Yığılca Arısı

Yığılca Arısı
, Sektörel
Gazetemiz yazarı İlhami Atasever Bal ve Ana Arı Üreticisi İbrahim Söğüt ile 01.12.2015 tarihinde yaptığı röportajdan öne çıkan başlıklar. Bu röportajda asıl amaç Yığılca arısının ve balının özelliğini ortaya çıkarmaktır.

İbrahim Söğüt Kimdir? 1968 Düzce’nin Yığılca ilçesi doğumlu. Yığılca’nın Hocaköyünden. Orhangazi iköğretim okulunu bitirdi, daha sonra da Arapça kurslarına giderek kendisini geliştirdi. İbrahim Söğüt arıcılık konusunda kendisini geliştirmiş. Sorulan sorulara çok rahat cevap verebiliyor. Yığılca arısının, dolayısıyle kendi arısının ve balının tanıtımını çeşitli fuarlarda yapmaktan kaçınmıyor. Gerektiğinde il il dolaşabilen bir özelliğe sahip. Yığılca’nın ve Düzce’nin tanıtımından adeta zevk alan bir kişilik!

 

Arıcılığı ne zaman öğrendiniz ve ne zamandan beri yapıyorsunuz?

 

“DAGEM” ne oluyor, “DAGEM’le” Yığılca’daki arıcıların ilgisi ne kadardır?

 

Şu anda kaç kovan arınız var? Kovanlarınız devamlı Yığılca’da mı yoksa başka illere de götürüyor musunuz?

 

Yığılca arısının veya balının diğer arılardan ve ballardan ne farkı var?

 

Endemik bitki ne demektir?

 

Arıcılığa ilk başladığınız yıllarda ne kadar bal üretmiştiniz?

 

2015 yılında üretilen bal neden az oldu?

 

Ürettiğiniz balı nerelerde ve nasıl pazarlıyorsunuz? Yurt içinde mi yurt dışında mı?

 

Yığılca Balı ve Arısının tanıtımı için neler yapıyorsunuz? Fuarlara gidiyor musunuz?

 

Devlete karşı resmiyetiniz var mı, Vergi mükellefi misiniz?

 

Bal ve arının dışında başka ürünleriniz de var mı?

 

Diyelim ki vatandaş 100 kg tarhana istedi bu kış günü bu işi nasıl beceriyorsunuz?

 

10 günde tarhana olur mu? Kış günü bu soğukta tarhanayı nasıl kurutup çekiyorsunuz? 

 

2015 yılında ne kadar tarhana sattınız? Başka ne gibi ürünler satıyorsunuz? Nerelere satıyorsunuz?

 

Tescilini yaptırdığınız ürün sayısı kaç adettir?

 

Yığılca’da kaç çeşit bal var üretilir?

 

Bir yılda ortalama kaç kg. bal üretiyorsunuz?

 

Bal fiyatları ne durumda? 

 

Hakiki bal donar mı? Donan bal nasıl çözülür?

 

Balda yoğunluk farkı var mıdır? Varsa müşteri bunu nasıl anlar?

 

Müşteriye verilen balın yoğunluğu hep aynımıdır? Yoğunluğu fazla olan bal ile, az olan balın fiyatı aynı mıdır?

 

Arı sütü nedir ve sizde var mı? Var ise bunu nasıl üretiyorsunuz? Arı sütü bizim bildiğimiz süt gibi bir şey midir?

 

Arı sütü gram işi mi satılıyor. Şişelemesi nasıl yapılıyor?

 

Arı sütü pahalımı? Arı sütünün neye faydası vardır?

 

Polen nedir? Üretiyor musunuz? Pahallı mı? Arı sütünü ve poleni herkes kullanabilir mi?

 

Ana arı nedir, ne iş yapar? Sizde kaç kovan arı var?

 

Bir kovanda ortalama kaç adet arı vardır desem doğru bir soru mudur? 

 

 

 

 

 

 

Gazetemiz yazarı İlhami Atasever Bal ve Ana Arı Üreticisi İbrahim Söğüt ile 01.12.2015 tarihinde yaptığı röportaj. Bu röportajda asıl amaç Yığılca arısının ve balının özelliğini ortaya çıkarmaktır.

