Kültür’lü Olan Kazanır

Kültür’lü Olan Kazanır
, Dosya
Kültür Eğitim Kurumları Genel Müdürü Birol Güney, Kültür Eğitim kurumlarının kurulum ve gelişim sürecini anlatırken, iyi öğretmen, iyi veli , iyi öğrenci ve başarılı kurum nasıl olunur konusuyla ilgili bilgiler verdi. Güney, Düzce’de eğitim kalitesini yükseltmek için yapılabilecek çalışmalarla ilgili de fikirlerini paylaştı.

ANKARA FEN LİSESİ’NE ÜÇ ÖĞRENCİ SOKTUK

Düzce’den Galatasaray’a, Ankara Fen Lisesi’ne, Kabataş’a öğrenci gitmiyordu ya da uzun aralıklarla gidiyordu. Bunun nedeni nedir diye kafa yorduk. Düzce iki metropol arasında bir il, dilimiz İstanbul dili, neden biz bu okullara öğrenci göndermeyelim ki dedik. O zaman biz parası olmayan, zeki olan ve önünü açamadığımız öğrenci guruplarına yönelme kararı aldık. O yıl aldığımız öğrencilerle Ankara Fen Lisesi’ne üç öğrenci soktuk. Düzce’den bir kurumdan ilk defa böyle bir başarı çıkmıştı. Bu bizi heyecanlandırdı ve bu kararlar doğrultusunda yeniden yapılandırma yapmak istedik. Öğretmen kadrosunu iyileştirelim ve iyi bir ekiple yola devam ederiz dedik. Devlete atanmayacak, uzun süre bizimle çalışacak, kurumsallaşmayı kabul edecek kadroya ihtiyacımız vardı. Bu kadroyu 3 yıl içinde oluşturduk. Birlikte görev yaptığımız öğretmenlerimizin çoğu bizimle 10 - 15 yıldır çalışıyor. Özel sektörde süreklilik fazla yoktur ama bizde öyle olmadı. Biz bir kültür ailesiyiz, üstelik büyük bir aileyiz. Topluma karşı sorumluluklarımız var ve bunun bilincinde olarak hareket ediyoruz.

KENDİMİZİ REVİZE ETTİK

  Bulunduğumuz şartlarda verimliliği en üst seviyede kullanmaya çalışıyoruz. Müfredatı, kazanımları ve davranış kazandırma ve memleket sevgisini öne alarak kendimizi revize ettik. Özel okul mantığıyla hareket ederken yabancı dilin önemini de yeniden değerlendirme fırsatını bulduk. Dünyada toplumların birbirine çok yaklaştığı bir ortam, ikinci bir yabancı dil  öğretiminin gerekli olduğunu gösterdi. 3 yıl öncesinde bir dil yetmez diyerek ikinci bir yabancı dili seçmeli olarak öğrencilerimiz görmeye başladı.

İLLER ARASI SIRALAMAMIZ BÖYLE OLMAMALIDIR

Buradaki asıl mesele eğitim – öğretimde Düzce’de ki seviyenin gözden kaçırılmamış olmasıdır. Türkiye ortalamasının üst seviyesinde olmamız gerekiyor. İstanbul dilini kullanıyoruz ama nasıl olurda okuduğumuzu anlamayız, bir üst seviyeyi neden model olarak almayız. Çocukta mı sorun, bizde mi, velide mi yoksa idarecilerde mi? Çocuğu motive edememenin karşılığı nedir? Ben Düzce’de yaşayan biri olarak bu duruma çok üzülüyorum. İller arası sıralamamız kesinlikle böyle olmamalıdır.

ÖĞRENCİ HER KAYNAĞI SONUNA KADAR KULLANMALI

Tabi birçok konuda yanlış yapıyoruz. Okullarda ek kitap kullanımına izin vermiyoruz. Bu konuda hassas dengeler var bunu da biliyoruz. Ek kaynak öğrencinin kapasitesini kullanma ile ilgiliyse neden önüne engel koyalım. Öğrenci her kaynağı sonuna kadar kullanmalı. Milli Eğitimin verdiği kitaplar, sınav sistemi için tek başına yeterli değil.

SINAV SORULARININ TAMAMINI LİSE ÖĞRETMENLERİ HAZIRLAMALI

Eskiden soruları akademisyenler hazırlıyordu. Şimdi yüzde 50 öğretmen yüzde elli akademisyen hazırlıyor. Bence sınav sorularının tamamını lise öğretmenleri hazırlamalı. Ancak soruların yüzde 50’si hala akademisyenler tarafından hazırlanırken, ek kaynak kullanma ihtiyacı var. Sistem değişir, müfredata uyarlanır o zaman ek kaynak kullanmaya gerek kalmayabilir. Ancak şu anda ek kaynak gerekli görünüyor.  Başarılı öğrencilerle gerektiği kadar ilgilenirken, motive olmamış ya da olamamış öğrencilerle yetenekleri ölçüsünde ilgilenmek gerekir.

