FINDIK OKSİJENİN BOL OLDUĞU YERDE YETİŞİR

FINDIK OKSİJENİN BOL OLDUĞU YERDE YETİŞİR
, Söyleşiler
40 yıldır fındık sektörünün içinde yer alan ve 12 yıldır Cumayeri’nde Karin Gıda olarak üretime devam eden firma, 40 dönüm arazi üzerine 8 bin metrekare kapalı alanda kurulmuş. Hammaddeden başlayarak , başta fındık olmak üzere Antep fıstığı, badem ve ceviz ürünlerini de işliyor. Sektördeki istikrarsızlık, zamanla küçülmelerine neden olsa da, Türkiye’de ve Avrupa’daki çikolata- bisküvi- dondurma piyasası Karin Gıdayı çok iyi biliyor.

 

Karin Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Fabrika Müdürü Mehmet Aluç, fındığın alternatifinin olmadığını, ürünün tarıma elverişsiz, makinelerin bile giremediği topraklarda, oksijenin bol olduğu yerlerde yetiştirildiğini belirterek, “Aslında fındığın alternatifi yok. Çikolatada, dondurmada ve kek- bisküvi sektörlerinde vazgeçilmez ana bileşenlerin başında geliyor” diyor.

Gıda Yüksek Mühendisi A sınıfı İş Güvenliği uzmanı da olan Aluç, Karin Gıda ve fındık piyasasını sizler için değerlendirdi.

 

KARİN GIDA VE ÜRÜNLERİ

Karin gıda yaklaşık 40 yıllık firma. Eski İstanbul Sanayi Odası Başkanı Memduh Hacıoğlu tarafından İstanbuldaki Eyüp fabrikadan sonra Çatalca’ da fındık ihracatçısı olarak asıl faaliyetine başladı. 2000 yılında Çorlu’da bulunan yeni tesisine taşındı.  Burada şeker-çikolata ve fındık ürünleri üretildi. 2004 senesinden sonra kapasite yetersizliği nedeniyle Düzce entegre fındık tesisi alındı. Yeni teknolojilerle modernize edildi. 12 yıldır Cumayeri’ndeyiz.  Fabrikamızda hammaddeden başlayarak kavrulmuş bir çok ürün çeşidimiz var. Fındığa ilave olarak Antep fıstığı, badem ve ceviz de işliyoruz. Tesisimiz ona göre dizayn edildi. Çalışanlarımız şu an 50 kişi.

FINDIKTA BİR İSTİKRAR YOK

Fındığın son dönemdeki istikrarsız gidişi sektörde daralmaya neden oldu. Fındığın sektöre 3,5 milyar dolar  getirisi var. Fındık ihracat rakamları her geçen yıl düşüyor. 90’lı yıllarda yüzde 85’ini üretip 79’u ihracat ediliyordu. Sonra ihracat 75’lere düştü. Artık dünyadaki fındık üretici ülke sayısı da artıyor. Karadeniz ile aynı ekvator kuşağında bulunan bir çok ülke fındık yetiştiriciliğine yöneldi. Başta Çin, ABD, Azerbeycan, Gürcistan, İspanya, Fransa vb. ülkeler tarafından fındığa yatırım yapılıyor. Hiçbir tarım ürününün fındık kadar getirisi yok.  Bugün baktığımızda fındıkta  bir istikrar yok. Fiyatlar sürekli değişkenlik gösteriyor. Alan da satan da sürekli tedirginlik yaşıyor. Örneğin Amerika’ daki  badem piyasası devlet kontrolünde olduğundan ne üretici ne de sanayici mağduriyet yaşamıyor. Sistem kısaca şöyle işliyor. Paranız varsa Amerika’dan 2 sezon sonraki bademin fiyatını bilerek bugünden satın alabiliyorsunuz. Farz edelim 2 sezon sonra mahsul olmadı. Paranız devlet güvencesinde olduğu için zarar etmiyorsunuz. Üretici de satıcı da sigorta kapsamında olduğu için zarar etmiyor. Türkiye’de maalesef böyle bir sistem yok. Fındık büyük yabancı markaların tekeline girdi. Bu firmaların fiyat üzerinde büyük etkileri var.  Sektörde bulunan diğer firmalar öz sermayelerinin yetersizliği, kredi faizlerinin yüksek olması gibi sebeplerle hammadde alamamakta ve dolayısıyla küçülmekte ve zamanla yok olmaktadır. Bu sebeplerle fiyatlar bugün kabuklu fındık için 12-13 TL iken, sektördeki diğer alıcıların azalmasından sonra fiyatı belirleyen bu firmaların yıllar sonra fındığı 5 TL ye alacağını söylerse buna kimse karşı çıkamayacaktır. Rekabet ortamı olmayacağından fındık tamamen yabancıların eline geçecektir.

