Bir Düzce varmış Türkiye'den İçeri

Bir Düzce varmış Türkiye'den İçeri
, Gezi & Yorum
Düzce meğerse hem fay hatlarının sıklaştığı, sıklaştıkça insanların birbirine kenetlendiği depremlerin bile "yıkamadığı" bir kentmiş.

Aslen Bolu Geredeliyim. Anne tarafım Selanik'ten önce İzmir'e sonrasında ise İstanbul'a göçmüş. Rahmetli anneannem vefat etmeden önce Gerede'nin mis gibi çam kokusuna doyamadığımız yaylalarını gezerdik. Açıkçası genzime dolan o keskin çamların, ardıç kolonyalarının yanı sıra, enfes tereyağının, köy ekmeği ve ayranın tadıydı aklımızda kalan. Bir Bolulu olarak Düzce, özellikle Kaynaşlı, Gerede'den İstanbul'a dönüş yollarında bir tabeladan ibaretti bizim için. Nedense hiç içine girememiş hep etrafında dolanıp durmuştuk bu eşsiz şehrin; Göynük, Akyazı, Mudurnu, Hendek ve Sapanca derken kısmet oldu ve işte yolumuz Düzce'ye de düştü.

Yoksa Türkiye'nin çekirdeği niteliğinde ki bu kültür "atom"una ulaşamayacaktık. Onun beyinlerimizi sarhoş eden zevkine varamayacak ve bu toprakların "Nasıl bir arada ve her şeye rağmen" yaşadığını ve yaşamaya "ilelebet" devam edeceğini, yüreklerimizin en derinlerinde hissedemeyecektik. Meğer Çerkesinden, Abhazasına, Lazından, Gürcüsüne, Türkmen ve Ermenisine varıncaya kadar ne çok kültür, ne çok insan varmış Düzce'de. İşte ispatı, alın size Ceneviz Kalesi, alın farklı bahçe düzenleri ve yemekleriyle Çerkez ve Laz köyleri..  Buyurun bir yanda mağaraları, camileri, kuş cenneti ve şelaleleri, bir yanda eşsiz plajları ve mesire yerleri... Konuralp'te yatan tarihi... İstanbul'u bile doyuran Büyük Melen Çayı...

Düzce'nin Doğasında Rafting Bir Başka Güzel

Düzce'nin anlatılacak ve yaşanacak yeri çok ama özellikle yeşilin bin bir tonunun arasında yapılan rafting turundan bahsetmek istiyorum. 

Rafting ilk defa Amerika'da yapılmış. Adını ise aslında suya dayanıklı ve askeri mühimmat taşımak amacıyla kullanılan "raft" adındaki botlardan alıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda yaygın olarak kullanılan bu botlar savaş bitince de eğlence ve taşımacılık amacıyla kullanılmaya devam etmiş. Rafting için önemli bir adres olan Cumayeri Mevkiine geldik. Burası Düzce'nin turizmde gözbebeği ve biraz sonra kalın lastik malzemeden ayakkabılarımızı giyip iliklerimize kadar ıslanmak üzere kendimizi Melen Çayı'nın bir koluna teslim edeceğiz. Haklı olarak suyun kulaklarımızı dolduran sesinden biraz korkuyoruz. Bazılarımızda vazgeçiyor.

Bulunduğumuz köy ise Dokuzdeğirmen Köyü. Artvin ve Rize'deki parkurlar kadar zorlayıcı olmasa da Melen yılın dokuz ayı raftinge açık bir nehir. Mayıs ayı ise artık dağlarda biriken karların büyük oranda eridiği bir dönem. Dolayısıyla acemiler için uygun bir mevsim. Suyun azgın olmayan bu zamanında uzman eğitmenlerin eşliğinde kayalara "bilerek" çarparak ufak heyecanlar bile yaratabiliyorsunuz. Rengarenk rafting botlarına binmeyi ve kürek tutmayı öğrenmek, karşılaşabileceğiniz tehlikeleri bilmek başlıca eğitim. Bu eğitimden geçen, belli yaşın altında ve kalp, bel ve boyun sorunları olmayan herkes bu spora katılabiliyor.

Biz de kuvvetimiz elverdiğince botumuzu hep birlikte Melen'e indirerek yola çıkıyoruz. Melen Çayı önünüzde ve her renkten bot, renkli balonlar gibi su yüzeyini dolduruveriyor bir anda. Raftingçilerin kafalarında sarı kasklar var. Her botta en fazla 6 kişi olmak zorunda. Fazlası tehlike yaratıyor. Kendimizi suyun akışına bırakıyoruz. Zaman zaman fazla derin olmayan nehrin tabanındaki kayalar ufak girdaplar oluşturuyor. Bir yandan suyla boğuşurken diğer yanda karşınızda yükselen dağlara, yeşile, çiçek kokusuna bırakıyorsunuz kendinizi... Bir de sağdan soldan gelen kuş sesleri, önünüzde çağıldayan su sesine karışınca mest olmamak elde değil. İşte ruh dünyamızda aradığımız musiki... Botlar bazen birbirine çarpıyor ve kısa süreli su savaşları yaşanıyor. Islatılanlar hırslanıyor. Bazen bir kayanın dibinden geçerken rast geldiğiniz yabani papatyaların kokusu sizi alıp o karmaşadan uzaklaştırıyor ve biraz önce yaşadığınız hengameyi unutuyorsunuz. Bir de işin içinde hep birlikte olmanın, aynı botta bir ileri bir geri kürek sallamanın verdiği zevk var. Batarsak ba birlikte, çıkarsak da birlikte...

Rehberimiz Şaban Yıldırım'ın doğma büyüme Düzceli olduğunu öğreniyoruz. Çocuklarını da yetiştirmiş ve bu mesleğe katmış. Eşi ise birlikte kurdukları işletmede yemek ve turistlerin ağırlanmasından sorumlu. Yıldırım, dünyanın en zorlu nehirlerinde bile rafting yapmış. İşini çok seviyor. Bizi suyun 10 metre kadar olduğu bir yerde durduruyor. Yüzmek isteyen varsa girebilir suya diyor. Hemen iniyorum tabii ki, kendimi Melen'in suyuna sırtüstü bırakıyorum. Etraftan sarkan dallara, ağaçlara bakıyorum. Sonsuz bir zevkin ve dinginliğin içindeyim. Çok geçmeden zor zar botun içine alınıyorum. Suyu bırakmak istemiyorum. Sağda solda piknik yapan ailelerin, odun semaverinde demledikleri çayın kokusu burnumuza ulaşıyor. 11 km'lik nehir nasıl bitti anlamıyoruz. Suyun üzerinde yaklaşık 2 saat geçirdik. Hem suyla temas edebildiğiniz, hem dağları seyredebildiğiniz, hem heyecan yaşadığınız rafting Melen'de yapılır. Hiç düşünmeden tavsiye ediyoruz...

Şule Yıldırım

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...