Tenorot Daima Önde

Tenorot Daima Önde
, Sektörel
Binek ve hafif ticari araç ön süspansiyon takımları üretiminde, mevcut kapasitesiyle yenileme pazarında Avrupa'nın en büyük üreticisi Teknorat. Yüzde 100 Türk sermayesiyle yola çıkan Teknorat tüm faaliyetlerinde benimsemiş olduğu "DAİMA ÖNDE" ilkesi ile yoluna devam etmektediyor.

1992 yılında, 100% Türk sermayesi ile sektör yolculuğuna başlayan Teknorot bugün Düzce Organize Sanayi Bölgesinde 70.000 m² lik bir arazi üzerinde 45.000 m² lik kapalı alanda 1500’ü aşan çalışanı ve geniş makine parkıyla üretime devam ediyor. Pazardaki talebin ve gelişmenin gereği olarak son teknoloji, üretim ve kontrol ekipmanları ile 2008 Haziran ayında tam kapasiteyle üretime başlayan Düzce tesisleri, aynı zamanda Teknorot için, ileri teknolojinin yanında yeni üretim metotlarını, yüksek kaliteyi ve yeni yönetim anlayışını sembolize eden bir tesis niteliği taşıyor.

Tam müşteri memnuniyetini hedefleyen ve iş mükemmelliği yönetim anlayışını gerçekleştirmeyi kendi geleceği olarak gören Teknorot, bu bakımdan da Avrupa'da ciddi bir saygınlık kazanmış durumda ve üretiminin %90’ını, başta Avrupa kıtasına olmak üzere 50’den fazla ülkeye ihraç ediyor. 

Teknorat, bünyesinde bulundurduğu kalıphane, dövmehane, yüzey işleme, sac salıncak, kataforez kaplama tesisleri ve geniş, son teknoloji ürünü makine parkı ile sektöründe öncü olan Teknorot, satıştan ar–ge'ye, üretimden kalite güvenceye kadar, çalışan memnuniyetini ön planda tutan tüm faaliyetlerinde benimsemiş olduğu "DAİMA ÖNDE" ilkesi ile yoluna devam ediyor.

Dünyanın her köşesinde direksiyon ve süspansiyon parçaları sektörünün lideri olmayı hedefleyen Teknorat Genel Müdür Cevat Aslan, Düzce’nin son yıllarda kazandığı büyük yatırımlardan biri olan fabrikanın yolculuğunu anlattı.   

TÜRKİYE’DE İLK 500 ŞİRKET ARASINDAYIZ

Yaklaşık 1500 kişiye istihdam sağladıklarını belirten Teknorat Genel Müdürü Cevat Aslan, “Şirket 2008 yılında Düzce’de faaliyete başladı. Daha önce İstanbul’da faaliyet gösteriyordu. 1500 civarında vatandaşa istihdam sağlıyoruz. Ciddi yatırımlar yaptık. Ben 2011 yılında şirkete katıldım. O tarihten itibaren baktığımızda ciddi anlamda yatırım yapıldı. Teknolojik yenilenme hem kaliteyi artırma hem üretimi artırma anlamında yaptığımız ciddi yatırımlar var. 2011 yılında ki satışımız 60 milyon Euro civarındaydı. Bugün 90 milyon Euro civarında bir rakama ulaştık. Türkiye’de ilk 500 şirket arasındayız. Genelde after markette de pasta belli. Çok hızlı arttırma şansımız yok.” Dedi.

 

ORİJİNAL PARÇA ÜRETECEK KAPASİTEDE BİR FABRİKAYIZ 

En büyük farklarının yapmış oldukları yatırımlar ile beraber ürettiklerin ürünlerin kalitesinin orijinal parça kalitesiyle aynı olduğunu belirten Arslan, “ After market dediğimiz yedek paça ile ilgili işin kalitesini arttırma da çalışıyoruz. En büyük farkımız yapmış olduğumuz yatırımlar ile beraber üretmiş olduğumuz ürünlerin kalitesi orijinal parça kalitesi ile aynıdır. Bunların bir kısmını belgeledik. Eş değer parça diye TSE’den belgelerimiz vardır. Biz şu anda orijinal parça üretecek kapasitede bir fabrikayız. Alt yapımız ve insan kaynağımız kullandığımız ekipmanlar ürün tasarım konusunda ki yapılanmamız, ürün tasarım konusunda ki ekibimiz ve kullanmış olduğumuz programlar orijinal parça üretebileceğimiz kalite ve kapasitedir” dedi. 

