ÖĞRENCİ BİZE ÜNİVERSİTEYİ KAZANMAK İÇİN GELİYOR

ÖĞRENCİ BİZE ÜNİVERSİTEYİ KAZANMAK İÇİN GELİYOR
, Dosya
Düzce’de uzun yıllar öğretmenlik yapan ve bu yıl Uğur Liselerinde Müdür olan Nazmi Kıran, hem Uğur Liselerini, hem de Düzce’deki eğitimi anlattı. Yılların tecrübesini eğitimle ve yöneticilikle birleştiren Kıran, eğitimde veli, öğrenci, okul işbirliğinin mutlaka başarıyı getireceğini belirtti.

Uğur Liseleri, 14 yıllık dershane geçmişinden gelen dershanelerin kapatılma sürecinden sonra temel liseye dönüşen bir kurum. 250 civarında öğrencimiz mevcut. Yıl sonuna kadar kayıtlarımız devam ediyor. 35 öğretmen ile hizmetimizi sürdürüyoruz. Öğrencilerin dershane yerine Üniversiteye hazırlanabilecekleri en önemli basamak temel liseler. O açıdan rağbet görüyoruz.

GENÇLER ÜNİVERSİTE KAYGISI YAŞAMIYOR

Düzce Kız Meslek Lisesi’nden emekli oldum. 35 yıl kız meslek lisesinde görev yaptım. Bundan bir kaç yıl önce illerin üniversite başarıları il il yayınlanırdı, artık yayınlanmıyor. Bir açıdan şöyle iyi oldu. Düzce’de Meslek lisesi çok. Sıralamada geride olmamız Meslek Lisesi çokluğundan kaynaklanıyor. Birde gençler gelecek kaygısı yaşamadığı için Üniversiteyi düşünmüyorlar. Düzce’nin gelir kaynakları biraz fazla, sanayi var, tarımı var, ataerkil yapı hala devam ediyor. Doğal olarak gençler gelecek kaygısı yaşamıyor. Bu nedenle eğitim biraz geride kalıyor diyebiliriz.

BU SİSTEM YANLIŞ GİDİYOR

Herşey de Avrupa’yı örnek alıyoruz. Mesela Avrupa Birliğine girelim diye bir mücadele ediyoruz. Doğru neredeyse onu görüp getirmemiz lazım. Biz doğruyu yakalayamıyoruz. Sabahçı öğrenci sistemi var. Bu Avrupa’da var mı? Öğrencilerimizin çantalarını velisi bile zor taşıyor. Kendi çocuğumuza kendi isteğimizle 15 kiloluk çantayı nasıl verebiliriz? Bu sistem yanlış gidiyor. Aynı dönem içinde ilkokul ile ortaokulu birleştirdik. Daha sonra ayırdık. Hangisi doğruydu? Yukarıdaki insanların doğruyu yakalamakla ilgili kararlı olması gerekiyor. Avrupa’da öğrenci dersi yapıyor, bitiriyor, sınıftaki kitabını çantasını dolaba bırakıyor. Öğretmen 15 saat çalışıyorsa, 15 saat Akademik çalışma yapabiliyor. Bizim öğretmenler 30 saat çalışıp zaman ayıramıyor. Bunları düzeltemezsek eğitimi verimli hale getiremeyiz.

DOĞRUYU YAKALAMAKTA KARARLI OLMALIYIZ

Öncelikle biz doğruyu yakalayalım diye niyet edilmeli. Nasıl bizim ecdadımız Avrupa’ya medeniyeti getirmiş, temizlikte, inançta, adalette. Onlardan varsa iyiyi bizim almamız lazım. Necip Fazık Kısakürek’in bir lafı var. “İşleri var, dinimiz gibi. Dinleri var, bizim işimiz gibi” diyor. Yöneticilerimizin doğruya yönlendirmede kararlı olması lazım.

DÜZCE BU FİZİKİ HALİYLE TEKLİ ÖĞRETİME HAZIR DEĞİL

Bu işin altyapısı olmazsa olmaz. Fiziki yapıda tam düzenli olmamız lazım. Sınıf şu kadar olacak, hacim şu kadar olacak, gibi kurallarımız var uymak zorunda olduğumuz. Bizim için olduğu gibi Devlet okulları için de bu kurullar böyle olmalı. Eğitimde fiziki şartların da tamamlanıp, Başbakanımızın da açıkladığı gibi ikili öğretimin bitirilip tekli öğretime geçilmesi şart. Ancak Düzce bu fiziki haliyle tekli öğretime hazır değil. DÜZCE VİLAYET OLMA ANLAYIŞINI YAKLAYAMADI

Düzce vilayet oldu ama fiili olarak tam bir vilayet olamadı. Kız Meslek Lisesi binası taşındı ve eğitime başladı. 1 yıldan fazla zaman oldu ancak eski okul binasının enkazı hala kaldırılamadı. Vilayet anlayışı çok başka bir şey. Düzce henüz bu anlayışı yakalayamadı.  

