzce Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı  Nurettin Karslıoğlu, fındıkla ilgili, ezber bozan açıklamalarda bulundu. Fındık fiyatının ucuz olmasının en çok fabrika sahiplerini zarara soktuğunu belirten Karslıoğlu, fındık bahçelerinin en az 50 yıllık olduğunu ve komple yenilenmesi gerektiğini söyledi.  Günlerce yapılan emanete fındık vermeyin uyarılarının farklı bir amaç taşıdığını belirten Karslıoğlu, “Emanete fındık verilir, fındık nihai kullanıcıya giderse bu fındığın fiyatlarını etkiler. Emanete vermeyin diyen ziraat odaları boş konuşuyor” dedi.

 

Nurettin Karslıoğlu, Düzce’de fındık üreticilerinden tutunda, Ziraat Odaları, Ziraat Mühendisleri ve tüccarlara kadar bir çok konuda ezber bozan açıklamalar yaptı.

 

1978’DEN BU YANA FABRİKACIYIM

 Ben fındık ticaretinde ikinci kuşağım. Babamdan bu işi devraldım. Kendim 1978’den beri fabrikacıyım. Burayı 1980’de kurduk, iki yıl Adapazarı’nda iş yaptık. 1993 yılına kadar babamla beraber çalıştım. 1993’den beri de tüm işleri ben yönetiyorum. Üreticilerden, tacirlerden kabuklu fındık alıp içini satıyoruz. Kabuğu da ayrı satıyoruz, yaptığımız iş bu.

 

ESKİDEN TÜCCAR YOKTU ZAMANLA ÇOĞALDI

Biz hem tüccardan hem de üreticiden alıyoruz. Daha önceden sadece üreticiden alıyorduk. Çok eski yıllarda tüccar kesim yoktu zaten fazla. Zamanla tüccar çoğaldı. Buna rağmen bizim fındık alımı yaptığımız bin civarı üretici var. Onun dışında da 50 civarı tüccardan fındık alımı yapıyoruz.

 

KABUKLU ALIP İÇİNİ SATIYORUZ

İhracat yapıyoruz, büyük firmalara da hazırlayıp iç fındığı satıyoruz. Biz kabuklu alıp içini satıyoruz.

 

GEÇEN YIL TAM 12 AY ÇALIŞTIK

Fındıkta yılda üç aylık evre olayı 10-15 sene önceydi. Şimdi o dönem değişti. Biz geçen yıl tam 12 ay çalıştık. Ağustos’ta başladık geçen yıl, şu an hala geçen yılın fındığını da alıyoruz. Sezon diye bir şey kalmadı artık, sezon  12 ay sürüyor. Yani üç aylık beş aylık diye bir şey yok. Fındık işi yapan veya fındık üreten, ticaretini yapan yani kabuklu alıp satan kesimde ürün bitmediği sürece bizde de bitmemiş oluyor.

 

AKÇAKOCA FINDIKTA DAHA BİLGİLİ

Fındık üretimini  çok iyi bilen bölgeler var, eksik olan bölgeler var. Mesela Akçakoca ilçesinin köyleri çok iyi biliyor. Fındık işi yapanların yüzde 95’i Karadeniz kökenli. Düzce ovasında ekende biliyor ama Akçakoca ilçesi fındık konusunda çok eski olduğu için fındıkta daha iyi.

 

YÜZDE 80 YERDEN TOPLUYOR

Geçmiş yıllarda fındık hep daldan toplanıyordu. Dallara kısmen zarar veriliyordu. Şu anda bu da değişti. Yüzde 80 yerden toplanıyor, yüzde 20 daldan toplanıyor. Dolayısı ile dallara zarar verme problemi de şu anda yok.

 

İTALYA’DA DÖNÜM BAŞI 200 KİLO

Diğer ülkelerde Amerika, İtalya gibi ülkelerde hektar başına 200 kilo ise Türkiye’de 100 kilo. Bunun çeşitli nedenleri var. Arazi eğimi, toprak kullanımı, verimle ilgili alt yapı, bakım farkından kaynaklanan etkenler söz konusu.

 

BAHÇELERİN KOMPLE YENİLENMESİ GEREKİYOR

Bizim burada 50 sene önceki ağaçlar duruyor dal kesiliyor sadece. Aslında komple bahçelerin yenilenmesi gerekiyor. En azından 30-40 sene de bir yenilenmesi gerekiyor. Türkiye’de ağaçlar dikildiği günden beri değişmemiş. Yeni yeni köklerin değişimi, bakımı, verimin nasıl daha fazla olabileceği ile ilgili çalışmalar var. Gübre dahi yanlış atılıyor. Bunların hepsi verimin az olmasında etken. Yıllarca yanlış yapılmış ama şu anda bunlar düzeltiliyor.