FINDIK KULLANAN SEKTÖRLER BADEME KAYIYOR

Yurt dışından birçok fındık müşterisi yüksek tonajlarda fındık alamıyor. Ancak markasını kaybetmeyecek kadar fındık alarak üretimini de düşürerek piyasada kalmaya çalışıyor.  Örneğin Almanya’da büyük bir çikolata üreticisi, “Bar şeklinde çikolata içerisine 5 tane fındık koyuyorum. O çikolatayı 10 cente satıyorum.  Ama şu anda içine koyduğum fındık ürün fiyatından pahalı” diyor. Çikolatanın diğer bileşenlerinin fiyatları değişmezken fındığın fiyatı sürekli yükseliyor. Fiyatın yukarıya çıkması güzel ama sektörümüz de bademe kayıyor. Müşterilerden gelen alternatif ürün talepleri doğrultusunda Antepfıstığı, badem, ceviz de endüstride yer almaya başladı. Fındığa en yakın tat olarak badem tercih edilmeye başlandı. Fındıkta pazar giderek daralıyor. Badem, fiyat açısından uygun olduğundan sektör de mecburen ona yöneliyor. Bilindiği gibi biz badem üreticisi bir ülke olmadığımızdan elimizdeki pazarı da ABD, İspanya gibi ülkelere kaptırmış olacağız.

DÜNYANIN TALEBİNİ BAŞKA ÜLKELER KARŞILAMAYA BAŞLADI

Türkiye’de dekar başına üretim ABD ve Gürcistan gibi üretici ülkelerden daha düşüktür.

FAO’ ya göre dekara fındık verimi Türkiye’de 139 kg iken, ABD’de 444 kg, Gürcistan’da 192 kg,

İtalya’da 133 kg ve İspanya’da ise 109 kg’dır (FAO, 2010). Fındığa yeteri kadar özen gösterilmiyordu. Son dönemde fiyat yükselince üretici fındık bahçelerine biraz ilgi göstermeye başladı. Son yıllarda devlet teşviği ve fiyatların yükselişi gibi nedenlerle çiftçilerimiz fındık dikmeye başladı. 10 yıl sonra belki rekolte yükselecek ama fiyatlar bu seviyelerde olmayacak. Dünyanın talebini başka ülkeler karşılamaya başlayacak. Örneğin İtalya ve Fransa gibi ülkeler de fındık üretiyor. Avrupa önce o fındıkları tüketiyor. Sonra kalan ihtiyacı için Türkiye’ye geliyor.  

 

FİYATI BÜYÜK SATICILAR BELİRLİYOR

Fiyatı büyük satıcılar belirliyor. Yabancı sermayenin ülkemizde büyük yatırımlar yapması güzel ama diğer firmaların da devlet tarafından desteklenmesi lazım. Fındık şuan için iyi durumda ama 10 yıl sonra sektörde az firma kalacağından iyi bir politika izlenmezse belki de tamamen tekelleşecek ve hiçbir söz hakkımız kalmayacak.

İÇ TÜKETİM ÇOK AZ

İç tüketimde fındık tüketimi çok fazla değil. Normalde tüketmemiz lazım. Fiyatlar anormal. Kabuklu fındık 13 TL civarında. İç fındık 30 TL. İşçilik ambalaj, nakliye, aracılar derken 40 TL’ye dayanıyor. Bu fiyata ancak orta gelirin üzerindeki insanlar tüketebilir. 