ÇOCUĞUN ARKASINDA VELİ YOKSA, ÇOCUK HAYATA İYİ HAZIRLANAMIYOR

Eğitimde veliler ile sıkıntılarımız var. Devlet’te de böyle özelde de böyle. Veli öğrenciyi gönderdikten sonra “Ben üzerime düşeni yaptım. Çocuğu okula gönderdim. Sonrası benden çıktı” diye düşünüyor. Birlik beraberlik sağlanmıyor. Kendileri yapabilecekleri halde mi yapmıyorlar bilmiyorum. Bir veli çocuğunun veli toplantısına neden gelmez? Veli, önemsemiyordur, işyerinden izin alamıyordur veya sorumsuz bir veli olduğu için gitmiyordur. Ama genele bakarsanız bir çok veli toplantılara katılmıyor. Çocuğun arkasında veli yoksa, çocuk hayata iyi hazırlanamıyor. Arkasında eleştiren veya aferin diyen biri olmayınca çocuk kendini eksik hissediyor. Olumsuz hareketler, sözler sarf eden bir öğrenciye dönüşüyor.

ESKİ ÇOCUKLAR ANNE-BABA ŞEFKATİ, NENE KUCAĞI SICAKLIĞI İLE BÜYÜDÜ

Çocuklar sabah okula giderken evde kimse olmuyor veya akşam eve geldiklerinde yine kimse olmuyor. Gelecek toplum için bu durum büyük tehlike aslında. O boşlukta öğrencilerin çeşitli sapmaları olabilir. Manen sapar, madden sapar, sevgisiz kalır. Eski insanların daha oturaklı olmasının sebebi nedir? Hem ana baba şefkati ile hem ninelerin kucağındaki güven ile büyümüşler. Bu suçlama değil, tespit. Zaten şuanda  görüyorsunuz, gençler sorumsuzca büyüyor. Kapıda oynarken çocuğu çalınıyor. İnsan unsuru benim için çok önemli. Dolayısıyla bu konuda birşey yapılabilir mi? Ancak veliler uyarılabilir. Devlet’in yapacağı çok birşey yok. Gelir düzeyi az olunca anne de baba da çalışmak zorunda kalıyor.

VELİ DEVLETTE DE ÖZELDE DE AYNI VELİ

Özel okulda çalışırken veli profilini devletten çok farklı görmedim. İnsan yine Düzce’nin insanı. Buraya çocuğunu gönderen bazı şeylerden feragat ediyor. Mesela iki askeri ücretle çalışan bir aile, birini çocuğuna harcıyor. Eskiye oranlandığında oranın azaldığını veya arttığını söylemek zor. Bu oran ilköğretimde fazla. O zaman bir heves var. Yeni başlamış çünkü çocuk okula. Ama ortaokul ve lisede farklı bir konuma geliyor.

RÜZGAR BİZİ SAĞA SOLA SAVURUYOR

Temel liselerin akıbeti ne olacak bu konuda bir belirsizlik var.  Anadolu Lisesi mi olacağız 4 yılın sonunda ya da Mesleki Lise mi olacağız? Devlete bağlı olarak ona karar verilecek. Şuan bir belirsizlik var. Bir gün sonra ne çıkacak belli değil. Hepimiz havadayız. Rüzgar bizi sağa sola savuruyor. Bir ihtilal girişimi olmuş, bunu mükemmel bir şekilde bastırmışız. Biz kendi çocuğumuzun karşısına dikildik. Yaradılıştan farklı özelliklerimiz var. Bizi Dünya bir araya gelse yenemez. Çünkü biz kararlıyız ne yapacağımızı biliyoruz. Dolayısıyla yarın ne çıkar, ne olur onlar belli değil. Erken hamle yaptığımızda elimizde kalabilir. Zor bir zamandayız. Yarının ne getireceği hiç belli değil.

EN ÇOK ÖĞRENCİMİZ SON SINIFTA VAR

Bizim artımız ne ona bakalım. Temel Lise’ye öğrenci şunun için geliyor: “Ben Üniversiteye gideceğim” Veli olarak da öğrenci olarak da. Bizde en çok öğrenci 12. Sınıfta. Son sınıfta 6 şubemiz var. Neden son sınıfta öğrenci sayımız çok? Çünkü öğrenci üniversiteyi son sınıfta aklına getiriyor. Bize okumak isteyen öğrenci geliyor. Devlet okulundan da bize geçiş yapılabiliyor. Okullar açıldıktan sonra 1 ayda 65 öğrenci aldık. Son haftaya kadar kayıtlarımız devam ediyor.   

