Minyatür Türkiye

Minyatür Türkiye
, Gezi & Yorum
Bir yer düşünün ki 14 farklı dil konuşuluyor. 14 dil… “Minyatür Türkiye” dedim ben. Sonradan öğrendim ki Küçük Osmanlı” diyenler de varmış.

Zeynep Bayramoğlu

Milli gezginimiz Evliya Çelebi’nin yolu 1645’te Düzce’ye düşer. Çelebi, Erzurum’a gitmek üzere Üsküdar’dan yola çıkmıştır. Akçakoca’dan 12 saatlik bir orman yolculuğu sonrası Bolu’nun nahiyesi olan Düzce Pazar kasabasına gelir. Seyahatnamesinde Konuralp’ten ve tuz pazarından bahsetmektedir.

Çok şükür artık Üsküdar’da yaşayanlar için Düzce’ye ulaşmak 1-2 saat almıyor. Bol şeritli yollar sağ olsun,yolculuk maksimum 2 saat sürüyor.

Yüzlerce kez Düzce giriş tabelası önünden geçmişimdir. Hiçbir zaman bu tabelayı takip etmeyi düşünmedim. Sanırım zihnimde “Düzce” otoban kenarı tabelalardaki beş harfli sözcükten ibaretmiş. O nedenle bu beş harfli kelimenin peşinden gidince gördüklerim beni oldukça etkiledi.

Bir yer düşünün ki 14 farklı dil konuşuluyor. 14 dil… “Minyatür Türkiye” dedim ben. Sonradan öğrendim ki “Küçük Osmanlı” diyenler de varmış.

Neden bu kadar dil konuşulduğunu anlamak için Düzce’nin tarihini incelemek de gerekiyor. Düzce’nin tarihi M.Ö. 1390-800 yıllarına kadar uzanıyor. Batı Karadeniz’de ayakta kalan tek antik kent olan Konuralp, Düzce sınırları içerisinde.

Bir süre Bithynia Devleti’nin önemli şehirlerinden biri haline gelen Düzce “Prusias Pros Hypios” olarak anılmış. Şehir Roma hakimiyetine geçince ismi “Prusias An Hypium” olarak değişmiş. Sonları Osman Gazi’nin komutanlarından Konuralp tarafından fethedilen ve Osmanlı topraklarına katılan şehrin adı Düzbazar olmuş.

Payitahtı Anadolu’ya bağlayan bir güzergâh üzerinde bulunan Düzce’de Abdülaziz ve Abdülmecit döneminde Kafkasya’dan, Karadeniz’den, Rumeli’den ve Doğu Anadolu’dan gelen göçmenlerin torunları yaşıyor. Çerkesler, Abhazlar, Lazlar, Gürcüler, Hemşinliler, Tatarlar, Boşnaklar, Kürtler, Bulgaristanlılar…

Önceleri köyler etnik olarak daha homojenken, şimdilerde geçişkenlik biraz daha artmış.

Şehrin kaderini değiştiren olaylardan biri elbette Düzce Depremi. 17 Ağustos Gölcük Depremi sonrası yaşadığımız ikinci büyük felaket 12 Kasım’da gerçekleşen 7.2’lik Düzce Depremi olmuştu. Düzce, deprem sonrası yaralarınıdaha hızlı sarması için 81. İl olarak belirlendi.

Yaşadığı bu büyük yıkım sonrası ayağa kalkan Düzce şimdilerde turistlerin durak noktalarından biri olmak çabasında. Doğal güzellikleri, gülen yüzlü sakinleri nedeniyle maça önde başladığı söylenebilir. Bütün bunların yanında 12 km’lik rafting parkuru ile macera severler için de oldukça cezp edici. Yılda 6 bin kişinin rafting yaptığı tesiste 60 kişilik ekip hizmet veriyor. Üstelik parkur ikiye bölünmüş. 6 km sonrası mola verip, nehirde yüzebiliyor, çay içip dinlenebiliyorsunuz. Gezide beni en çok etkileyen Efteni Gölüydü. Müthiş bir manzaraya sahip.

Yoğun iş temposundan bunalanlar için Düzce köyleri ideal huzur mekânı ve tahmin edilenden daha fazlasını sunuyor.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...