 

İbrahim Söğüt Kimdir? 1968 Düzce’nin Yığılca ilçesi doğumlu. Yığılca’nın Hocaköyünden. Orhangazi iköğretim okulunu bitirdi, daha sonra da Arapça kurslarına giderek kendisini geliştirdi. İbrahim Söğüt arıcılık konusunda kendisini geliştirmiş. Sorulan sorulara çok rahat cevap verebiliyor. Yığılca arısının, dolayısıyle kendi arısının ve balının tanıtımını çeşitli fuarlarda yapmaktan kaçınmıyor. Gerektiğinde il il dolaşabilen bir özelliğe sahip. Yığılca’nın ve Düzce’nin tanıtımından adeta zevk alan bir kişilik!

 

İlhami Atasever: Ne zamandan beri arıcılık yapıyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: 2012 yılından bu yana arıcılık yapmaya başladım.

 

İlhami Atasever: Çok yeni değil mi, daha önce bu işten anlıyor muydunuz?

 

İbrahim Söğüt: Çok yeni ama kısa sürede kendimi hızla geliştirdim. Ben 1980 yılında ticarete başladım. 1981 yılında aktif oldum. O günden bu güne pazarlama işleri yapıyordum. Bu nedenle pazarlama konusunda epeyce bir deneyimim oldu.  

 

İlhami Atasever: “Dagem” ne oluyor, “Dagem’le” bir ilginiz var mı?

 

İbrahim Söğüt: “Dagem” Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezinin adıdır. Bizim bilimsel araştırma kurumumuzdur. “Dagem’le” hiçbir arıcı arkadaşımızın alakası yoktur. Ama “Dagem” hastalık ve sıkıntıları gidermek için Yığılca’daki arıcılara yardımcı olur. Benim özel bir şirketim var. Ben ayrıca Yığılca arısı, ana arısını pazarlayıp aynı zamanda da tarım ürünleri için üreticilere has bir kooperatif kurdum ve o kooperatifin halen başkanlığını yapıyorum.

 

İlhami Atasever: Şu anda kaç kovanınız var?

 

İbrahim Söğüt: Şu anda yaklaşık 380 adet civarında arı kovanım var.

 

İlhami Atasever: Kovanlarınız devamlı Yığılca’da mı yoksa başka illere de götürüyor musunuz?

 

İbrahim Söğüt: İşte röportajın ana konusu bu sorunun cevabındadır. Benim kovanlarım devamlı Yığılca’dadır. Biz kovanımızı dışarıya çıkarmayız. Özelliğimiz de buradan kaynaklanıyor zaten. Yığılca’nın dışına çıkan arı bir daha Yığılca’ya geri dönemez. Çünkü dışarıda diğer arılarla çiftleşmesi veya erkek arının kovana girmesi Yığılca arısının melezleşmesine yol açar, Yığılca arısının ırkı bozulur. Bizim Yığılca’nın arı ırkı farklı bir ırktır. Bu ırk bölgemiz ve ülkemiz için umut vaat ediyor. Gezgin arıcılık yapıldığında, ülkemizdeki yöresel ırklarda melezleşmeler olduğu ve bu durumda da arının bal yapma oranlarında düşüş olduğu arıcılarımız tarafından ifade edilmektedir! 

 

İlhami Atasever: Yığılca balının ve arısının ne özelliği var?

 

İbrahim Söğüt: Yığılca balının özelliği, endemik bitkilerden oluşmasıdır.

 

İlhami Atasever: Endemik bitki ne demektir?

 

İbrahim Söğüt: Bir bitki türünün sadece bir yerde olup aynı bitkinin bir başka yerde olmaması demektir. O bölgeye has bitki demektir. Karadeniz bölgesi olarak Artvin, Rize, Trabzon’dan Karadeniz sahillerine kadar, buralarda her bölgenin kendine has bir bitki örtüsü vardır. Bizim bu bölgedeki bitkilerimiz Yığılca bölgesine has bitkilerdir. Bu bölgenin Bolu, Düzce-Akçakoca ve Zonguldak ilinden adeta izole edilmiş bir yapısı vardır. 

