SİSTEMİN AÇIĞINI KURSLAR KAPATIYOR

SİSTEMİN AÇIĞINI KURSLAR KAPATIYOR
, Dosya
Düzce Akademi Kurucu Müdürü Hakan Yılmazer, donanımlı öğrenci yetiştirmekte zorlanan sistemin açığını kursların kapattığını belirterek, KPSS ve DGS’ye hazırladıkları gençlere, aynı zamanda sıcak bir aile ortamı sunduklarını belitti. Aynı zamanda bir fizik öğretmeni olan Yılmazer, Düzce’de eğitim alanında yapılabilecekleri ve Düzce Akademi’yi anlattı.

KPSS’YE GİRECEK GENÇLERE EĞİTİM VERİYORUZ

2005 yılından beri Düzce’de eğitim alanında hizmet veriyoruz. 2012 yılından bu yana ise KPSS - DGS kursları ile Düzce’deki açığı kapatmaya çalışıyoruz. 2005 yılından bu yana Düzce’deyim. Düzce Akademi de ağırlık olarak KPSS’ye girecek gençlere eğitim veriyoruz. Öğrenci sayıları yıla göre, öğretmen alımlarına göre değişiyor. Aynı şekilde başarı da yıllara göre değişiyor. Aslında öğretmen alımı fazla olursa başarı çıtası yükseliyor. Yani bizlerin başarısı devletin öğretmen alım sayısına göre değişiyor, ya da branşlara göre de değişiyor. Yani devlet hangi branşta daha çok öğretmen alacaksa doğal olarak o branşta ki öğrenci sayınız ve başarınız belirleniyor.

SİSTEM DONANIMLI ÖĞRENCİ YETİŞTİREMİYOR

Üniversitelerdeki bölümlerin, fakültelerin kontenjan sayıları artıkça maalesef kalite de düşüyor. Öğrenci bize gün geçtikçe donanımı düşerek geliyor. Sistem tam anlamıyla donanımlı öğrenci yetiştirmekte zorlanıyor. Bu noktada destek kursları devreye giriyor. Öğrenciler herhangi bir destek kursuna gidip eksikliklerini tamamlamak ihtiyacı hissediyor. İlkokul ve ortaokullara bakın hafta sonu kursları düzenleyerek öğrencilere destek vermeye çalışıyorlar. Neden çünkü mevcut sistemle öğrenciyi donatacak yeterli zamanı bulamıyorsunuz.

DGS KURSLARIMIZ İLGİ GÖRÜYOR

Düzce Akademi de ki kurslarımızdan birisi de DGS. Yüksekokul mezunlarının kendi alanlarında lisans programını tamamlamak için girecekleri sınav için kurslar düzenliyoruz. Memur olan kişiler var iki yıllık adalet okuyor. Hukuk kazanmak istiyorsa iki yıl adalet okuyor. Oradan hukuk bölümüne geçiş yapıyor. Bunun için de DGS’ye girmesi gerekiyor. İşte biz de bu arkadaşlarımıza kurslarımızda sınava hazırlamak için yardımcı oluyoruz.

55 YAŞINDAKİ CERRAH AVUKAT OLMAK İÇİN SINAVLARA HAZIRLANIYOR

DGS tercihleri için 55 yaşında bir doktor geldi, cerrahmış kendisi. Tıbbi avukatlık yapmak istiyor. Emekli olunca bu sektörde açık var. Bir avukata göre hataların neler olduğunu, nasıl yanlışlar yapıldığını daha iyi bilirim. Emekli olduktan sonra bu bölümde mesleki avukatlık istiyorum” dedi.

ÖĞRENCİLERİMİZİN İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORUZ

Geçen sene kursumuzda hazırlanan öğrencilerden 5 tanesi gelir uzman yardımcısı olarak çalışıyor defterdarlıkta. Bizim gibi şu anda Düzce’de hizmet veren 2 tane daha firma var. Biz burada bize gelen arkadaşlarımızın neye ihtiyacı varsa belirliyoruz ve gereken tüm bilgileri kendilerine veriyoruz. Alması gereken dersler nelerse bunları hazırladığımız çalışma programı çerçevesinde veriyoruz ve deneme sınavları yaparak, eksiklerini tespit edip, o eksiklikleri gidermek için tekrarlar yapıyoruz.

 

 

TECRÜBEMİZE, ÖĞRETMENLERİMİZE VE YAYINLARIMIZA GÜVENİYORLAR

Düzceliler bizi tercih ediyorlar; çünkü eğitimdeki tecrübemize, öğretmenlerimize ve yayınlarımıza güveniyorlar. Biz burada sıcak bir ortam hazırladık. Gelen arkadaşlarımız bizi tercih ettiğinde sıcak bir aile ortamını da tercih etmiş oluyorlar. Bugüne kadar binlerce öğrenci yetiştirdik.

