7 Kişilik ekipten 5 kıtaya büyük yolculuğun adı Satandart Profil

7 Kişilik ekipten 5 kıtaya büyük yolculuğun adı Satandart Profil
, Sektörel
1977 yılında 7 kişilik bir ekiple yola çıkan Standard Profil, 2016 itibarıyla 5 kıtada faaliyet gösteren, 8000 kişilik global ailesiyle, ilk günkü heyecanından ve enerjisinden hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Düzce’nin en büyük ve önemli yatırımları arasında yer alan ve Düzce’de kurulup dünyaya açılan Standard Profil yaklaşık 2 bin kişilik istihdam sağlıyor.

Rıfat Kamhi tarafından 10 Mart 1977’de,   İstanbul’da kurulan Standard Profil,  1979’da Düzce’de 1800 metrekarelik ilk fabrikanın faaliyete geçtiği  yılında yalnızca 7 çalışanı vardı.  1980 yılında Renault 12 kapı fitili için başarılı ilk üretim tamamlandı ve müşteriye ilk sevkiyat yapılarak başarı yolculuğu başladı. 1991 yılında Düzce’de  Standard Profil’in ikinci fabrikası faaliyete geçti.  Sürdürülebilir büyüme, kalite ve müşteri memnuniyeti açısından yetkin ve işinde uzman bir çalışan kadrosunun önemine inanan Standard Profil, sunmakta olduğu sürekli eğitim aktivitelerini 2004 yılında  “SP Eğitim Merkezi” çatısı altında birleştirir. Standard Profil’in ilk yurtdışı yatırımı olan SP Bulgaristan, 2005’te, Stara Zagora’da faaliyete geçti. Türkiye İhracat Yıldızları’nda ikincilik ödülüne de ihracata katkılarından dolayı yine bu yıl içinde layık görüldü.    Denizaşırı ilk yatırım olan SP Güney Afrika 2010 yılında açıldı.  2011 yılında büyümeye devam eden Standard Profil,  Langfang’da, SP Çin fabrikasında faaliyete geçti. Bu yıl içinde ayrıca, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (MOSB) SP Manisa 1 fabrikasında da üretime başladı. Türkiye’deki üretim kapasitesini daha da artıran Standard Profil, Manisa’daki ikinci fabrikasını da 2012 yılında faaliyete geçirdi.  Kaufil Sealing Technologies firması Standard Profil Grubu’na katıldı. İspanya’daki 4, Fas’taki 1 fabrikanın yanı sıra, Rusya ve Hindistan’daki ortaklıklar da Standard Profil Grubu’na bu sayede dâhil oldu. Standard Profil Grubu’nun Amerika kıtasındaki ilk yatırımı olan SP Meksika, 2014 yılının Aralık ayında üretime başladı. Asya ve Afrika’daki büyüme hedefleri doğrultusunda Langfang ve Cape Town fabrikaları daha büyük üretim alanlarına sahip yeni binalarına bu yıl içinde taşındı.  2015 yılı Standard Profil için yine yeni yatırım yılı oldu. Stara Zagora fabrikasının kapasitesini iki katına çıkan ilave bina, Mayıs 2015’de Bulgaristan Başbakanı’nın da katıldığı törenle hizmete girdi. Uzun yıllardır sürdürülen Ar-Ge faaliyetlerinin devlet tarafından tescillenmesiyle resmi Düzce Ar-Ge Merkezi’ni açıldı. SP Bulgaristan sağladığı istihdam imkânından, çevreye ve bulunduğu şehre katkılarından dolayı “Bulgaristan’ın En İyi İşvereni” kategorisinde üçüncülüğü elde etti. SP Tanca fabrikası, 6000 metrekarelik ilave binasıyla müşteri portföyünü genişletti ve direkt sevkiyatlara başladı. 1977 yılında 7 kişilik bir ekiple yola çıkan Standard Profil, 2016 itibarıyla 5 kıtada faaliyet gösteren, 8000 kişilik global ailesiyle, ilk günkü heyecanından ve enerjisinden hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. .

