ROBOT DEĞİL GELECEĞİ İNŞA EDECEK BİREYLERİ YETİŞTİRİYORUZ

 ROBOT DEĞİL GELECEĞİ İNŞA EDECEK BİREYLERİ YETİŞTİRİYORUZ
, Dosya
Özel İlim Okulları Okul Müdürü Selçuk Şen, İlim Okullarının kuruluş felsefesini, iyi, ahlaklı, terbiyeli nesiller yetiştirmek için verdikleri değerler eğitimini, İlim’de öğretmen, İlim’de öğrenci, İlim’de veli olmayı, tüm bunların yanı sıra öğrencileri bir yandan da sınava hazırlamanın inceliklerini anlattı. Şen, İlim okullarında robot yetiştirmediklerini, geleceği şekillendiren bireyler yetiştirdiklerini belirtti. Şen ayrıca özel okulları, üniversitelere veya marka olmuş liselere öğrenci yetiştiren taşeron firma olarak görmemelerini istedi.

İLİM OKULLARI ÖZEL İMAM HATİP MANTIĞIYLA KURULDU

İlim okulları Düzce için aslında geçmişten bu eğitim öğretim yılına kadar, eğitim anlamında bakıldığında ihtiyaç duyulan bir alandaki eksikliği gidermek için kuruldu. Aslında İlim Okulları özel bir imam hatip mantığında. İnsanların çocuklarımız hem akademik kariyer sahibi olsunlar, ama bunu yaparken de bir taraftan değerler eğitimi alsınlar. Yani Kuran-ı Kerim derslerimiz olsun, ilmihal derslerimiz olsun, İslami bir kimlik, İslami bir ahlak kazansın bu çocuklar dendiğinde, bir okul ihtiyacı söz konusuydu. Mevcutta Düzce velileri de çocuklarını bu mantıkta bir eğitime göndermek istediğinde maalesef farklı oluşumlarla alakalı ilişkilendirilen okullara mecbur kalıyorlardı. Biz bu mecburiyeti ortadan kaldırmak için böyle bir göreve talip olduk.

ÇOCUKLAR AHLAKLI EFENDİ DİYE SINAVDA ARTI 2 PUAN VERİLMİYOR

Bir taraftan değerler eğitimi verilirken kariyerden vazgeçmek zorunda kaldı insanlar. Bugün sistemi doğru kurgulamaya ihtiyaç duyulduğunda bunu bilmek için alim olmak gerekmiyor. Her mevsimin, her sezonun gerekliliklerini yerine getirmek mecburiyetindesiniz. Biz değerler eğitimi verelim, çocuklarımıza dini manada bir ahlak gelişimi sağlayalım istiyoruz ama maalesef Türkiye’deki eğitim sistemi içerisinde çocuklarımız çok ahlaklı, çok beyefendi ,çok hanımefendi insanlar diye sınavlarda artı 2-3 puan verilmiyor.

SINAVLA İLGİLİ DOĞRU ŞEKİLLENDİRMEK GEREKİYOR  

Ortaokul 5. ve 6. Sınıfta çocukları özgüven noktasında şekillendiriyor olmak bu işin gereği. Ama 7 ve 8. sınıfta ihtiyaç halinde, bu çocukların kendi ayakları üzerinde durmasıyla ilgili bütün tesisi doğru kurgulamaya ihtiyaç var. Öbür taraftan bir de bir sınav gerçeği var. Biz halen bir Kur’an-ı Kerim dersi verelim, ilmihal verelim, vizyonda reklamda, lansmanda vitrini güzel şekillendiriyor diye bunlarda ısrarcı olmanın bir mantığı yok. Neticede bu çocuklar sınavlara girecekler, sınav ile ilgili doğru şekillenmeleri ve doğru donanımla sisteme hazır hale gelmeleri gerekiyor.