 

Yığılca Arısının özelliği: Yığılca arısının kanatları ve dil yapısı diğer arılardan daha uzundur. Gövdesi daha geniştir. Bildiğimiz arılar 3 km. kadar uzaklara gidebiliyorken Yığılca arısı 5 km. kadar uzağa gidebiliyor. Dilinin uzun oluşu nedeniyle çiçeklerin dip kısmına kadar inebiliyor! 

 

Yığılca arımız diğer ırkdaşlarına göre 4 kat daha fazla bal yapma özelliğine sahiptir. Bal toplamak için eşit miktarda 10 adet kovan konulduğunda Yığılca’nın arısının, diğer arılardan farklı olarak 4 kat daha fazla bal toplama özelliğine sahip olduğu üniversite araştırmalarında görülmüştür. 

 

İlhami Atasever: Bu işe başladığınız yıllarda ne kadar bal almıştınız?

 

İbrahim Söğüt: Arıcılığa ilk yıl başladığımda 55-60 kovanla kestane sezonunda başladım. Az sezonda başladığım için bol zamanı kaçırdım.  İkinci yıl amatörlük devremizi atlattıktan sonra yaklaşık 300 adet kovanım oldu. Bu kadar kovandan da yaklaşık 5800 kg. orman gülü, yaklaşık 2 ton kadar da kestane balı aldım. 2015 yılında 400 kg. orman gülü, 150 kg. da kestane balı alabildim.

 

İlhami Atasever: Bu yıl ürün neden az oldu?

 

İbrahim Söğüt: Havaların yağmurlu gitmesi, hem orman gülünü etkilendi, hem de kestane balının nektareye dönüşmesini engelledi. Bu yıl kestane çok olmasına rağmen püsküllerde yağmur sebebiyle nektar oluşmadı. Yağan yağmur çiçeklerdeki nektarı yıkadı attı.  

 

İlhami Atasever: Ürettiğiniz balı nerelerde ve nasıl pazarlıyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Benim pazarım İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa ve Zonguldak. Buralar kestane balının, orman gülünün çok iyi tanındığı yerler.

 

İlhami Atasever: Tanıtım için neler yapıyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Yığılca’da, “Yolcular Markette” satış yapmaktayım. Şenliklere, fuarlara katılıyorum. Tanıtımımı oralarda yapıyorum. Kart bastırdım onları dağıtıyorum. PTT,  Kargo yoluyla ve diğer özel kargoları da kullanarak balımı satıyorum. 

 

İlhami Atasever: Devlete karşı resmiyetiniz var mı?

 

İbrahim Söğüt: Tabi ki benim “Yolcular Gıda Turizm, Ltd.” adıyla kurulmuş bir şirketim var. Burası benim kurumsallaşmış adresimdir. Bu kurumsallaşmış adresin üzerine de “Yolcular Yığılca” diye, hem Yığılca arısına, hem Yığılca balına ve hem de Yığılca’da üretilen 100 çeşit yöresel ürünleri tereyağından peynirine, tavuğundan yumurtasına, üzümünden pekmezine varıncaya her ne kadar ürün çıkıyorsa değerlendirdiğim ürünlerim var. 

 

İlhami Atasever: Bal ve arının dışında başka ürünler de mi pazarlıyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Evet. 100 çeşit ürüne kadar marka aldım. “Türkpatent” kurumundan patentlerini aldım ve markamızı tescil ettirdim.

 

İlhami Atasever: Diyelim ki vatandaşın birine 100 kg. tarhana lazım. Nereden ve nasıl temin ediyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Hemen sipariş alabiliriz. Mesela diyoruz ki 10 gün sonra gel 100 kg. tarhanan hazır olur.

 

İlhami Atasever: Tarhana 10 gün içinde olur mu, nasıl kurutuyorsun. Kışın nasıl yapıyorsunuz? Nasıl çekiyor veya inceltiyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Doğal ortamlarda kurutuyoruz. Kışın soba yakıyoruz ve sobanın verdiği sıcak ortamda kurutuyoruz. Blendır ve robotlarla inceltiyoruz, çekiyoruz ve yine doğal ortamlarda kurutuyoruz.

