Düzce'de Masalsı Bir Keşif

Düzce'de Masalsı Bir Keşif
, Gezi & Yorum
İstanbul veya Ankara'dan 2 saatlik bir yolculuk ile Düzce'ye ulaşabilir ve 4 şelaleyi de bir günde gezip 7 günlük bir tatile bedel, doğayla iç içe bir gün geçirebilirsiniz.

Önümde göz alabildiğine uzanan yemyeşil vadiler, uzaktan birbirinin içine geçmiş gibi görünen irili ufaklı dağlar, hafif bir meltem sesiyle karışan kuş cıvıltıları ve bunlara ilahi bir enstrüman gibi eşlik eden şelale sesi... Bunlar Yeni Zelanda'yı anlatan belgeselden sahneler değil. Müzik çalarımdan doğal seslerden oluşan meditasyon müziği dinleyip, gözümü kapatarak önümde bu manzarayı da canlandırmıyorum. Bu saydıklarım İstanbul'a ve Ankara'ya iki saatlik mesafesinde ki Düzce'den gerçek manzaralar. El değmemiş yeşil doğası ve büyük kentlere yakınlığı ile günübirlik veya kısa süreli tatil seçeneği olarak yıldızı parlayan,  Batı Karadeniz Bölgesi'nin Düzce İli, birbirine yakın 4 şelalesi ile bir adım öne çıkıyor.

İstanbul veya Ankara'dan 2 saatlik bir yolculuk ile Düzce'ye ulaşabilir ve 4 şelaleyi de bir günde gezip 7 günlük bir tatile bedel doğayla iç içe bir gün geçirebilirsiniz.

Otobandan Gölyaka tabelalarını takip ederek çıktığınız anda doğa yolculuğunuz başlıyor. Şimdi %66'lık ağaçlık alan yüzdesi ile Türkiye'nin en zengin ve güzel ormanlarından birindesiniz. Aracınızın pencerelerini açıp büyük şehirlerde bulamayacağınız mis kokuyu ve bol oksijeni solumaya başlayabilirsiniz. Eğer mevsimindeyseniz yol kenarından dağ çileği, böğürtlen ve daha adını bilemediğim çeşit çeşit yabani meyvelerden toplayıp, belki de sizi çocukluğunuza götürecek bir deneyim yaşamış olacaksınız. 

Samandere Şelalesi - Cadı KazanıYol üstünde yerli aileler tarafından işletilen, hepsi kocaman bahçeli küçük tesislerde kahvaltı edebilirsiniz. Sıcak gözlemeden, son yıllarda hiç yiyemediğimiz gerçek patatesten yapılmış patates tavaya, yöreye özgü taze fasulye kavurmasından, kızarmış peynire kadar kuş sütü eksik denilebilecek bir kahvaltı sofrası sizi bekliyor olacak. 

Kahvaltıdan sonra şelale turuna başlamadan önce, yaban yaşam alanı olarak tescillendirilmiş Efteni Gölü'ne mutlaka uğrayın. Efteni Gölü 150 kuş türüne ev sahipliği yapıyor ve göçmen kuşların göç güzergahında bulunuyor. Göç mevsimlerinde tam bir kuş cenneti olduğu söylenebilir. Su yüzeyine yayılmış yemyeşil geniş yaprakları ve rengarenk açan çiçekleri ile nilüferler seyrine doyulmaz bir manzara yaratıyor. Gölün yerli ev sahibi konumunda bulunan ve nilüfer yapraklarının üzerinde oradan oraya zıplayan kurbağalar ise masalsı bir deneyim yaşatıyor.  

Gölün kıyısında bulunan yangın gözetleme kulesinin 160 küsur basamağını tırmanıp Düzce'nin muhteşem doğa manzarasını panoramik olarak izleyebilir ve profesyonel fotoğrafçı olmasanız bile kartpostal güzelliğinde fotoğraflar çekebilirsiniz.

Birbirinden güzel şelaleler cenneti

Efsanede anlatıldığı gibi Efteni Gölü, Prenses Eftelya'nın amansız yaralarını iyileştirmiş mi bilinmez ama ziyaretçilerinin ruhunu dinginlik ve huzur ile deşarj ettiği kesin.

Efteni Gölü'nde kurbağalar ve nilüferleri baş başa bırakıp Şelale turumuzun ilk durağı olan ve Efteni Gölü ile organik bir bağı bulunan Güzeldere Şelalesine gidiyoruz. 10-15 dakikalık mesafede bulunan Güzeldere Şelalesi'nin girişi mesire ve dinlenme yeri olarak düzenlenmiş. Şelaleye ulaşmak için tahtadan yapılmış 1 km'lik merdiven-yol tarzı bir platformdan aşağı doğru inmek gerekiyor. Çok değil birkaç basamak indikten sonra 135 metreden aşağılara doğru muhteşem bir ahenkle dökülen şelalenin kendisine çağıran sesini duymaya başlıyorsunuz. Birkaç basamak sonra da çevresindeki onlarca bitki, ağaç ve yaban hayvanına, rızkını taşıyan mağrur bir baba edasıyla aşağıdaki berrak gölle buluşan Güzeldere Şelalesini görüyorsunuz.