 

ZİRAAT ODALARI ÖNDERLİK ETMEMİŞ

Ziraat mühendisleri, ziraat odaları üreticilere önderlik etmemiş, yol göstermemiş. Herkes kendi çabası ile birbirinden duyma, görme gelenek ile ilaç atılmış, gübre atılmış, dal kesilmiş. Bazı konularda düzelmeler var ama yine de verim artmıyor. Bunun sebebi de arazi yapısı.

 

DAĞ KÖYLERİNDE VERİMİ YÜKSELTEMEZSİNİZ

Batı Karadeniz yöresinin en verimli toprakları Düzce, Adapazarı gibi yerler. Bizim dağ köylerinde ne yaparsanız yapın verimi çok fazla yükseltemezsiniz.

 

ÜRÜN BİTERSE HAMMADDE BİTMİŞ OLUYOR

5-6 ay tam kapasite çalışıyoruz, ondan sonra kademeli olarak azalıyor. Kapasitenin bitmesi ya da azalması tamamen bize ürün veren üretici ile ürün satan tüccarın elinde ki fındık ile ilgili. Yani o olmadığı zaman ham madde bitmiş oluyor.

 

25 BİN TON CİVARINDA FINDIK İŞLİYORUZ

25 bin ton civarında fındık işliyoruz. İki fabrika var. Biri Cumayeri diğeri Çilimli’de. Çilimli’de ki fabrika da ürün durumuna göre işçi sayısı  50 ile 150 arasında değişiyor. İş yüküne göre değişiyor. 100 civarında da Cumayeri’nde ki fabrikamızda işçi oluyor.

 

DOĞRU YERE VERİRSEN EMANETE VERMEK DOĞRU

Emanete vermek doğru yere verildiği takdirde doğrudur. Emanete vermişsin, verdiğin adam batmış, borcunu ödeyememiş bu bellidir zaten. Alan adamın durumu ortadır. Türkiye’de fındığı emanete vermeyin diyenlerin farklı bir amacı var. Fındığın fiyatının yükselmesi.

 

FINDIK NİHAİ KULLANICIYA GİDERSE FINDIĞIN FİYATI  ETKİLENİR

Emanete fındık verilir, fındık nihai kullanıcıya giderse bu fındığın fiyatlarını etkiler. Nihai kullanıcı da fındığın fiyatlarının yükselmesini istemiyorsa, belirleyici ise büyük kullanıcı ise etkili olur.

 

EMANETE ALMAM O FINDIĞI SATIN ALDIĞIM ANLAMINA GELİYOR

Ama ben küçük tüccardan fındık alıyorum, köylüden fındık alıyorum. Ben ticaret yapıyorum, satın aldığım kadar satıyorum, satın aldığımın dışında senin fındığını burada depoluyorum. Depo masrafı benden, firesi çürümesi benden. O fındığı kullanamıyorsam zaten benim karıma değil. Dolayısı ile onu da karşı tarafa vermiyor isem sadece muhafaza etmiş oluyorum. Niye eninde sonunda onu sizden ben satın alacağım için. Emanete almış olmam zaten o fındığı satın aldığım anlamına geliyor.

 

EMANETE FINDIK VERMEYİN DİYEN ZİRAATÇILAR BİRAZ BOŞ KONUŞUYOR

“Emanete vermeyin” konusunda birileri konuşuyor da nasıl konuşuyor? Şimdi mesela bizim Kurukavak köyü 400 hane. 350 hanesi şehre inecek. Bu adamlar fındığı mı bekleyecek? Şehirde onu koymaya yeri mi var? Böyle bir sistem zaten yok, bunun alt yapısı yok çiftçide. Onun olması için köyde hep beraber beklemeleri lazım. Onu konuşan ziraatçılar biraz boş konuşuyor. Oraya vermeyin, buraya vermeyin, vermeyince fındık yükselecekmiş falan. Bunlar hikâye.