 

TEKNORAT GRUP OLARAK 120 MİLYON EURO CİROMUZ VAR

Yedek parça alanında büyümeyi hedeflediklerini ve bu nedenle dünya pazarına açıldıklarını belirten Arslan, “Biz kendimize alan olarak yedek parçayı seçtik ve bu alanda büyümeyi hedefledik ve bu anlamda yatırımları yurt dışına kaydırdık. Dünya’da Çin pazarı, Hindistan pazarı var. Çin’de 20 milyon araç üretiliyor. Orada büyük bir pazar var. Bu pazara girmek için tedarikçiler orada yatırım yapıyorlar. Bizimde öyle bir yatırımımız var orada. Hindistan’da büyüyen bir pazar. Hindistan’da 7 milyon araç üretiliyor. Orada da bir yatırımımız var. Total de grubun cirosu 120 milyon Euro. Teknorat grup olarak 120 milyon Euro ciromuz var” dedi.

 

5 BİN CİVARI FARKLI KALEMDE ÜRETİM YAPIYORUZ

5 bin civarı farklı kalemde üretim yaptıklarını ve buna her yıl  350 tane yeni ürün ilave ettiklerini belirten Arslan, “Bizim üretim alanımız ön düzen ve süspansiyon düzeni olarak biliniyor. Yani aracın altında direksiyon kolunun altından tekere kadar olan tüm bağlantı elemanları ve aracın şasesinin oturmuş olduğu salıncak dediğimiz parçaların üretimi ve denge kolu olarak bilinen parçaların üretimini yapıyoruz. Aşağı yukarı 5 bin civarı farklı kalemde üretim yapıyoruz. Her yıl buna 350 tane daha yeni ürün ilave ediyoruz. 

Mevcut makineler ile bunları üretebiliyoruz ama her yıl yeni makilerin üretiminde, teknolojisinde yenilenmenler yapıyoruz. Yeni teknolojiler alanında yatırımlar yapıyoruz ama bunların tamamını kendi makinelerimizle de üretebiliyoruz” dedi.

 

HER YIL 350 YENİ ÜRÜN GELİŞTİRMESİ YAPIYORUZ

AR-GE Merkezinde  75 personelin bulunduğunu belirten Arslan, “Biz Türkiye’de AR-Ge merkezine sahip olan şirketlerden bir tanesiyiz. AR-Ge merkezimiz var ve AR-Ge merkezinde çalışan 75 personelimiz var. Bu konuda da kendisine hedef koymuş ve yapmış olduğu ürünü geliştirme konusunda araştırma geliştirme yapan bir şirketiz. Bu konuda şirket her yıl denetlenir. Raporlar oluşturulur. AR-GE merkezimizde ürün geliştirme ağırlıklı olarak yapılan faaliyetlerde her yıl 350 yeni ürün geliştirmesi yapılır. Bir sürü yapılan bize ait patent çalışmaları vardır. Bunun haricinde ürün geliştirmede kullanmış olduğumuz bize ait teknikler vardır ve sürekli geliştirerek devam ediyoruz.  AR-GE çalışmalarına devlette destek veriyor. 2008 yılında devletin AR-GE çalışmaları konusunda şirketlere vermiş olduğu teşvikler var” dedi. 

 

10 ÜNİVERSİTE İLE İŞBİRLİĞİMİZ VAR

10 Üniversite ile işbirliği yaptıklarını belirten Arslan, “Kendi merkezimiz olduğu için Teknoparkları kullanmıyoruz ama teknoparklarla da iletişim halindeyiz. Bizim en az 10 üniversite ile işbirliğimiz vardır. Hacettepe, Sakarya, İstanbul ve Düzce Üniversitesi ile yapmış olduğumuz ortak işler var. Düzce Üniversitesi ile yapmış olduğumuz TÜBİTAK tarafından kabul edilmiş projemiz var. 