BU İŞE TİCARİ DEĞİL, EĞİTİM SEKTÖRÜ OLARAK BAKIYORUZ

İlimin kuruluyor olmasındaki temel amaç, İlim Okulları bir marka olarak Düzce için 2016-2017 yılında insanların karşısına çıktı. Ama İlim çalışanları bütün personeliyle birlikte bir dengeden geçirilerek tesis edildi. Kurucumuz zaten yıllardır eğitim sektöründe. Bu işe ticari bir meta olarak değil, eğitim sektörü olarak bakıyor. Hali hazırda üniversitede eğitim yönetimi derslerine giriyor olması nedeniyle bizler aynı dili konuşarak büyük bir şansa sahibiz kendisiyle.

EĞİTİM DOĞRU KURGULANDIĞINDA TİCARET KENDİLİĞİNDEN İLERLER

Genellikle özel okul kurucuları, kendi okullarına sadece para kazanacak bir oluşum olarak bakarlar. Eğitimi de ticareti doğru yönlendirerek yönetebileceklerini zannederler. Eğitim doğru kurgulandığında zaten ticaret kendiliğinden ilerliyor. Özel okulculukta parayı yöneterek sistemi doğru yönetme şansınız yok. Ancak eğitimi doğru kurgulayarak ticareti de yönetme şansına sahip olursunuz. Biz bu mantıkla yola çıktık.  

CEMAL KESKİN BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR ŞANS

Kurucumuz Dr. Cemal Keskin, uzun yıllar ciddi kurum ve kuruluşlarda görev almış bir kişi. Bizim için büyük bir şans. Biz de 18 yıldır bu sektördeyiz. Kendisi de burada okulu yönetecek olan idareci ve yönetim kadrosunu oluştururken titiz bir çalışma gerçekleştirmiş. Bu titiz çalışma sonrasında bizde bir araya gelme şansına sahip olduk. 14 yıl gibi sadece idarecilik noktasında Türkiye genelinde marka olmuş  kurumlarda çalıştık.

YOKLUKTAN SEÇİLMİŞ BİR KADRO DEĞİL

Yukarıdan aşağıya hiyerarşik yapıya bakıldığında, yokluktan seçilmiş bir idareci değil, aynı şeyi aşağıya kadar tesis etmeye gayret ettik. Çünkü aldığınız öğretmenlerde olmazsa olmazları mutlaka göz önünde bulundurmalısınız. Ana sınıfından 8. Sınıfa kadar şuan ki görevlendirdiğimiz arkadaşlara baktığınızda bir kaç temel kriterimiz var. Biz öğretmen bulamadığımız için hiçbir arkadaşı zorunlu olarak görevlendirmedik. Mart ayından bu yana yani okul açılana kadar kadro için defalarca görüştüğümüz öğretmenler oldu. Özellikle ortaokul kadrosunda dershane geçmişine ciddi önem verdik. Çünkü ne yaparsanız yapın sınava öğrenci yetiştiriyorsunuz. O sistemi bilen, sınav odaklı çalışabilen, öğrenciyle de iletişim kurabilen, sadece devlet okullarında çalışmış ya da sadece özel okullarda çalışmış olan öğretmenleri almamaya gayret ettik. Öğretmen TEOG sistemini yönetmiş olacak, TEOG sürecindeki bir öğrencinin psikolojisini doğru analiz edebilecek.

ÖĞRETMEN VELİYİ YÖNETEBİLECEK

Öğretmen, öğrenciden ziyade veliyi yönetebilecek öğretmenlere sahibiz. Çünkü özel okulculukta bir şekilde öğrenci ile siz iletişimi doğru kurabiliyorsunuz. Veliyle aynı frekansta değilseniz olmuyor. Yönetilemeyecek bir grubumuz da var maalesef.

DÜZCE’NİN EĞİTİME BAKIŞ AÇISI FARKLI

Düzce lokasyonunun eğitime bakış açısı biraz farklı. Düzce için eğitim velinin gözünde sadece ortaokuldaysa iyi bir lise kazanır mı? lisedeyse de bir hukuk fakültesi kazanabilir mi, ya da eczacı olabilir mi? Düzce için bu ciddi problem.