BİZ ÇOCUKLARA KİŞİLİK KAZANDIRMAYA ÇALIŞIYORUZ

Öğrenci hakkını biliyorsa bende bilmeliyim. Burada kurallar var. Telefonları topluyoruz. İlkinde şöyle yapıyoruz. Günlük veriyoruz. Tekrar teslim edilmezse dersten önce “Bir hafta vermeyeceğiz” diyoruz. Bir daha da olursa “Dönem sonuna kadar vermeyeceğiz” diyoruz. İdareci kendine göre bir çözüm bulamamışsa zorluklar yaşıyor olabilir. Ben Kız Meslek Lisesi’ndeyken de telefonu alıyorduk veli geliyordu. “Benim kızımın telefonunu nasıl gasp edersiniz” diyordu. “Karakol şurada yakın, “Git okul Müdürü çocuğumun telefonunu gasp etti” diye şikayet et diyordum. Ben bunu keyfimden yapmıyorum. Biz geneli düşünmek zorundayız. Kuralları insanlar için doğru koyarsanız zorlanma olmaz. Biz veliyi de ikna ediyoruz. Bu okulda düzenli eğitimin yürümesi için olması gereken şey diye anlatıyoruz. Velilerimizin yanlışları olabilir. Herkes farklı bir dünyada onun görmediği şeyi bizim göstermemiz lazım. Biz çocuğu rencide etmiyoruz. Kişilik kazandırmaya çalışıyoruz. Nerede nasıl durması gerektiğini veremezsek yarın iş bulduğunda atılırlar. Özel Eğitim Kurumlarında bu kurallar çok daha ciddi işliyor. Bizim işimiz bu, sabırla anlatacağız. Biz önemsediğimiz için üzerlerine düşüyoruz.

BİR İSTİŞARE KURULU OLUŞTURULMALI

Bizde çalıştığımız sürede zaman zaman eğitimdeki başarıyı yükseltmek adına çeşitli anketler yapıldı, “Şu konudaki öneriniz düşünceniz ne” diye sorular soruldu. Bu tür şeylerin herhangi bir karşılığını görmedik. Rahmetli Avni Akyol zamanında da kredili sistem geldi. Kimseden bir görüş alınmadı. Uygulamalar pilot okullara yapılırdı. En başta yapacağımız şeylerle ilgili bir istişare kurulu oluşturulmalı. Niyet ettiniz, istişare yapmadan başladınız. Yanlışa başlarsanız çevirmeniz zaman alır. İstişare mutlaka olmalı. Düzce’de bu konuda kimleri kapsar, ne olur bilemiyorum. Ama tepeden aşağıya istişare kurulu oluşturulur. Bununla ilgili doğrular tespit edilir. Orada hepsi bir araya getirilip en güzellerinin peşinden gidilebilinir. Ama bizim  aldığımız karara öncelikle biz inanmalıyız. Ben öğrencilerimi temizlik için teşvik ederken, kendim de yerden çöp almalıyım. Emir vererek bir yere varamayız.

BİRBİRİMİZİN GÖZLERİNE DEĞER VEREREK BAKMALIYIZ

Daha önce başka bir özel okulda çalışırken benden başka idareci yoktu. Orası bahçeli bir okuldu. Sabah onları kapıda karşılıyordum. Bir yıl selam verdim böyle karşıladım. İkinci yıl da böyle devam ettim. Ben ayrıldıktan sonra oradaki öğrenci ve öğretmenler “Sizin yaptığınız ne kadar önemliymiş şimdi anlıyoruz” dediler. Birbirimizin gözlerine değer vererek bakmalıyız, hal hatır sorup selam vermeliyiz. Beklentiyle olmamalı bunlar. Biz insanız. Bizi Allah Dünya’ya göndermiş. Herkese yaşam hakkı vermiş. Bunu yapmak Allah’a sevgi saygıdır herkese sevgiyle bakıp selamlaşmalıyız.

 

Bu okulun 5 ortağı var, 5’i de öğretmen. Öğrencilerimiz sürekli bizimle irtibat halinde. Mezun olduktan sonra da çoğu öğrencimiz ile görüşmeye devam ediyoruz. Bizim kurucularımız aynı zamanda öğretmen. Kendi iş yerlerinin duyulması için canla başla uğraşıyorlar. Geri çekilmiyorlar. Çekilirlerse kendileri kaybederler. Bu nedenle de özverili çalışıyorlar. Bu özveri hepimize yansıyor. 

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...