Bizim AR-Ge bölümümüz kendi şirketimiz içerisinde. Teşvikten yararlandığımız için teknoparka gidemeyiz teşvikten çıkarız. Kendi lokasyonumuz içerisinde yapmamız gerekiyor devlette kontrol ettiği için.  Şöyle söyleyeyim bizim AR-GE merkezimiz var. Tabi ki teknopark ta olan çalışmalar dediğimiz zaman bizim işimize yarayacak çalışmalar olduğu zaman, biz tabi ki çalışacağız teknopark ile. Biz kendi imkanlarımız ile de her şeyi çözemiyoruz. Çözemediğimiz zaman üniversiteye gidip oradaki ekipmanlardan da yararlanıyoruz. Yaptığımız çalışmalar ile her zaman her makinenin, ekipmanın yatırımını kendi fabrikanızda yapma şansınız yok. Ortak yapılan o alanlarda ortak yapılmış olan yatırımları gidip sizin de kullanarak hem onların gelişmesini sağlamış olursunuz hem de kendinize katkınız olacaktır. Düzce içerisinde adından söz ettiren bir yer olsun, Düzce’ye faydası olsun büyüsün, biz öyle bir şeye mutlaka vermemiz gereken desteği veririz” dedi.

 

MÜDÜR ALACAĞIM ZAMAN 6 AY UĞRAŞIYORUM

Düzce’de istahdam konusunda sıkıntı olduğunu belirten Arslan, “Belli dönemlerde burada staj yapan ve stajdan sonra burada çalışmayı talep eden öğrenciler oldu. Bunlardan aramıza katılanlarda oldu. Bu biraz daha burada stajı yapan öğrencinin burada kalıp kalmayacağı ile alakalı olan bir şey. Sonuçta her staj yapanı buraya getiremiyorsunuz. Burada, adam istihdam etme konusunda Düzce olarak sıkıntı var. Ben net söyleyeyim bu şirket başka bir lokasyonda olsa biz ilan verdiğimiz zaman kapısında 50 kişi birikir. Ama ben buraya müdür alacağım zaman bile 6 ay uğraşıyorum. Düzce’de müdür aradığım zaman bile 6 ay da müdür zor buluyorum.  Ben buraya konusunda uzmanlaşmış bir mühendis bulamıyorum şu an. Niye çünkü 10 kişi buluyoruz ilan verdiğimizde, dokuzu diyor ki Düzce ise ben gelmiyorum, kalıyor bir kişi, o bir kişiyi de biz beğenmiyoruz bazen. Maalesef özellikle insanlar kendi özel yaşantılarını da düşünüyorlar. Öyle düşünüldüğünde Düzce biraz sıkıntılı. Gelecek kişiler anlamında bizim gibi mesleğine sadık, mesleğini sevmeli. Yeni jenerasyon gençler maalesef daha çok paranın peşindeler artı çalışacak yeri seçerken yaşanacak yeri daha ön planda tutuyorlar. Çalışmayı ikinci plana atıyorlar. Adam diyor ki ben Bursa’da çalışıyorum. Bursa’da Düzce’de alacağım paradan daha azına çalışırım diyor. Buradaki en büyük sıkıntı bu.  Biz şirket olarak işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bu sebeple işini en iyi yapan ile çalışmak istiyoruz.  Çok fazla yetişmiş adam bulamadığımız için bir çok fonksiyona sıfır, yani yeni mezun olmuş arkadaşları alarak onları yetiştirmek üzerine çalışıyoruz. Bu da zaman alıyor” dedi.

 