Kalitesi, hizmeti, teknolojisi ve fiyatı ile otomotiv sektöründe sızdırmazlık profil sistemlerinin lider tedarikçisi ve iş ortağı olan Standard Profil  Grubu olarak 7 ülkede üretim yapan, 5 kıtada hizmet veren, 6 dilin konuşulduğu, 8000’in üzerinde üyesi bulunan, büyük, global ve bir o kadar da renkli bir aile..

DÜZCE’DE KURULMUŞ VE DÜNYA’YA AÇILMIŞ BİR FABRİKA

Standard Profil Genel Müdürü Teoman Yücel, “Standart Profil Düzce’de kurulmuş ve Dünya’ya açılmış bir fabrika. Türkiye liginde oynamak ile Dünya liginde oynamak çok farklı. Dolayısı ile artık Standart Profil’de Dünya liglerinde ki rakipleri ile karşı karşıya geleceği için onların standartlarında, onların işleyişi ve yönetimleri gibi büyümesi gerekiyor. Şu anda ki tepe yönetimi ve şirket sahipleri bu konuda yönlendiriyorlar şirketi.  O açıdan olan eksiklikleri gidermek için çalışıyoruz. Şirketin Türkiye sanayisinde kurulup Dünya sanayisine hizmet vermesinde ki geçiş sürecidir bu aslında” dedi. 

 

MESLEK LİSELERİNİN SAYISI ARTMALI

Düzce’de büyük firmaların ihtiyacı olan nitelikli eleman sayısının yetersiz olduğunu belirten Yücel, “Sanayici bir yere para kazanmak için gelir. O bölgenin iş gücü, alt yapısı, teknolojisi, teknik donanımı, kültürel yapısı bunlara imkân veriyorsa gelir. Bu konuda Düzce maalesef biraz farklı. İnsanı farklı. Mesela Bursa’da kullandığımız iş gücü çok daha eğitimli. Düzce’ye üç beş firma aynı anda gelse çalıştıracak adam bulamazlar. Düzce tarımdan, sanayiye geçişi tamamlayamamış bir yer. İnsanlar daha çok tarım odaklı. Eğitim seviyesi o kadar yüksek değil. Yeterince meslek lisesi, teknik okul yok. Teknik meslek liseleri olsa bu açık kapanır. Düz lise mezununun sanayide görev yapması bir süreç istiyor. İşleri öğrenmesi zaman alıyor. Tarladan çıkmış ortaokul mezunu bir insana bir şeyler öğretmek daha zor” dedi. 

 

REKABET ETMEK ZOR

 Elektriğe ve alt yapıya teşviğin olduğu, işçi maliyetlerinin düşük olduğu Çin, Kore, Hindistan gibi ülkelerle rekabet etmenin zor olduğunu belirten Yücel, “Her yıl ürettiğimiz ürünü indirim yaparak vermek zorunda kalıyoruz. Müşteri 5 yıl alım garantisi veriyor ama bunda bir indirim istiyor. Yapmazsan başkasından alırım diyor. Dünya’da bir tek Düzce, Türkiye yok. Çin var, Kore var, Hindistan var. Hindistan’da 10-20 dolara işçi çalıştırıyorlar. Oradaki düşük işçi maliyetleri ile elektriğe, alt yapıya verilen teşviklerle bizim burada onlarla mücadele edebilmemiz çok zor. Rekabet edebilmemiz  için aynı olanaklara sahip olmamız gerekiyor. Bizim işçimizin ücreti Avrupa kadar yüksek değil ama Hindistan ve Çin kadar da düşük değil. Dolayısı ile farklı alanlarda bizim bu kaynakları yaratıp daha ucuza mal etmemiz lazım ki rekabet edebilelim. Türkiye’nin Batısında, Doğusunda bile fiyat farkı olabiliyor” dedi. 

