Gelinoğlu: Ben Marsa Çıkmadım!

Gelinoğlu: Ben Marsa Çıkmadım!
, Kültür Sanat
Oxijen Medya Grubunu ziyaret eden Cem Gelinoğlu Nam-ı Diğer Ali Kundilli ile röportaj yapma fırsatını yakaladık. Eski çalışma arkadaşlarını görmek için Oxijen Medya'ya gelen Cem Bey röportajımız sırasında özel açıklamalarda bulundu. Açıklamaları sırasında Düzce ile ilgili hayallerinden de bahsetti. Özellikle Düzce'de gençlerin kıraathaneler yerine yeteneklerini geliştirebilecekleri bir merkez açacağını belirtti. Hayallerinden bahsederken anlattıklarının gerçeğe dönüştürebileceğini hissettiren biri Cem Bey. Yaptığı işler hakkında konuşulurken Gelinoğlu mütevazilikle karşılıyor övgüleri. Marsa çıkmadığını dile getirerek çalışmalarının daha başlangıç olduğunu söylüyor.

Cem Gelinoğlu Kimdir?

1983 yılında Düzce’de dünyaya gelen Cem Gelinoğlu orta okul ve lise hayatını Düzce’de geçirdi. Okulunu bitirmesinin ardından Oxijen Medya grubunda grafiker olarak çalıştı. Reklam sektöründe uzun yıllar çalışan Gelinoğlu hayallerini gerçekleştirmek için İstanbul’a gitti. Kısa video uygulaması olan Vine ile bir çok video çekti. Çektiği videolar onu bir anda fenomen yaptı. Gelinoğlu’nu film yapımcıları aramaya başladı. Ünlü yapımcı Faruk Aksoy ile görüşmesi sonrasında da Ali Kundilli gün yüzüne çıktı. Geçtiğimiz yıl ilk filmi ile bir anda sevilen bir karakter olan Ali Kundulli’nin bu yıl ikincisi sinemalara çıkacak.

Film Serüveniniz Nasıl Başladı?

Ben İstanbul’da yaşadığım sırada Vine çekmeye başladım. Vineları izleyen insanlar yaptığım şeyi sevdikten sonra yapımcılar bana ulaşmaya başladı. Ardından Recep İvediki'n yapımcısı Faruk Aksoy bir gün beni aradı. Tanıştık, film yapalım mı dedi. Yapalım dedim. Nasıl olsun diye sordu. Ben de insanların seveceği, insan evladı, bizden bir karakter yapalım istedim. Birlikte oturduk bu şekilde Ali Kundilli karakteri çıktı. 

Neden Ali Kundilli?

Şimdi birincisi adamın karakteri gereği iyi bir adam. Sürekli icatlarla uğraşıyor. Normal sistemin dayattıklarını kabul etmiyor. Gidip sigortalı bir işte çalışmak ona göre değil. Bu adamın adı Mehmet Fazlı bilmem ne de olabilirdi ama düşündük ki biraz eğlenceli biraz da dile takılan bir isim olsun ve Ali Kundilli ortaya çıktı. İsmi düşündüğümüz zaman insanların ağzında kalması gerektiğini düşündük. Şimdi insanlar beni sokakta görünce, Ali Kundilli demeye başladı. Bu demek oluyor ki insanlara Ali Kundilli'yi sevdirmişiz. 

Düzce’de Vatandaşların İlgisi Nasıl? 

İnsan sevgisi memleketle sınırlı değil. Güzel olan da bu aslında. Ben istanbul’da İstinye Park'ta otururken de insanlar bana gelip sarılıyor. Tabi ki Düzce’de yaşadığımı ve Düzceli olduğumu bilenlerin sevgisi farklı. İşte bizim toprağın çocuğu, bizim memleketin çocuğu, gurur duyuyoruz seninle diyorlar. Benim için önemli olan benimle fotoğraf çektirilmesi değil kişinin benim yanıma gelip, “ben bir çok ünlü gördüm ama seni daha çok seviyorum. Senle oturmak istiyorum” demeleri. Ben bunu çok seviyorum . İnsanlar bizi filmlerimizden ve videolarımızdan biliyor ve samimiyet hissediyor. İnsanların seni sevdiğini hissetmek ünlü olmaktan çok daha kıymetli bir şey. Bunların dışında ünlü olmak çokta güzel bir şey değil. 

Filmleriniz Hakkında Ne Düşüyorsunuz?