 EĞİTİM-ÖĞRETİM  VE SINAVDA BAŞARILI OLMA KONSEPTİNİ KURDUK

Dershaneler kapandıktan sonra bir boşluk oldu. Veliler o dönemde bize çok geldiler ne yapacaklarını sordular. O dönemki veliler hep kaygılıydı ve çocuğunun geleceğiyle ilgili ne yapabiliriz sorusunu sordular. Biz liseyi kurarken hem eğitim-öğretim konseptini hem de sınavda başarılı olma konseptini uygulayalım dedik ve bu boşluğu doldurmuş oluruz dedik.

KÜLTÜR AİLESİ GEREKENİ YAPIYOR DEMEKTİR

Hem okul, hem de sınav ile ilgili uyguladığımız yöntem veli ve öğrenciler tarafından memnuniyetle karşılandı. Sabah okula geldiğinde hiçbir materyale ihtiyaç duymadan ihtiyaçlarını karşılayıp akşam mutlu bir şekilde evine dönüyorsa kültür ailesi gerekeni yapıyor demektir. Çocuk üniversiteye hazırlanırken kendi kafasındaki doğruları harekete geçirebilsin istedik ve böyle bir sistem kurduk. Her gün okulda soru çözümleri yapıyoruz. Günün konularıyla ilgili tekrarlar yapıyoruz. Cumartesi günleri saat 1’e kadar da etüd yapıyoruz. Biz lise olarak 2 yıllık bir liseyiz, eğitim uzun süreçtir. Bu sistemi Düzce’de yerleştirip Düzce’de ki eğitimin başarısına katkıda bulunmak istiyoruz.

ÇOCUK ,ÖĞRETMENİ BİLGE KİŞİ OLARAK GÖRMELİ

Çocuk ,öğretmeni bilge kişi olarak görmeli. Öğretmen sabah akşam okumalı. (Gazete, internet, dergi vs .)Güncel  olaylarla ilgilenmeli. Şimdi yeni gelen öğretmenlerle sohbet ediyorum. Çocuklara nasıl davranıyorsun, nasıl konu anlatıyorsun iletişimi nasıl kuruyorsun diye soruyorum. Öğrenciler derste ve dışarıda öğretmeni bilge kişi olarak görüyor. Bir bilgiyi aktarırken öğrenci ile iletişim kurabilmeniz için, öğrencinin sosyal yanını, psikolojisini, ekonomik durumunu ve gelecek ile ilgili kaygılarını bilmeden iletişim kurmanız mümkün değildir. Çocuk üzerinde hakimiyet kuracaksınız ve ilgisinin sürekli sizde olmasını  sağlayacaksınız. Yeni öğretmenlerimize ön ayak olmak ve sisteme kısa sürede kazandırmak hem idarecilerimizin hem de deneyimli öğretmenlerimizin görevidir.

ÇOCUKLARIN REHABİLİTASYONU İÇİN  ÖNLEMLER ALINMALI

Öğretmenlerin öğretmenlik formasyonu akademik eğitimle tanımlanmış, eğitim ayağı biraz geride kalmış. Bir çocuk bir yanlış yaptığında öğretmen hemen gelip çocuk böyle yaptı diye şikayet ediyor. Öğretmen çocuğu tanımıyor, çocuğun psikolojisini bilmiyor, o andaki ruh hali nasıl, anne babası  ne durumda olduğunu bilmiyorsanız bu çocukla iletişim kuramazsınız. Tabiiki öğrencilerin psikolojik yapısını araştırmak lazım. Çocukların rehabilitasyonu için il genelinde önlemler alınmalı ayrıca yönlendirme adına eğitim verilmeli. Eğitimci öğrencileri çok iyi tanımalı. Onun ruh haliyle çocuğa yaklaşılmalı.

 İLGİ VE YETENEK TESTLERİNİ ÇOK İYİ YAPMAK GEREKİYOR

En önemli şeylerden biri de yetenekler. İlgi ve yetenek testlerini çok iyi yapmak gerekiyor. Çocuk 12. sınıfa geliyor hangi mesleki eğitimi alarak hayata gireceği mesleği bilmiyor. Anasınıfından itibaren yetenekleri keşfedilmeye başlanmalı ki 12.sınıfa gelinceye  kadar ki ara dönemde kendini tanısın ve bu yönde yönlendirilebilsin . Böyle bir çalışma verimlilik açısından ülkenin kalkınmasında etkili olacak demektir.

ÖĞRENCİLER NEYİ TERCİH EDECEKLERİNİ BİLMİYOR

 Bu çocukların ilgi ve yeteneklerini tespit etmeye anaokulundan başlayabiliriz. O yaşlarda kolayca tespit edilebilir, ilkokulda yavaşça şekillenir, ortaokulda yetenek testleriyle çocuğun yapısı netleşir. Şuanda öyle bir sistem yok. Üniversite tercih zamanı geliyor ama neyi tercih edeceklerini bilmiyor çoğu.