PERSONEL ALIMINDA DÜZCE’DE YAŞAYANLARA ÖNCELİK VERİYORUZ

Personel alımlarında Düzce’de yaşayanlara ilk önceliği verdiklerini söyleyen Arslan, “Personel alırken birinci seçeneğimiz Düzce. Bir personel alırken bakıyoruz iki kişi aynı seviyede ise biz Düzce’dekini alıyoruz. Düzce’de yaşayanlara öncelik veriyoruz, Düzce’nin etrafında yaşayanlara ikinci önceliği veriyoruz. Dışarı çıktıkça buraya girme şansı azalıyor. Ama maalesef Düzce’de ve çevresinde buraya başvuran insan sayısı yok denecek kadar az.  Düzcelilerde dışarıda iş arıyor sanırım. Biz yöneticimizi burada yetiştiriyoruz. Yetiştirme konusunda iyi bir firmayız. Burada arkadaşları çok güncel bilgiler ile donatıyoruz sonra elimizde tutma konusunda dahi sıkıntı yaşıyoruz.  Bu yüzden karar aldık, işe alacağımız kişinin öncelikle Düzce’de yaşayıp yaşamadığına bakıyoruz. En azından işi öğrendikten sonra elimizden kaçıp gitmesin. İki mühendis alacaksak Düzce’de yaşayana, Düzceli olana öncelik veriyoruz” dedi. 

 

DAHA İYİ ŞARTLARI OLAN BÜYÜK İLLERE GİDİYORLAR

Üst düzey çalışanlarını daha iyi şartları olan büyük illere  gittiklerini belirten Arslan, “Bizim personele ödediğimiz ücret Türkiye ortalamasının üzerinde. Burada ki ücretin altına buradan ayrılıp başka yere gideni de biliyorum ama bizde herkes ayrıldıktan birkaç ay sonra tekrar geri dönebilir miyim diye telefon eder böyle de enteresan bir durum var. Ayrıldıktan sonra burada geri işe başlayan üst düzey yöneticilerimiz de var. Biz şirket olarak çalışanlarımızın bizden memnun olmadığını düşünmüyorum. Ama üst düzey çalışanlarımız genel duruma bakıyor. Daha iyi şartları olan büyük illere gidiyorlar, çocuklarının daha iyi okullarda okumasını istiyorlar. Gençlerde hareket istiyorlar. Gençlere de Düzce uymuyor” dedi.

 

DÜZCE ÇOK DOĞRU BİR YERDE

Düzce’nin konum olarak çok doğru bir yerde olduğunu belirten Arslan, İstanbul’un su havzası olduğu için, sanayinin gelişmesinin önünün kesildiğini belirterek, “Düzce’yi Düzcelilerin kendisi tavsiye etmiyor. Bazı toplantılara girdiğim zaman şunları duyuyorum. Diyorlar ki Düzce’ye yeterince sanayici geldi. Daha fazla gelmesin. Bunları ben duydum. Düzce’nin yeşil bir şehir olduğunu, doğal bir şehir olduğunu, güzelliğini kaybettiğini söylediler. 1. OSB doldu, 2. OSB doldu, yeşillik kayboluyor diye düşünüyorlar. Bana sorarsanız gelsin. Aslında Düzce konum olarak çok doğru bir yerde. Merkezi bir yerde. Her tarafla olan mesafe en büyük avantaj. Bana göre Düzce doğru bir yerde ancak Düzce’nin alt yapı ile ilgili sorunları var. Düzce’ye yatırım yapacak olan bir şirketin maalesef en büyük sorunu şu. İstanbul’un su havzası olduğu için her türlü yatırım yapılamıyor. Buraya bir ağır sanayi, metalle ilgili işlem yapacak olan bir sektörün gelmesi zaten şu anda mümkün değil. Tekstilciler gelir, hafif sanayi grubundakiler gelebilir. Sanayinin gelişmesinin önü kesilmiş vaziyette. Sebebi de İstanbul su havzası olması. Mesela benim burada kaplama tesisim var ama benim bunun kapasitesini arttırmak gibi bir şansım yok, yasak. Gelecek olan bir şirket burada kaplama tesisine ihtiyaç duyuyor ise ki otomotivin tamamı buna ihtiyaç duyar, dolayısı ile burada öyle bir yatırım yapamazsınız, yapamadığınız için buraya gelemezsiniz. Ama tabi ki özellikle burada verilen teşvikten dolayı şirketler burayı tercih ediyorlar” dedi.

Fabrika çalışanlarına sürekli eğitimler verdiklerini belirten Arslan, “Şirket olarak biz kişilerin yetişmesine çok önem veriyoruz. Kişiyi yetiştirmezseniz, yetişmesi için gereken önemi vermezseniz başarılı olabilme durumunu bekleyemezsiniz. Önce vermeniz gerekenleri vereceksiniz, yetiştireceksiniz sonra o kişiden kaliteli ve verimli bir sonuç bekleyeceksiniz. Biz bunu yapıyoruz düzenli olarak eğitimler veriyoruz” dedi. 