Birinci film beklediğimizin üstündeydi. Hem gişe anlamında hem de karakteri sevdirme anlamında. Sosyal alanlarda da çok fazla izlendi film. Birçok insana ulaştı. Kanal D’de yayınlandığında bu sayı daha da arttı. İlk filmi beğenen insanlar ikiyi istediği için ikiyi çektik. İkinci film birinci filme nazaran daha ayakları yere basan bir film oldu. Elbette yine absürtlükler var ama birinci film kadar göze batmıyor. Üstelik daha akıcı olduğu kesin. Daha eğlenceli bir film oldu. İzlediğinizde anlayacaksınız. Ben bu işlerde büyük beklenti yaratmamayı öğrendim. Sadece gişenin benim için anlamı şudur; insanlar filminizi izlemiştir, samimi bulmuştur, sevmiştir. İkinci filminize daha çok insan gelmişse bu demektir ki insanlar sizi sevmiştir. Elbette ki tanıtımların önemi var ama gişe, insanlar seni gönlünde bir yere koydu mu? sorusunu cevaplar. Gişenin benim için anlamı bu. Biz filmi evde oturup izlemek için yapmıyoruz. Ne kadar gişe demek filmin o kadar sevilmesi anlamına geliyor. Elbette teknik olarak kazanç anlamına da geliyor ama gerçek anlamda ilgilendiğim tek şey Ali Kundilli karakterinin ve hikayelerinin sevilmesini istiyorum. 

Filmin Devamını Düşünüyor Musunuz?

Belirttiğim gibi gişenin iyi olmasından dolayı 3 ve 4 gelecek şeklinde algılayamayız bunu. Bence şöyle yine dediğim gibi gişeden bahsettik, bir film sevildiğinde insanlar bu işleri kitlelere güzel şeyler ulaştırmak için yaparlar. Bizde kitleleri eğlendirmek için yaptık bu filmi. Eğer ki ikinci film çok sevilirse sürekli insanlar üçüncünün çıkmasını isterlerse bu olabilir o zaman. Yani ikiyi çektik, baktık birden sonra iki geldi üçte dörtte kesin gelir demek yanlış olur. Çünkü hayatımız boyunca insanlara tek karakter izletme durumumuz yok. Benim daha yapmak istediğim projeler var. Daha güzel belki eğlenceli belki de daha dramatik işler var. Onları da yapacağım. 

Düzce İle İlgili Planlarınız Nelerdir?

Düzce’de çok fazla yetenekli insan olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu düzeltmem gerekirse, Düzce’de çok özel insanlar olduğunu biliyorum. Düzce’nin bazı sorunları olduğunu düşünüyorum. Yıllardır özellikle sanat konusunda Düzce’de birçok insanın zamanla ziyan olduğunu gördüm. Kendimden yola çıkacak olursak ben gençliğimin ve çocukluğumun en kıymetli yıllarını Düzce’de geçirdim. Gençliğimde bir arkadaşımdan gitar çalmayı öğrendim. O zaman çok az insan Düzce’de gitar çalabiliyordu. Gidebileceğim sadece olimpiyat evinde bir kurs vardı. Birde o zamanlar gençlik merkezinin her zaman kursu yoktu. İstedim ki yanımda bateri çalan bağlama çalan arkadaşlarım olsun. Hatta hususi bir arkadaşıma keman hediye ettim, birlikte çalalım diye. Arkadaşlarımın çoğu kahvede okey oynayarak vakit geçiyordu. Benim de bir dönemim böyle geçti. Çok iç açısı bir şey değil yani. İnsanın canını sıkan bir durum. Son dönem de canımı sıkan bir şey var. Düzce’ye her geldiğimde yeni kafenin açıldığını görüyorum. Bunların açılması bence çok güzel bir şey. Güzel ve kaliteli bir kafe demek biraz daha fazla medeniyet demek. O yüzden gönlümden geçen şu ileride bir gün Düzce’ye dönersem çok şey yapmak istiyorum. Çocukların araştırma yapıp gelişebileceği alanlar, sistemler yaratmak istiyorum. İnsanlar, genç çocuklar kahvelere gitmesin , bir sürü etkinlik alanları olsun. Bir şeylerle uğraşsınlar, sanatla uğraşsınlar, resim çizsinler, kısa film çekmeyi öğrensinler. Düzce’nin buna ihtiyacı var. Kapalı bir şehir olarak çok uzun bir süre yaşayamayız. 

Düzce’de Geçen Film Çekmeyi Düşünüyor Musunuz?

Evet ileride Düzce’de bir sinema filmi yapmayı planlıyorum. Bu benim de çok istediğim bir şey. Burası benim memleketim. Düzce halkının oynadığı bir film planlarımın arasında. Düzce’nin çok derin bir şekilde işlendiği etkili bir film yapmak istiyorum. Öyle bir hayalim var. 

8 Mart Sizin İçin Ne İfade Ediyor?

8 Mart benim için yalnızca bir tarihtir. Çünkü ben kadını sevmenin ve saygı duymanın bir mesaisi olduğunu düşünmüyorum. Sevgili hemcinslerim, lütfen kadınlara kendilerini değerli hissettirmek için 8 Mart'ı beklemeyin.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...