AHLAKLI DÜRÜST SAYGILI BİREYLER YETİŞSİN İSTİYORUZ

Biz şuna inanıyoruz. Mutlu bireyler yetiştirmeliyiz. Toplumsal ilişkileriniz önce çekirdek ailelerde şekillenmeli. Biz de, toplum içerisinde yer edinecek, mutlu olmayı, kendine güven duymayı ,yaptığı işlerden haz alabilmeyi, yapacağı işlerden emin olan bireyler yetiştirmek istiyoruz. Ahlaklı dürüst saygılı bireyler yetişsin istiyoruz.

ÇOCUKLARI NOTLARINA GÖRE DEĞİL DAVRANIŞLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRELİM

 4 kişilik bir çekirdek aile mutluysa, bu mutluluk önce komşular ve akrabalara sirayet ediyor. Mahallede, çevrede, iş yerinde, okulda genişleyerek devam ediyor. Bugün bir doktora gittiğimizde hiç doktorun diplomasını sorgulamıyoruz. Taşra üniversitesinden mezun olmuşsun demiyoruz. İnsanların birbirlerine saygı duyuyor olması dürüst olması, mutlu birey olması kadar önemli bir şey yok. Çocukları sınavda almış oldukları notlara göre değil davranışlarına göre şekillendirmek önemli. Sistem böyle bireyleri belli noktalara gelmek adına eliyor.

MESLEK LİSELİ KENDİNİ İKİNCİ SINIF OLARAK GÖRÜYOR

 Yıllarca Düzce’deki eğitimin başarı seviyesi hep konuşuldu. Özellikle bir ilde başarı genellikle üniversite yerleştirme başarısı olarak değerlendirilir. Şunu kimse söylemiyor. Bugün 19 bin lise öğrencisi var Düzce’de. 12 bin civarındaki sayı meslek liseli.  Meslek liseleri bir kere kanayan bir yara. Oraya giden öğrenci baştan kendini ikinci sınıf öğrenci görüyor. Bu okullarda kaliteli öğretmenler olduğundan şüphemiz yok. Öğretmen bu işi yaşam tarzı olarak görmeli.

MEMLEKETTE EN ÇOK MÜDAHALE EDİLEN ALAN EĞİTİM SEKTÖRÜ

Eğitim de fiziki etkenler var iyileştirilmeli. Eğer biz eğitim seviyesinden bahsediyorsak, sahadaki uygulayıcıların işlerini doğru yapıyor olmasıyla ilgili değil. Sistemi doğru yönetmesiyle alakalı bir şey. Bu memlekette en çok müdahale edilen alan eğitim sektörü. Bu şuna benzer. Tarlaya bir tohum ektik, daha tohum filizlenmeye yeni başlayınca yaprakları hiç canlı görünmüyor bunu sökelim yerine yenisini dikelim. Bir bırakın hasatta ne var ne yok bakalım ona göre karar verelim.

ÖĞRENCİLERİN BİR HEDEFİ YOK

Masanın başında planlanan iş bazen sahada başarılı olmuyor. Yetişen öğrencilere bakıyoruz, öğrencilerle konuşuyoruz, ne olacaksın diyoruz, ben avukat olacağım diyor. Avukat olacağım diyen çocuk fen lisesinde okuyor. Belki ben eczacı olurum diyor ama bir hedef yok planlama programlama yok.

ÇOCUKLARIN MUTLU İNSANLAR OLMASI ÇOK ÖNEMLİ

Bir hayali gerçekleştirmek için emek vermek gerekiyor. Temelde bu çocuklarımızın, geleceğimizi emanet edeceğimiz bireylerin, kişilik ve karakter olarak, yapı olarak herkes tarafından kabul edilmiş normlarda olması, mutlu insanlar olması çok önemli. Maalesef mutlu olmak, kendinden emin olmak, bu memlekette eğitim kariyeri anlamında sizi bir yere getirmiyor. Sistemde kalite şöyle derecelendiriliyor. Benim çocuğum bulunduğu ilde fen lisesi kazanmışsa başarılı. Kazanamamışsa olsaydı iyiydi ama başarılı çocuk yetiştirememişim. Böyle bakıldığı müddetçe eğitimde kaliteden söz edemeyiz. Bu manada velileri de suçlayamıyorum. İyi puan alırsa prestijli mesleklere ulaştırabilecekleri için velinin konuya böyle bakıyor olması gayet normal.