 

YAPILMASI GEREKEN İŞ FABRİKADA Kİ İŞ MİDİR YOKSA BAHÇEDEKİ İŞ MİDİR?

Özellikle fındık zamanı devamsızlığın yüzde 15 olduğunu belirten Arslan, “Düzce maalesef sanayi de çok eski tanışmış bir il değil. Biz burada bir çok arkadaşı ilk defa işe almışız daha önce tarımda çalışıyormuş. Fındık bahçesi var. Bu türlü gelen arkadaşlarla bize uyum sağlamasında ciddi sıkıntılar yaşadık. İlk zamanlarda inanılmaz problemler yaşadık bugün bu problemleri azalttık. Personelimizi eğittiğimiz için bu problemleri aştık. Hala sıkıntılar yaşıyoruz mesela fındık zamanı devamsızlık yüzde on beş. Yapılması gereken iş fabrikada ki iş midir yoksa bahçedeki iş midir? İşçi fındık bahçesini tercih ediyor.  Bizimde şirket olarak müşterimize verdiğimiz sözler var. Bu sözleri yerine getirmemiz lazım. Bu işler zamanında yerine getirilmez ise bu işi kaybediyorsunuz. Kaybettiğiniz zaman fındık bahçesinden geri döndüğünüzde o işi bulamayabilirsiniz. Böyle bir manzara var ama biz bunu arkadaşlara anlatamıyoruz. Bu konuda çalışanlardan şikayetçiyiz. İşine sadık olanlarda var onlara teşekkür ediyoruz. Rapor alan, rapor alan gidip tatil yapan arkadaşlar var. Burada çalışmak sadece adres olan arkadaşlar var. Bu arkadaşlar da aslında burada çalışmaya çok ihtiyacı olan arkadaşların yerini işgal ediyorlar öyle düşünüyorum ben. İşini yanlış yapan ve doğru yapanı ayırmadığınız zaman adaleti sağlayamazsınız” dedi.

EN BÜYÜK DERDİMİZ YOL SIKINTISI

En büyük sıkıntılarının OSB’nin bağlantı yolunun yapılmaması olduğunu belirten Arslan, “En büyük sıkıntı buranın yoludur. Onun haricinde sonuç itibari ile bizim buradan aldığımız hizmetler ile ilgili bir sıkıntımız yok. En büyük derdimiz yol sıkıntısı. Başka bir yerde yolu da dağıtırken yapıyorlar burada dağıttılar gittiler gelmediler. Bu konuda çalışılması lazım. Biz yaptığımız ürünleri her gün bu yolardan tırlar ile gönderiyoruz, köyün içinden geçiyorlar bir kaza olabilir” dedi. 

GENÇLERİN SEVECEKLERİ BİR İŞE GİRMELERİ LAZIM

İş hayatına atılacak olan gençler içinde bazı önerilerde bulunan Teknorat Genel Müdürü Arslan, “Yeni işe atılacak olan gençler öz güven sahibi olmalılar. Çok kolay pes edip, zorluklarla karşılaşınca vazgeçiyorlar. Gençlerin sevecekleri bir işe girmeleri lazım. İşi bulmak için değil, çalışmak için değil biraz daha bekleyip gerçekten sevdikleri bir işe girmeleri gerekiyor. İşe girdikten sonra işin gerekliliklerini yerine getirebilmek için işi bilen insanlara ihtiyaç var. Kendilerini geliştirme ve yetiştirme konusunda çalışmaları lazım. Kalıcı olabilmeleri, başarılı olabilmeleri için kendilerini çok iyi geliştirmeleri lazım. Kendilerini geliştirmeye ciddi zaman ayırmaları lazım. Dil’de çok önemli. Dil bilmiyorlarsa bir sıfır geride başlıyorlar. Artık hiçbir şirket yok ki sadece Türkiye içinde çalışsınlar. Dünya’nın her yeri ile çalışıyorlar. Dünya’da ki gelişmeleri takip edebilmek için de mutlaka bir dil de öğrenmeleri gerekiyor” dedi.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...