KAFASINDAKİ MESLEKLE REELDEKİ AYNI OLMAYABİLİYOR

Bilinçli veliler çocuklarını yönlendiriyor. Bazen çocukların kendi isteklerini de dikkate almalıyız. Küçük yaştan beri çocuğa ne olacağını onunda isteklerini dikkate alarak söylemek lazım, yönlendirmek lazım. Seçecekleri meslekleri inceleme ve araştırma imkanı sunmak lazım. Öğrenci kafasındaki mesleği yerinde de inceleyip görmeli. Kafasındaki meslekle reeldeki aynı olmayabiliyor.

EN GÜZELİ ÇOCUĞA HAFTALIK PARA VERİP PLANLAMASINI YAPMASINI SAĞLAMAKTIR

Çocuklara aileler fazla para vermemeli. Çocuk dara düştüğünde ekonomik olarak girdileri olmadığında psikolojisi bozulmasın diyorum. Çocuğa çok para verirseniz haylazlık yapmaya yol vermiş olursunuz. En güzeli çocuğa haftalık para verip planlamasını yapmasını sağlamaktır. Çocuğa harçlık verilirken kesinlikle denge olmalı. Fazla para verirsen vurdum duymaz oluyor, ileride parayı iyi planlayamıyor.

DÜZCE VELİSİ, ÖĞRENCİ KONUSUNDA ÇOK BAŞARILI DEĞİL

Düzce velisi, öğrenci konusunda çok başarılı değil. Anne baba öğretmenin çocuğa verdiği çalışma planını denetlemeli. Velinin ilgili olması gerekiyor. Çocuklar hayata hazırlanırken hayatla barışık olması lazım. Sürekli ders çalışmak değil, çocuğa nefes alacak fırsat da vermeliyiz. Haftanın 7 günü biz de çalışsak nefes alacak zaman istiyoruz. Çocuklarda böyledir. Çocuklara nefes alacak zaman yada sosyal aktiviteleri yapması için fırsat vermek gerekiyor.

VELİ OKUL İLE SÜREKLİ İŞ BİRLİĞİ YAPACAK, ÇOCUKLA SOHBET EDECEK

Velinin ilgisi az, öğrenciye karşı. Çocuğu okula gelip bırakıyor parasını veriyorum, kitaplarını alıyorum, ben üzerime düşeni yaptım diyor. Bunlar sadece rutin olarak yapması gereken şeyler. Çocuğun kaynak kitaba ihtiyacı var mı, okulda ne oldu, dersi dinleyebildi mi? Velinin bunları sorgular gibi değil de sohbet eder gibi öğrenmesi lazım. Bu anlamda bizim Düzce velisinin bunu dikkate alması gerekiyor. Yapmadığınız an kişisel gelişimini, hangi kavramları öğrendiğini bilemezsiniz. Veli okul ile sürekli iş birliği yapacak, çocukla sohbet edecek. Gecikmiş adalet, adalet değil diyorlar ya eğitimde de öyle bir sorun varsa geciktirmeden o anda çözmek gerekiyor. Her gün ne yaptığı ile ilgilenilmediğin de, aile kendi kültürüyle çocuğunu yetiştirmiyor demektir.

BASKI SÜNGER GİBİDİR

Eğitimde baskıyla bir yere varılamaz. Baskı sünger gibidir. Batırırsınız şekillenir, baskıyı kaldırdığınız an eskiye geri döner. Eğitimde ikna vardır. Çocuğu kazanmak istiyorsanız ikna edeceksiniz.

DÜZCE’DEKİ ÖĞRENCİLERİN PROFİLİNİ, HARİTASINI ÇIKARMALIYIZ

Düzce’de eğitimi yükseltmek için, eğitimin içinde olan kişiler, bürokratlardan, il müdüründen, şube müdürüne kadar biz ne yapmalıyız diye bir çalışma yapılmalı. Bu sürekli bir çalışma olmalı. Düzce’deki öğrencilerin profilini, haritasını çıkarmalıyız. Ekonomik, sosyal, kültürel, akademik olarak bu işi bilen insanlardan destek almalıyız. Biz değişiklikleri hemen yakalayamayabiliriz. Ne yapılması gerektiğinin tespit edilmesi gerekiyor. Yaptığımız iş doğru mu yanlış mı ona bakılmalı. Bunun için pilot okul, pilot sınıf seçilebilir. Bu yapıyı tahlil etmeliyiz. Önce teşhis edeceğiz sonra tedavi edeceğiz.

Kültür olarak eğitimin hizmetkarı olmaya devam edeceğiz

Sonuç olarak eğitim, eğitime gönül verenlerin işidir. Kültür eğitim kurumlarının kurucusu, eğitimi planlamada başında bulunan birisi ve tüm çalışanları olarak Düzce’nin eğitimine  gönül verdik ve eğitimin hizmetkarı olmaya devam edeceğiz.

Her gününüz bugünden daha başarılı olması dileğiyle sağlıklı günler dilerim.

 

 

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...