Güzeldere Şelalesi, dar bir vadide yer alması sebebiyle, merdivenlerle en aşağıya indiğinizde, sizi dış dünyadan tamamen izole etmiş oluyor. 4 bir yanınızın yeşilin her tonu ile bezenmiş olduğunu, duyduğunuz tek sesin kuş cıvıltısı, şırıl şırıl akan su sesi ve yaprak hışırtısı olduğunu hayal edebiliyor musunuz?

Bu güzellikleri arkanızda bırakmış olmanın burukluğu ve 140 basamak çıkmanın yorgunluğunu atmak için girişteki mesire alanında dinlenebilirsiniz. 

Sonra ki şelale durağımız Aydınpınar Takım Şelaleleri. Adından da anlaşılacağı gibi tek bir şelale değil 5 şelaleden oluşuyor. Güzeldere Şelalesi'ne uzaklığı 26 km, Düzce merkeze uzaklığı 10 km kadar. Düzce'nin zengin ağaçlıkları ile örülü en sarp vadilerinin arasından akan 5 şelale önce küçük bir gölette birleşiyor daha aşağılarda tekrar 5 kola ayrılıp yeniden coşkuyla akmaya devam ediyor.

Araçla ulaşım diğerlerine göre biraz daha zor. En yakın şelaleye ulaşmak için 1,5 km'lik patika yoldan yürümek gerekiyor. Yani bu güzelliği görmeye niyetliyseniz 25-30 dk yürümeyi göze almalısınız. Düzce'nin tüm şelalelerini bir günde gezme amacı güden bir turda, yola en yakın iki şelale görülebilir. İşin iyi tarafı bu iki şelaleden biri takımın en büyük şelalesi oluyor.

Alternatif bir gezi planı olarak Aydınpınar Takım Şelaleleri ‘ne trekking turu yapılabilir. Rahat yürüyüş ayakkabıları, uygun giysiler ve diğer yürüyüş ekipmanları ile 5 şelalenin hepsini tek tek ziyaret edip, doğal güzelliklerle dolu bir trekking turu ile stres ve ter atabilirsiniz. 

Bu noktadan sonraki Aktaş ve Samandere Şelaleleri birbirine ters 2 yönde ve eşit uzaklıklarda kalıyor. Düzce gibi doğa harikası bir yerde 50-60 km, uzun ve sıkıcı bir yol olmaktan çok bitmesini istemeyeceğiniz bir keman senfonisi gibi olduğundan, mesafeyi göze alınıp önce Samandere Şelalesine, oradan da Aktaş Şelalesine gidilebilir. 

Düzce merkeze 26 km uzaklıkta bulunan Samadere Şelalesi, 50 metre gibi bir yükseklikten akmasına rağmen Düzce Şelaleleri arasında ki en sert karakterli şelaledir. Hem içinden aktığı sert kayalıklar hem de suyun şiddeti bakımından kendi kurallarını koyan, bulunduğu alana hükmetmeye meyilli bir görüntü veriyor. Arka kayalıklarda oluşan mağara oyuğunda kaybolması ve başka bir kayalıktan tekrar çıkıp "cadı kazanı" denen küçük doğal oluşum bir havuzcuğa dökülmesi de bu asiliğini kanıtlar nitelikte. Su seslerinin yankılandığı mağaralar ve cadı kazanının büyülü havası bana Lord of the Rings filminde ki Gollum'un yaşadığı mağarayı hatırlattı. O yüzden bu şelale benim için artık Gollum Şelalesi.

Son durağımız Akçakoca ilçe sınırları içinde bulunan Aktaş Şelalesi. Samadere'den Aktaş'a doğru giderken sakın aracınızın camını kapatmayın çünkü dallarını isyankar bir şekilde yola kadar uzatmış sağlı sollu fındık ağaçları eşliğinde keyifli bir yolculuk sizi bekliyor.

Aktaş çevresinin sık orman dokusu arasında yer alan irili ufaklı doğal mağaraları görmek ve tahta köprülerden geçmek gibi deneyimler yaşamak için araçta Aktaş Köyü'nde inip şelaleye giden patika yoldan yürümek isabetli bir karar olur. Patika yol boyunca size eşlik edecek ufak bir dere olduğunu da unutmamak gerek. 

50 metre yüksekliğinde bir zafer anıtı gibi duran, dik bir kayanın üzerinden sanatsal bir ritim ile aşağılara doğru inen Aktaş Şelalesi görüntüsü ve sesi ile adeta hipnoz ediyor. Kayanın sağından ve solundan iki kola ayrılıp bembeyaz köpüklerle aşağıya süzülen bu görüntü, upuzun saçlarını iki yana ayrılmış bir su perisini andırıyor.

Bu kadar gezintiden sonra gözünüz yeme içme mekanı ararsa mutlaka çok yakın bir yerde çay-gözleme yapan bir teyze veya ufak bir balık restoranı bulabilirsiniz. Ama Düzce Çarşı'da bulunan Lezzet Köftecisi'nde Arnavut ciğeri, Et Paça Çorbası ve Düzce köftesi yemeden dönmeyin. Arnavut ciğeri özel bir zeytinyağında pişiriliyor. Düzce köftesi birkaç farklı et türü karıştırılarak yapıldığından, hiçbir yerde tadamayacağınız unutulmaz bir lezzet sunuyor. Buranın özel tarifi olan ve sakatat içermeyen Et paça çorbasının da mutlaka tadına bakılması gerekiyor. 

ESRA ŞİMŞEK

Haberler.com

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...