 

ÜRETİCİ FINDIĞI KADEME KADEME SATIYOR

Gerçek şu, eskiden üretici fındığın tamamını elinden çıkarırdı, satardı. Şimdi kademe kademe satıyor. Dolayısı ile ürün biraz daha kıymetleniyor. Birden piyasayı boğmuyor, olması gereken bu. 12 çuval fındığı olan bir adam her ay bir çuval satsa sıkıntı olur mu? Olmaz. Bu bir düzendir aslında. Bütçesine de düzen vermiş olur. Eskiden fındığı komple satıyorlardı. Fiyat yükselir, düşer şeklinde düşünmüyorlardı. Böyle bir kültür yoktu. Neden. FİSKOBİRLİK tek kalemde alıyordu fındığı. Veya tüccar hepsini birden alıyordu.

 

EMANETE VER YİNE PARÇA PARÇA SAT

Ben Düzce Ticaret Borsası başkanıyım. Başka bir geliriniz yoksa bir kere borçlanmayın. Fındığı birden piyasaya indirme kademe kademe sat. Stok yapacak yerin yoksa güvenilir yere emanete ver yine parça parça sat.

 

ÖZELLEŞİNCE KENDİSİNE GÖRE TİCARET YAPTI ZARAR ETTİ

FİSKOBİRLİK zarar eder diye bir şey yok. Çiftçiler tarafından kurulan bir kooperatif. Devlet bu kooperatife 50 sene destek vermiş. Alım desteği, garantisi vermiş. 2000 yılında FİSKOBİRLİK özelleşti. Özelleştiği zaman kendisine buyruk ticaret yaptığı için büyük para kaybetti. Kooperatif şu anda bir tüccar gibi yapıyor işi. Küçüldü. Alıyor satıyor.

 

SERBEST PİYASADA FINDIK RAHATÇA ALINIP SATILIYOR

Devlette 2009 yılında bir karar verdi. Ben fındık ürününden desteği kaldırıyorum dedi. O günden sonra bir sıkıntı yok. Serbest piyasada fındık çok rahat bir şekilde alınıp satılıyor. Fındık zaman zaman yükseliyor ya da düşüyor. Vatandaş en uç noktayı gördüğü için hep o fiyatta kalsın istiyor. Onun üstünü istiyor.

 

DIŞA BAĞIMLI BİR ÜRÜNE ÜRETEN HAKİM OLAMAZ

Fındığın yüzde 85’i dışarı satılıyor, yüzde 15’i içeride kalıyor. Bu kadar büyük bir kısmının dışa bağımlı olduğu bir ürüne üreten hâkim olamaz. Üreten satmayabilir. Satmadığın zaman satamamış olursun. Mal elinde kalır. Fındık çok pahalandığı zaman onu kullanan diğer alıcılarda fındıktan uzaklaşır.

 

ZİRAAT ODALARI İNSANLARIN ÜZERLERİNDEN SİYASET YAPIYORLAR

Türkiye’de ziraat odaları var. Bunların asli görevi üretim nasıl daha fazla olur. Fındık kurduna nasıl tedbir alınır, gübre nasıl atılır, bahçe nasıl yenilenir. Bu tür şeyleri anlatması lazım vatandaşa. Ama bunları anlatmak yerine fındığı indirmeyin emanete, fındık artacak fiyat şu olacak diyorlar. Onlar tüccar mı? Bir kilo fındık alıp satıyorlar mı? Hayır. Onlar tamamen insanların üzerlerinden siyaset yapıyorlar. Boş laf söylüyorlar. Vasıfları ne?  Ziraat odası başkanı.  Görevleri ne?  çiftçileri bilinçlendirmek.  Herhangi bir köye gidip bilgilendirme yaptılar mı? İlacı böyle at, dalı şöyle temizle, otu böyle biç dediler mi? Yok. Kendi kendine oturduğu yerden indirmeyin ucuzlar diyorlar. Bunlar tüccarmış gibi davranıyor. Etik olmayan hareketler.

 

FINDIĞIN ÇOK UCUZ OLMASI BİZE  BÜYÜK ZARAR VERİR

Ben fındığın ucuz olmasını neden isteyeyim. Bizim köylülerimiz ne kadar zengin olursa bizim için o kadar iyi. Ben bin tane üreticiden fındık alıyorum. Eskiden bin kişiye avans verirdik. Şimdi köylü biraz zenginledi 100 kişiye avans veriyoruz. Köylü biraz daha zenginlerse 100 kişiye de avans vermeyiz,  100 kişinin fındığını emanete alırız. Bu ne demek oluyor köylü zenginliyor demek oluyor. Köylünün fakirliğinin bize bir faydası olabilir mi? Böyle bir mantık olabilir mi? Mesela ben tüccarım burada, fındık çok ucuz olsun isteyeceğim. Hiç olabilir mi böyle bir şey. Fındığın çok ucuz olmasının bize verdiği zarardan daha büyük bir zarar olabilir mi? Ama gel bunu arkadaşlara anlat. Diyorlar ki hiçbir iş yapma, şehre inme, çocuğu okula gönderme fındığı bekle, fındık zirve yapacak. Ne zaman yapacak. Hangi ayda yapacak. Var mı garantisi?