 

İlhami Atasever: Mesela bu yıl ne kadar tarhana sattınız? Başka ne satıyorsunuz? Nerelere satıyorsunuz bunları?

 

İbrahim Söğüt: Bu yıl 200 kg. civarında tarhana sattık. Ayrıca bu yıl yaklaşık 100 kg. civarında da ıhlamur sattım. Düzce’nin dışına satıyoruz tabi bu ürünleri. Çünkü bu ürünleri Düzce’nin her yerinde bulabilirsiniz. Bolu, Sakarya, İstanbul, Bursa, Ankara gibi vilayetlere satıyorum.

 

İlhami Atasever: Tescilini yaptırdığınız ürün çeşitlerini söylermisiniz?

 

İbrahim Söğüt: Bu ürünlerin listesi internet sitemizde mevcuttur. Sitemizin adını da vereyim size isterseniz? Sitemizin Adı: yolcu.ticaret@hotmail.com

 

İlhami Atasever: Sizde kaç çeşit bal var?

 

İbrahim Söğüt: Bizde 4 çeşit bal vardır. Baharda Yığılca’da meyve ve otsu bitkilerin çiçeklerinden alınan çiçek balı, orman gülü balı, kestane balı, süzme yayla balı. Yayla balı; 7.8.9 aylarda açan bütün bitkilerin çok zengin bir floranın bala nektar vermesi ile üretilen baldır.

 

İlhami Atasever: Bir yılda ortalama olarak kaç kilogram bal üretiyorsunuz?

 

İbrahim Söğüt: Az önce de söyledim bizde 4 çeşit bal bulunur. Kg. olarak çıkan bal dengeli değildir. Kimisi çok, kimisi daha azdır.  Mesela; Orman gülü daha fazladır. 2. sıra kestane, 3. sıra çiçek, 4. Sıra süzme yayla balı gelir en az bulunan da yayla balıdır. 

 

İlhami Atasever: Fiyatlar ne durumda? 

 

İbrahim Söğüt: Mesela 2015 ürünü kestane balı 100-200 TL. arasında değişen fiyatlarda satılır. Bu fiyatlar üretimle alakalıdır. 2013 ile 2015 arasında üretilen orman gülü balı değişen fiyatlarla satılmaktadır. Mesela 2013 ürünü 100 TL. iken, 2014 ürünü 150 TL. iken, 2013 ürünü 250 TL. dir. Farkı ne diye sorarsanız az bulunur da onun için. O saflığı bir daha yakalayamıyoruz çünkü. En eski bal en kaliteli baldır. Kristalirize olmuşsa, saklama şartlarında saklanmışsa en eski bal en kaliteli baldır.  

 

İlhami Atasever: Bal donar mı? Donan bal nasıl çözülür?

 

İbrahim Söğüt: Bal donar. Donmayan bal kimyasal içeriyordur. Donan bal kavanozu 40-45 derece ısınmış suyun içine konur ve donan bal bir müddet sonra kendiliğinden çözülür. Aslına geri döner. İlk çıktığı zamanki berraklığını alır. 

 

İlhami Atasever: Balda yoğunluk farkı var mıdır, varsa müşteri bunu nasıl anlar?

 

İbrahim Söğüt: Balda yoğunluk farkı vardır. Bu fark balın akışkanlığından belli olur zaten. 

 

İlhami Atasever: Her müşteriye verilen balın yoğunluğu aynı mıdır?

 

İbrahim Söğüt: Aynı yılın balı ise yoğunluğu aynıdır. Farklı yılların ballarının yoğunluğu aynı olmaz.

 

İlhami Atasever: Neden?

 

İbrahim Söğüt: Yoğunluk, balın içindeki nemin dışarıya atılması ile alakalıdır. Rutubette istenilen oran % 15-20 arasıdır. Nem oranı bunun üzerinde olmamalıdır. Nem oranı %15 olan bal en kaliteli baldır. 

 

İlhami Atasever: Diyelim ki önümüzde bir bal fıçısı var. En altta da musluk var. Musluğu açtık ilk ağızda kavanoza dolan ballar yoğunluğu fazla olan ballardır. Musluktan bal aktıkça yoğunluk azalmıyor mu?