 

UYGULAMALI EĞİTİME GEÇİLMELİ

Eğitimde başarıyı yakalamak için uygulamalı eğitime geçilmeli. Öğrencileri ezbercilikten çok deneyselliğe, gözlemciliğe itmeliyiz. Bunun içinde her okula yeterli donanıma sahip laboratuvarların açılması, çocuklara deney yapabilecekleri, gözlem yapabilecekleri ortamların sağlanması gerekiyor. Sadece kitap okutarak, öğretmenin anlatmasıyla başarıyı yakalamak çok zor. Fatih projesi daha aktif olarak hayata geçerse bence çok verimli olur. İnternet altyapısının kötü olmasından dolayı bazı okullarda Fatih Projesinin tam anlamıyla çalışmadığını MEB’de çalışan öğretmenlerden duyuyoruz.

LABORATUVAR ÇALIŞMALARI YETERLİ DEĞİL

Düzce’de laboratuvar çalışmaları yeterli değil diye düşünüyorum. Gerçi bizim zamanımızda da yeterli laboratuvarımız yoktu. Ben dairenin çevresini 4. sınıfta öğrendim. Deney yaparak gösterdi öğretmenimiz. Bahçeye bir çember çizdi, çapını, yarıçapını gösterdi. Şimdi böyle bir eğitim şekli de yok.

CİVAYI GÖRMEYEN ÖĞRENCİLER VAR

Okuma, araştırma, tarihle ilgili genel durum değerlendirmesi ya da tartışma yapmıyor gençler. Hep bir bilgi eksikliği, bilgi kirliliği var. 80’li dönemdeki laboratuvar çalışmaları şuanda milli eğitimde bile yapılmıyor. 1985 yılında Aydında okurken biz en az iki haftada bir laboratuvara gidip deneyler yapıyorduk. Fizik öğretmeni olduğumdan söylüyorum, civayı görmeyen öğrenciler var. Aslında hemen hemen her okulda bir laboratuvar var. Şimdi Milli Eğitim Müdürlüğü okullardaki laboratuvarların malzemelerini eksiksiz tamamlıyor. Ancak öğrenci sayısının artışından dolayı yeterli gelmiyor olabilir.

TEKNOLOJİ BİZİ TEMBELLEŞTİRİYOR

 Çocuklarımızın her şeye verecek bir cevabı var maalesef. Hazır cevaplılık konusunda çocuklar çok iyi yetişiyor. Bunun en büyük etkeni teknoloji tabi ki. Herkes biraz kolaya kaçıyor. Geçmişe döndüğümüzde cep telefonları çıkmadan önceki telefon numaraları halen aklımda.  Ama bugün ben bile kendi telefon numaram dışında bir numarayı ezbere bilmiyorum. Teknoloji bizi tembelleştiriyor.

 

ÖNCEDEN OKUMAK İSTEYEN ÇOCUK OKULA GELİYORDU ŞİMDİ HERKES GELİYOR

 Ben ortaokula giderken uzun atlamasından tutun da cirit atmasına, minderde takla atmasına hepsini yapardık. Şimdi okullarda bu eğitimler de verilmiyor. Ama eskiden okumak isteyen öğrenci okula geliyordu. Şu anda isteyen istemeyen herkes 12 yıl okumak zorunda. Bu da okullarda mevcudun artmasına neden oluyor. Eskiden 8. sınıftan sonra yollar çiziliyordu. Okuyacak olan öğrenci liseye devam ediyordu, bu ışığı olmayan gençler mesleklere yönlendiriliyordu.

 İYİ İNSAN OLDU MU DİYE DEĞİL İYİ SONUÇ ALDI MI DİYE BAKIYORUZ

Şimdi okullarda bir sınav maratonu var. Öğrenci de öğretmen de, veli de bu maratona kapılıp gidiyorlar. Tek odaklandıkları şey sınavlar olunca bazı değerleri atlıyorlar. Artık veli için de öğretmen için de öğrencinin sınav sonuçları iyi olsun mantığı yerleşti. Kişinin sadece test sonucunda başarılı olsun istendiği bir devirde yaşıyoruz. Ahlaki değerlere sahip, dürüst, iyi insan olup olmadığı artık çok irdelenmiyor .

BAŞARI KOLAY KOLAY ELDE EDİLMİYOR

Başarı öyle kolay kolay elde edilebilecek bir şey değil. Eğitimde özellikle veli, öğretmen, okul yönetimi hepsi bir arada olursa başarı da geliyor. Veli çocuğuyla çok ilgilenmezse, çok ilgilenmeyen okul, idare ve öğretmen yapısı da varsa başarının gelmesi çok zor.

 

ÖZEL OKULLAR İNCELENMELİ VE ROL MODEL ALINMALI

Eğitimdeki kaliteyi artırmak için özel okullar incelemeli, velileri dinlemeli. İnsanlar çocuklarını neden özel okula göndermek için uğraşıyorlar sorulmalı. Eksiklikler böylece tespit edilebilir belki. Özel okullarda fiziki imkânlar yeterli, bir de üstelik tam gün eğitim var. Bu durum velilere cazip geliyor.