GELECEĞİ İNŞA EDECEK BİREYLER YETİŞTİRİYORUZ

Esnaf bir velimiz vardı lisede öğrencisini okuttuk. 11. sınıfa geldi. Çok rahat bir öğrenci bir o kadarda kendinden emin bir öğrenci. Çalışmalısın diyoruz. Çocuk bize ben YGS’den şunu alacam, ben iç mimar olmak istiyorum, şu anki potansiyelimde bu yeterli, üniversitem bile belli. Neticede sınava girdi söylediği puanı aldı. Telefonda aradım ve kendisi de söyledi istediği üniversiteye gitti. İlk yılında velimizle görüştüğümüzde şunu söyledi. Oğlum sürekli alanıyla ilgili seminere toplantıya katılıyor. Şuan yaptığımız işle ilgili kendi adını verdiği ürün çok satan bir ürün. Çok marka bir üniversiteye gitmedi ama mutlu olacağı bir bölüme gitti. Hayatı boyunca mutlu olacaktır. Ne istediğini biliyordu ve yaptı. Karar verdiğinizde o sonuca ulaşıyorsanız başarı elde ediyorsunuz. Mutlulukta paylaştıkça artan daha fazlasıyla geriye dönüş aldığımız bir kavram bana göre. İnsanların bu şekilde ideallerinin peşinden koşması önemli. Biz robot yetiştiren firma değiliz. Prestijli mesleklere öğrenci sağlayan kurumlar değiliz. Geleceğin inşasındaki bireyleri yetiştiriyoruz.

VELİ EĞİTİMİN DIŞINDA

Düzce’deki veli eğitimin maalesef birazcık dışında. Özel okuldaki son bir kaç senede bu çok hızı yavaşta olsa değişmeye başladı. Özel okulların zor olduğu bir lokasyondayız. Bulunduğumuz bölgede özel okulculuk ticareti kaygılarla tercih edilen bir kurum. Özel okula gönderirken veli şunu düşünüyor. Parasını ödüyorum, giydirip kuşandırıp gönderiyorum neden sınavları kötü gidiyor diyor. Özel okul verdiği hizmetin karşısında tabi ki karşılığını isteyecek bununla ilgili rehberlik hizmetleri önemli. Öğrenciyi yönetilmek için veliyi yönetebilmek lazım.

VELİ İYİ POLİS, EĞİTİMCİ KÖTÜ POLİS OLUYOR

Okullarda telefon kullanılmasını istemiyoruz. Sınav yapıyoruz sınavda öğrenci cep telefonuyla ilgileniyor. Öğretmen telefonunu kapatır mısın diyor kapatıyor öğrenci. Bir müddet sonra telefonu yeniden açıyor ve öğretmen telefonu elinden alıyor. Öğretmen ile öğrenci bana geldi. Aynı öğrenciyle bir kaç kere daha yaşamıştık. Velinizi çağırıyorum, telefonu kendisine teslim edeceğim dedim. Velisi yarım saat sonra geldi. Dedim ki, sizin çocuğunuz birkaç ay sonra sınava girecek, ancak tek derdi telefon. Biz öğretmenleri olarak siz velisi olarak bunun yanlış olduğunu anlatmalıyız. Müsaadeniz olursa hafta sonu ceza olarak telefon okulda kalsın dedim. Aldığım cevap çok enteresan oldu. Veli bana, “Beni hiç çocukla karşı karşıya getirmeyin. Hiç önemli değil disipline verin ama telefonu geri verin” dedi.  Eğitim de veli hep iyi polis olmak istiyor. Bizden de kötü polis olmamızı bekliyor. Tamam biz kötü polis olalım ama bir kere de sen kötü polis ol. Bu bakış açısıyla sadece özel okula bedel ödemekle her şeyin iyi gittiği düşünülemez.