 

İbrahim Söğüt: Uygun şartlarda dinlendirilen balın yoğunluğu aynıdır.

 

İlhami Atasever: Peki yoğunluğu fazla olan bal ile, az olan balın fiyatı aynı mıdır, müşteri bunu nasıl anlar?

 

İbrahim Söğüt: Fiyatlar aynı değildir. Yoğunluğu az olan bal çok cıvıktır akışkanlığı çok fazladır. Müşteri bunu anlar. Zaten böyle bal müşteriye sunulmaz.

 

İlhami Atasever: Arı sütü nedir ve sizde var mı? Bunu nasıl üretiyorsunuz? Bu süt bizim bildiğimiz süt gibi bir şey midir?

 

İbrahim Söğüt: Bizde arı sütü vardır. Arı sütü bildiğimiz sütün biraz daha yoğun olan şeklidir. Türkiye’de arıcılar birliğinin talebi üzerine arı sütünün yaygınlaştırılması ile alakalı olarak yerli arı sütünü üretmenin yoluna gidildi.

 

Bakanlığın sertifika verdiği arı sütü üretme projesi işi ilk defa Türkiye’de örnek il olarak Düzce’de başladı. Bu proje ithal arı sütünü engellemek için geliştirildi. Düzce’ye arı sütü üretecek hem ekipman verildi, hem de bu sayede elemanlar yetişti. Ben aynı zamanda ana arı üreten bir kişiyim. Bakanlığa gerekli harçlarımı yatırdım. Bakanlıktan da eğitimini aldım. Sertifikalarımı da aldım. Kendi arımızla, kendi ana arımızı yetiştirecek bir pozisyona geldik. Bakanlık bu konuda arıcıları destekledi. Bu konuda 20 üreticiye destek verildi. Ben, bu projenin ilk 20 üreticisinden biriyim. Bir üretici, Ana arıyı yetiştirirken aynı anda, ana arısından fazlalık olan arı sütünü de kolay bir şekilde üretebilir. Çünkü yapılan işlev aynı işlevdir.  

 

İlhami Atasever: Arı sütü gram işi mi satılıyor, şişelemesi nasıl yapılıyor?

 

İbrahim Söğüt: Talebe göre şişeleme yaparız. Mesela biz arı sütünü bir kg. lık bir kavanoza koyarız. Eksi 5 derecenin üzerinde eksi 20 dereceye kadar olan derecelerde saklarız. Siparişe göre 10 kiloya kadar arı sütü de çıkarabiliriz. Genelde 2 kg. civarında çıkartırız. Onu bekletiriz.  

 

İlhami Atasever: Arı sütü pahalımı, arı sütünün neye faydası vardır?

 

İbrahim Söğüt: Bugün arı sütünün gramı 3-5-7 lira arasında değişen fiyatlarla satılır. Bu fiyatlar Ürettiğiniz yerle alakalı, arz ve taleple alakalıdır!  

 

“Arı sütü;” Vücut hücrelerini tedavi eder. Hormonları geliştirir. Özellikle çocukların gelişmesini sağlar. Gelişme bozukluklarını giderir. Vücut direncini yükseltir. Günde bir gr. “arı sütü” yemeniz vücudunuzun o gün dinç bir şekilde olmasını sağlar. Enerji depolamanızı sağlar. 

 

Bir arı, balla beslenir 3 ay yaşar. Ana arı sadece arı sütü ile beslenir 8-9 yıl yaşar! 

 

İlhami Atasever: “Polen” nedir, üretiyor musunuz?

 

İbrahim Söğüt: Polen üretiyoruz. Polen; Çiçeklerin içinde bulunan toz demektir. İstediğiniz kadar polen üretebilirsiniz. Onun pek fazla zorluğu yoktur. Arının giriş yerine tuzak kurulur, alta temiz bir bez koyarsınız, arı o poleni yavrularına yedirmek için getirdiğinde tozu alırsınız.

 

İlhami Atasever: Pahallı mı? 