 

TEMEL SAĞLAM DEĞİLSE ÜSTÜNE KAT ÇIKTIKÇA ÇÖKECEKTİR

Her birey çocuğunun iyi bir eğitim almasını istiyor. Özellikle ilkokula başlarken çocuğum iyi bir öğretmene düşsün istiyor. Çünkü veli biliyor ki ilkokula iyi bir öğretmen ile başlanırsa devamı çorap söküğü gibi gelir. Temel sağlam değilse üstüne kat çıktıkça çökecektir.

 

HERKES DEVLETTEN İŞ BEKLEYEREK OKUYOR

Kendimizi geliştirmek için okumamız gerekiyor. Türkiye’de herkes okurken, devletten iş bekleyerek okuyor. Baktığınız zaman doktorluk geliri yüksek olduğu için tercih ediliyor. Polis olsun, doktor olsun avukat olsun isteniyor. Her mesleğin kazandığı gelir aşağı yukarı yakın olsa herkes istediği işi seçip yapar. Özel sektör şartlarını arttırsa herkes kendi işini çok rahatlıkla yapmaya çalışır. Yurtdışında bu mantık yok, devlet ve özel sektör birbirine yakın. Kimse buradaki gibi çabalamıyor devlete gireyim diye. Orada çocuğun isteğinden ziyade başarısına göre meslek seçiliyor. Yıllar önce dershane dönemindeyken bize bir öğrenci geldi. Öğrenci tıp fakültesi okuyordu “Ben bu sene tekrar sınava hazırlanacağım. Doktor değil avukat olmak istiyorum.” dedi.

 

 

 

 

İMAM HATİP’TE BİR MESLEK LİSESİ

Liseden sonra kişinin meslek üzerine eğitim alması biraz zor. Çocuklar 8. sınıftan sonra puanlara göre okullara dağıtılıyor. Hiçbir yeri kazanamayan ise imam hatip’e yollanıyor. Unutulan şey imam hatip liselerinin de bir meslek lisesi olduğu. O kişi o mesleği seçtiğinden değil oraya gitmesi gerektiği için gidiyor. Bence meslek liselerinin sayıları çok olmasın, mevcutları da kaliteli eleman yetiştirmek için çabalasın. Bireylere 12. sınıftan sonra eğitim vermek çok zor. Asgari ücretle çalışacak eleman olur.

 

MESLEK LİSELERİ BÖLGENİN İHTİYACINA GÖRE BÖLÜM AÇMALI

 Meslek liselerindeki uygulamalı eğitimlere destek verilip artırılmalı. Düzce’de meslek lisesi oranı çok yüksek. İyi bir uygulamalı eğitim verildiği takdirde bu liselerden mezun olduğunda çocuklar ara eleman açığını çok rahat kapatabilir ve herhangi bir fabrikada işe başlayabilir. Meslek liseleri bölgenin isteklerini ve ihtiyaçlarını iyi değerlendirip ona göre bölümler açıp öğrenci yetiştirmeli.

DÜZCE EĞİTİME FAZLA ÖNEM VERMİYOR

16 yıldır Düzce’deyim. Düzce’nin genel anlamdaki sıkıntısı eğitime çok fazla önem verilmiyor. Düzceliler eğitime yapılan harcamayı fazla görüyor. Kurs için, eğitime takviye için, kitap için harcama yapmak istemiyorlar. Bu anlamda mesela en yakın il Bolu. Bolu eğitime bizden daha çok destek ve değer veriyor.

DÜZCELİ GENÇLER DÜZCE’DE OKUMAK İSTEMİYOR

Düzce’deki öğrencilerde gözlemlediğim, çocuklar Düzce’de okumak, kalmak istemiyor. Liseden sonra Düzce Üniversitesini kazanabilecek olan çocuk bile il dışında okumak istiyor. Ya da Düzce’de bir Yüksekokul okumaktansa başka illerde okumayı tercih ediyor. Liseden farklı olsun, ailemle olmayayım diyor, özgürlük olsun istiyor. Bu anlamda çocuklara rehberlik çalışması, bilinçli eğitim çalışması yapılmalı. Kaliteli rehber öğretmenlerimiz var. Bu anlamda çocuklara okullarda çok iyi yönlendirme yapılamıyor. Çocuk ne istiyor, nerde olmak istiyor, ne okumak istiyor ve neden istiyor... Bunlarla kimse ilgilenmiyor.

PDR’CİLERE İHTİYAÇ VAR

Okullarımızda Rehber öğretmenler artık Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü mezunu kişiler oluyor. Dünyanın en büyük sorunu psikolojik sorunu olan insanlar. O nedenle donanımlı rehber öğretmenlere çok ihtiyacımız var. Bunun sebebi eskisi kadar konuşma ortamı yok. Pedagoglar kişiyle konuşarak rahatlatıyor bu bir ihtiyaç haline geldi. Önceden bunları halayla teyzeyle konuşarak çözüyordu çocuklar. Şuanda yoğun iş temposu ve teknolojiden dolayı aile kavramı da giderek zayıflıyor. Bu da çocukların gelişimine etki ediyor.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...