NE ZAMAN VELİ OKULLA KOORDİNELİ ÇALIŞIRSA O ZAMAN KALİTELİYİ YAKALARIZ

Velinin eğitimin içinde olması şart. Ancak baktığınız zaman çok da içinde yer almıyor. Bu algı yavaş yavaş kırılıyor ama hızı standarda yetişebilmek için çok yeterli değil. Şuan koşuyor olmamız gerekiyor. Bu bence kanayan yara. Ne zaman veli okulla koordineli çalışırsa o zaman kaliteliyi yakalarız. Bir sıkıntı bir problem oluştuğunda veli kendisinin veya çocuğunun suçlandığını düşünüyor. Derdimiz kabahatin kimde olduğunu ispatlamak değil. Bir günah keçesi aramak değil. Bu sorunu paylaşalım, rehberlikte bulunalım ve problemin bir daha oluşmaması için zemini hazırlamalıyız. Benim çocuğum bunu yapmamıştır deyip kestirip atmamak gerekiyor.

ÖZEL OKULLARI TAŞERON FİRMA OLARAK GÖRMESİNLER

Özel okulculuk faaliyette bulunduğu lokasyona göre şekillenmek zorunda. Farklı illerde farklı beklentisi olan veliler aynı hizmet alanlarının devam etmesini istiyorlar. Bugün İstanbul Kartal’dasınız, Bostancı’da Ataşehir’de size hiçbir şekilde gelip bizim öğrencimizin matematik neti niye düştü diye sormuyor veli.    Bu hafta sonu ebru kursu vardı, mutlu mu çocuğum? Ebrudan sonra keman dersi vardı hoca erken bitirmiş, ne zaman telafi edeceğiz diye sorgular. Bana göre eğiteme doğru yaklaşım önce çocuğa öğrenci olma noktasında temel disiplini vermekten geçiyor. Düzce’de velilerimiz maalesef şunu yapıyor. “Hocam benim çocuğum gitara gidiyor ama gerekirse gitmesin”. Veli önce sınav diyor. Özel okulları, Üniversitelere veya marka olmuş liselere öğrenci yetiştiren taşeron firma olarak görmesinler. Veliler bizimle sürekli iletişimde bulunmalı. Eğer biz taşeron bir firma değilsek ki değiliz, mademki biz kendinden emin, hayata doğru bakmayı becerebilen, mutlu olmak için her zaman sebep bulabilen, dürüst bireyler yetiştireceğiz, veli olay yaşandıktan iki ay sonra üç ay sonra okulla istişare içinde olmamalı. Hemen onun sabahı gelip çocuğun problemlerini söylemeli. Maalesef şunu görüyoruz “Çocuk dünkü sınavda kötü not aldı neden” diye geliyor veli.

SİSTEMİN EKSİKLERİNİ VELİ KAPATABİLİR

Velilerimizden ricamız, liseye giden öğrencilerin, dersin dışındaki etkinliklere, aile olmaya, sohbet alanlarına ihtiyaç duyduklarının farkına varın. Çocuklarınızı sınavlarla yargılamayın. Onların birey olduklarını farkına varın. Onlarla günün analizini yapın, sohbet etmekten kaçınmayın. Belki bunlara biraz daha fazla zaman ayırabilirsek sistemin eksikliklerini biraz daha kendi içimizde yok edebiliriz.

SERVİSÇİ PSİKOLOJİK TESTTEN GEÇİYOR, ÖĞRETMEN KPSS’DEN PUAN ALSA YETİYOR

Diplomayı yeterlilik belgesi olarak algılamıyoruz. Devlet bir yetki belgesi verir, örneğin matematikten mezun olmuş, matematik öğretmenliği için yetkilendirilmiş bir kişiye iyi yaparsın kötü yaparsın demiyor. Bu noktada sistemde sıkıntı var. Servisçiye bir sürü belge soruyor. Psikolojik testlerden geçiriyor. Bugün YGS ve KPSS’den yeteri kadar puanı alıyorsanız öğretmen yapabiliyorsunuz. Servisçiye bile SRC belgesi isteyip psikolojisini denetliyorsun ama yıllarca binlerce on binlerce insana rehberlik yapacak insanları böyle bir sisteme tabi tutmuyorsun. 

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...