 

İbrahim Söğüt: Çok değil. Mesela 100 gramı 5 lira, 10 lira gibi. Kilogramı 70-80 lira civarındadır. Fiyatı nerede ürettiğinize bağlıdır. Çok sayıda bitkilerin olduğu yerde üretirseniz, o daha kalitelidir.

 

İlhami Atasever: Bunu herkes kullanabilir mi, mesela alerjisi olanlar?

 

İbrahim Söğüt: Polen çok şifalıdır ve de çocukların gelişimi için çok faydalıdır. Polene alerjisi olanlar için sıkıntılı olabilir. Arı sütü çok faydalıdır. Onun da 1 gramdan fazlası alerji yapabilir.

 

İlhami Atasever: Gram ayarını vatandaş nasıl yapacak?  

 

İbrahim Söğüt: Biz tarif ediyoruz onu. Tarif etmeden zaten arı sütünü vermeyiz ki.  

 

İlhami Atasever: Ana arı nedir?

 

İbrahim Söğüt: Ana arıya kraliçe arı denir. Bir kovanın tamamı ana arıdan ürer. 

 

İlhami Atasever: Sizde kaç kovan vardı?

 

İbrahim Söğüt: Şu anda 380 kovanımız var. 380 tane kovan demek 380 adet ana arı var demektir.

 

İlhami Atasever: Ana arı ne iş yapar?

 

İbrahim Söğüt: Ana arı bir Başbakan gibi görev dağılımı yapar.  Bir kovan ondan sorulur. Adına ister başbakan deyin, ister Cumhurbaşkanı deyin. Bütün arılar onun kontrolündedir. Bir günde 1500-2500 civarında yumurta yapar. Bu ne demektir. Günde 1500-2500 civarında yavru arı çıkacak demektir. Yavruların çıkış süreci de 21 gündür. 

 

İlhami Atasever: Bir kovanda ortalama kaç arı vardır desem doğru bir soru mudur? 

 

İbrahim Söğüt: Doğru bir sorudur. Bir kovanda ortalama 50-60 bin civarında arı vardır.  Bunun biraz daha eksiği veya fazlası olabilir.

 

İlhami Atasever: Ürünlerinizin tanıtımı için fuarlara gidiyor musunuz? 

 

İbrahim Söğüt: Evet gidiyoruz. Mesela; İstanbul Eyüp’te Feshane’de arıcılık, balcılık fuarına katıldık. Tüyapta yapılan uluslararası “Emit Fuarı’na” katıldık. Oraya bal almak isteyenler de, Arı malzemesi almak isteyenler de gelir. 

 

İlhami Atasever: Kalabalık oluyor mu?

 

İbrahim Söğüt: Fuara yaklaşık 1500-200 civarında arıcı katılır. Günlük ziyaretçi sayısı 30-40 bin kişidir. “Emit fuarında” günlük ziyaretçi sayısı 80 bin kişi civarındadır.  

 

Mesela; ben geçtiğimiz hafta Kocaeli’de yapılan fuara davetliydim. Orada “Artvin-Batum” günleri adı altında bir fuar yapıldı. Orada Stant açtım. Oraya, Artvinliler derneklerinin davetlisi olarak gittim. Bu fuara Artvin, Rize, Trabzon ve Karadeniz illerindeki dernekler geldiler. Fuara, balı ve yöresel ürünleri sevenler gelir. Bölgenin bütün arıcıları, yöresel üreticileri ve vatandaşlar gelir. Bu fuara katılmak için ürünlerinizin özelliği olması lazım, ürününüzün bir başka yerde olmaması lazım. Yani özellikli olmanız lazım! 

 

Yığılca’nın arısı ve balı Yığılca’ya hastır. Balımız Türkiye çapında ün yapmıştır. Almanya’da da satış ve pazarlama yapmaktayız. Hedef kitlemiz işadamları ve Arap iş adamlarıdır. Hasta ve direnci düşük, doğal ürünler ile tedavi olmak isteyen değerli insanlarımızdır. Bizim işimiz para kazanmanın yanında insanlarımızı sağlığına kavuşturmaktır. Biz insanlara doyumluk bal vermiyoruz, şifa niyetiyle bal veriyoruz!

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...