 

BURADA 10 KİŞİYLE YAPILAN İŞ ALMANYA’DA 2 KİŞİYLE YAPILIYOR

Kişi başı üretimi artırmak için çalışmalar yaptıklarını belirten Yücel, “Dünya’nın çeşitli ülkelerinde rakiplerimiz var. Mesela Almanya’da kişi başı verimlilik daha yüksek. Onu tutturabilirsek zaten iş alabiliyoruz. Bu sektörlerde bir takım göstergeler var. Mesela adam başı ciro, adam başı maliyet gibi. Burada 10 kişi ile yapılan iş orada 2 kişi ile yapılıyor. Mühendislik ile tasarlama ile alakalı durumlar, bu işçinin suçu değil. Burada bir işçi 1 TL alırken, orada bir işçi aynı iş için 3 TL alıyor. Buradaki işçiden 50 parça alıyorsa oradaki işçiden 200 parça alıyor. Bu eksikliği gidermeye çalışıyoruz. Neler yapabiliriz nasıl kişi başı üretimi arttırabiliriz, bunların çalışmasını da yapıyoruz. Birim işçilik maliyetini düşürmeye çalışıyoruz. Ama işçi bu durumda bana çok yaptırınca işçi sayısını azaltacaksın diyor. Bu hem doğru hem yanlış. O günün şartlarında yeni bir iş getiremiyorsam doğru, ama ben rekabetçiliğimi arttırıyorsam o zaman o işçileri tutabilirim” dedi. 

 

BİZİM NAKLİYE ÜCRETİMİZ KADAR KAR EDİYOR

Nakliye ve lojistik maliyetleri düşünmek gerektiğini belirten Yücel, “Bizim burada her şeyi düşürmemiz lazım. Lojistik maliyeti düşürmemiz lazım, açık elektriği bile gündüz kapatmam lazım. Enerjiden bile tasarruf sağlamam lazım. İşçi sen az maaş al değil bunun çözümü. O da işin bir parçası. Tabi ki bir toplu sözleşme olacak, işçi rahat olacak. Ama bazen istekler çok aşırı olabiliyor, çok fazla olabiliyor. Bunların üzerinde çalışıyoruz. Sendikayı kimi zaman ikna edebiliyoruz kimi zaman edemiyoruz. Ama sonuçta burada biz bir tek işçiye verdiğimiz parayı kısalımda bu işi çözelim gibi bir derdimiz yok. Her şeyden tasarruf etmeye çalışıyoruz. Bunu herkes görüyor zaten. Tüm bunlar sağladığında Düzce rekabetçi olur, yeni proje istenir. O zaman da bakarlar maliyete, evet burası yapabilir, en azından para kaybetmeyiz diyebilir yöneticiler. Sektörde rekabet çok yüksek. Bazen Avrupa’da bizden daha düşük fiyata üretebiliyor. Buradan oraya nakliyemiz var bizim, ama onların nakliye gibi sorunu olmuyor. Çok düşük nakliye ücreti ödüyor ve bizim nakliye ücretimiz kadar kar ediyor. Bir kişiden çok daha fazla verim alabildiği için bizden çok daha az fiyat teklifi verebiliyor” dedi. 

 

MESLEK OKULLARININ AÇILMASI ŞART

Bir şehrin sadece sanayi ile gelişmeyeceğini, sanayi ile paralel olarak  şehrin kültürel gelişimini de sağlamak gerektiğini belirten Yücel, “Bu bölgede meslek okulları, kalifiye insan yetiştiren okulların açılması şart. Düzce Üniversitesi ile çok güzel ilişkilerimiz var. Üniversitede stajyerler alıyoruz, başarılı olanlar ile çalışabiliriz.  Şehrin kültürel gelişimi gözetilmeli. Bir şehir sadece sanayisi ile gelişemez. Diğer alanlarda da gelişme olmalı. Üniversitesi gelişirse endüstrisi de gelişir. Düşünün ki bir iş adamı buraya yatırım yapmak istiyor, gelecek buradaki mevcut iş adamlarına soruyor. Nasıl bir yer, yatırım yapılır mı diye. Alt yapıya, sanayiye, OSB’ye, iş gücüne her şeyine bakıyor. Mesela biz burada istediğimiz her kalitede insanı bulamıyoruz, dışarıdan getirmeye çalışıyoruz. Şehir cazip olmalı. Adam şehri geziyor ben burada yaşayamam diyor çekip gidiyor. Biz bu imkânları kendi imkanlarımızla yapmaya çalışıyoruz” dedi. 