 

DEVLET FINDIĞA DESTEK VERİYOR

Devlet fındık üreticisine destek veriyor. Mesela, 10 dönümde bir ton fındık oluyor. Devlet kaç para veriyor 10 dönüm yere. Bin 700 TL veriyor. Devlet diyor ki fındığın fiyatının üzerine ben bin 700 TL destek veriyorum diyor.

 

FINDIK TAMAMEN SERBEST PİYASADA ALANLA SATANIN ARASINDA

Dünya’da fındığın borsası Hamburg diye bir şey yok. Yalan bu, inanmayın. Böyle bir sistem de yok, bunların hepsi uydurma şeyler.  Bazı siyasi partiler de konuşuyorlar, bilmiyorlar fındığı. Bilmediği şey hakkında açıklamada bulunuyor ana muhalefet partisi. Hamburg’tan borsayı getireceğiz diyor. Böyle bir borsa yok ki. Fındık borsası diye bir şey yok. Fındık tamamen serbest piyasada alanla satanın arasında. Ben bugün Dünyanın dört bir tarafına satıyorum.

 

ESKİDEN HAMBURG LİMANINDAN DİĞER ÜLKELERE DAĞITILIYORDU

Hamburg fındık borsası lafının nereden kaldığını da söyleyeyim. Çok eski yıllarda Almanya’nın Hamburg şehri liman şehri olduğu için, gemi yüklerini oraya indiriyorlar. Oradan diğer ülkelere dağıldığı için geçmiş yıllarda sanki orada da fındık borsası varmış algısı oluştu. Şimdi ulaşım şekilleri de değişti. Mesela İtalya’ya direk tır gidiyor. İtalya’ya ya da başka bir ülkeye giden fındık Hamburg’a uğramıyor. Eskiden Dünya’da kullanılan fındığın yarısından fazlası Hamburg’tan dağıtılıyordu. Bundan dolayı böyle bir algı oluştu.

 

FINDIĞA ZAM GELDİĞİ ZAMAN ÇİKOLATAYA DA MI ZAM GELİYOR

Fındığın çoğu AB ülkelerine gidiyor. 150 ülkeye fındık satıyoruz. Şimdi birde şöyle bir şey var. Biz fındığı satıyoruz geri alırken çok daha pahalı geri alıyoruz. Buda uydurma bir şey. Çikolatanın içine yüzde 7 ile 13 arasında fındık katılıyor. Bir çikolatanın içinde bu oranda fındık varsa çikolatanın pahalılığını fındıkla ölçebilir misin? Fındığa zam geldiği zaman çikolataya da mı zam geliyor. Gelmiyor. Bunlar klasik Türk lafı. Bunların hepsi uydurma şeyler.

 

TARIM ÜRÜNLERİ İHTİSAS BORSASI KURULUYOR

Ben aynı zamanda Düzce Ticaret Borsası’nın kurulduğu günden beri başkanıyım. Odalar birliği ürün borsacılığının çok acele bir şekilde kurulması talimatı verildi. 100 milyon TL sermaye ile. Bunun yüzde 65’i odalar birliğinin ve borsaların. Burada ki oluşumun esas ana hedefi şu. Aynı İMKB’ de ki alışverişler gibi tarım ürünleri ihtisas borsası kuruluyor. Bunun altında ki kalemlerden biri de fındık oluyor. Bunun devamında da lisanslı depolar kuruluyor. İlerleyen yıllarda da köyden zaruri olarak fındığını bizlere emanet bırakıp da şehre inen kesimin fındığı bırakabileceği ikinci bir adres doğuyor.

 

KALİTE KONTRÖLÜNÜ GIDA LABORATUVARIMIZ YAPIYOR

Bizim Düzce’de bir gıda laboratuvarımız var. Tüm Düzce ilinden giden ihracatın tamamının, Tarım il müdürlüğü aracılığı ile kalite kontrolünü bizim borsamız yapıyor şu anda. Ne kadar ihracata mal gitmişse Düzce’den hepsi bizim Ticaret Borsası’nın laboratuvarından geçmiş oluyor. 

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...