 

DÜZCE OTOMOTİV SANAYİ İÇİN KÖTÜ BİR KONUMDA DEĞİL

Düzce’de otomotiv sanayisinin gelişmesi için sanayicilerin toplanıp beyin fırtınası yapması gerektiğini belirten Yücel, “ Düzce Otomotiv sanayi için kötü bir konumda değil. Adapazarı, Gebze, Kocaeli gibi otomotiv bölgesine hizmet verebiliyor. Başkent ve İstanbul’a yakın. Limanı var ama çok kısa bir sürede kullanılabilir mi bilmiyorum. Burada otomotiv sanayinin gelişmesini ne kadar ön görüyorlar bilmiyorum ama bu konuda bilgi sahibi insanları ve sanayicileri toplayıp konuşulabilir. Düzce’de ne yapmak gerekir diye beyin fırtınası yapılmalı” dedi.

 

BİR GÜMRÜK ALANI OLMALI

Düzce’de bir gümrük alanı olması gerektiğini ve bunun için firmaların kendi aralarında toplanıp masrafları ortak karşılayabileceğini belirten Yücel, “TSO daha aktif olabilir. Sanayiciye öncülük etmesi lazım. Bir gümrük alanı olması lazım. Adapazarı’nda Gebze’de çok bekliyoruz. Bu kadar sanayi tesisi var, burada yer olsa çok daha hızlı olur.  Bizim merkezimiz İstanbul’da ama bütün mal buradan çıkıyor. Önemli olan üretildiği yer. Türkiye’de iki tane şirketimiz var. Bir tanesi Ege’de bir tanesi Düzce’de, ama merkezimiz dediğim gibi İstanbul. Yöneticiler Dünya’nın çeşitli ülkelerinden. Bu kadro Düzce’ye getirilemez ki. Finans merkezi dahi İstanbul. İstanbul’da 50 kişi sigortalı, Düzce’de 2 bin kişi. Düzce’de ki bütün firmalar kendi aralarında toplanıp gümrüklü alan isterlerse masrafları ortak karşılayabiliriz” dedi.

 

REKABETÇİ OLAMADIĞIMIZ İÇİN KÜÇÜLÜYORUZ 

Yurt dışında uygulanan Prim bazlı çalışmanın sendikalar nedeniyle Türkiye’de uygulanamadığını belirten Yücel, “ Rekabetçi olamadığımız için küçülüyoruz. Standart Profil ilk fabrikasını 1978 yılında Düzce’de kurdu. Sonra Manisa’ya kuruldu ve yabancı gruplar alarak Dünya pazarına açıldı. Global çalışma düzeninde rekabeti nerede yapabiliyorsa orada üretir ve müşteriye en yakın yerlerde olmak ister. Bulgaristan’da ki kendi fabrikamız ile dahi rekabet halindeyiz. Aynı ihaleye girdiğimiz zamanlar daha ucuz fiyat vererek işi almaya çalışıyorum. Prim bazlı çalışmanın zararlı yanı da var faydalı yanı da. Yurt dışında uygulanıyor ama Türkiye’deki sendikal ortam bunlara müsait değil. Teknoparkın iyi düşünülüp tasarlanması ve içinin iyi doldurulması lazım. Avantajları olması lazım. Şirketlerin orayı kullanması için farklılığı olması lazım” dedi.  

 

BİLGİ VE DONANIM ŞART

İş hayatına atılacak olan gençler için tavsiyelerde bulunan Yücel, “İş hayatı için her şeyin başında bilgi ve donanım lazım. İş hayatı sürekli kendini geliştirmek ve sürekli farklılık yaratma üzerine kurulu. Bu tempoya alışacak şekilde kendilerini geliştirmeleri gerekir ve mutlaka yabancı bir dil sahibi olmalılar. Finansal konularda kendilerini geliştirmeleri gerekir. Ben başladım ne zaman yönetici olacağım diye sabırsız olmamalılar. Sabırda çok önemli” dedi.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...