ÜRETİCİSİ BİZİZ AMA SÖZ SAHİBİ DEĞİLİZ

Fındık üreticisi biziz. Dünyada üretilen fındığın 100 kilosunun 85 kilosunu biz üretiyoruz. Ancak fındık ticaretinde söz sahibi biz değiliz. Yabancıların piyasaya girmesiyle son 2 yıldır parayı yurtdışı firmalar kazanıyor. Sermayeleri güçlü olan bu firmalarla bizim gibi firmaların çoğunun rekabet etme şansı olmuyor. Fiyatının yüksek olmasından dolayı kendi öz sermayesi yetmeyen firmalar kredilerle dönmeye çalışıyor. Faizlerin durumu da ortada. Risk fazla, kazanç az olduğundan sanayiciler çok büyük riske girmek istemiyorlar. Küçülme veya faaliyetine son verme yönünde karar alıyorlar.

 

 

DEVLET DENGEYİ SAĞLAMALI

Sektördeki yabancı firmalardan birinin yıllık geliri 10 milyar Euro civarında. Öz sermayeleri bu sektör için çok büyük. Ülkemizdeki diğer yerli firmaların öz sermayelerinin yetersiz olması ve krediyle çalışmaları sebebiyle bu firmalarla rekabet edememektedir. Burada devletin diğer sanayicileri de hammadde alımı konusunda desteklemesi gerekiyor. Devlet lisanslı depoculuğu yaygınlaştırmalı, burada toplayacağı fındıklar için bir fiyat belirlemeli ve gerektiğinde sanayiye para yerine hammadde desteği sağlamalıdır. Devletin aynı kulvarda olan ama küçük firmaları kollaması lazım. Hammadde tedariği için çok büyük sermaye ayıramıyorsunuz. Fındığı sattığınız gün hammaddeyi alıp depoya koyamıyorsanız fiyatın değişkenliği nedeniyle risk almış oluyorsunuz. Böyle kaybeden firmalar çok oldu.

TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ EKONOMİYE KATKI SAĞLAYACAK

Tarıma elverişli arazilerin değerlendirilmesi güzel. Yeni kanuna göre artık araziler bölünemiyor. Kanun aile fertlerinden biri o işi yapacak diyor.  Böylelikle toprak bütünlüğü sağlanıyor, parçalanmıyor. Bence bu kanun ekonomiye katkı sağlayacak.

 

 EMANET SİSTEMİ SAĞLIKLI DEĞİL

Emanet sistemi olarak piyasada oluşturulan sistem çok güvenli sistem değil. Ya emanete bıraktığınız tüccar batıyor, kaçıyor yada emaneti birileri o gün nakit paraya çeviriyor, fiyatların aşağı yönde hareket etmesi yada üreticinin daha da düşer korkusuyla düşük fiyattan satış oluyor. Her 2 durumda da üretici zarar ediyor. Ya herkes fındığını elinde tutsun, ya da yeri olmayanlar için devlet lisanslı depoculuğu desteklemeli.

ÜRÜNÜ KORUYAMAZSAK SATAMAYIZ

Fındığın son yıllardaki en büyük sorunu aflatoksin. Aflatoksin küf mantarlarının ürettiği bir toksin. Doğada yaygın olarak bulunuyor. Fındığı kurutmak için yere seriyoruz. Fındıktaki çatlak patlakla fındığın içine girebiliyor. Fındık kırıldıktan sonra da bulaşabiliyor ürüne. Buluşan küf miselleri aflatoksin oluşturabiliyor. Devletin bunun önüne geçmesi lazım. Üreticiyi bilinçlendirmesi lazım. Ürünü koruyamazsak o ürünün insan tüketime gitme şansı yok.

SAKIN SINIRLARINIZDAN GEÇİRMEYİN DİYORLAR

Bizim gibi firmalar toksinli ürünü kesinlikle fabrikalarına sokmuyor.  Kontroller hammadde ve Son üründe yapılıyor.  Buradaki amaç toksini yakalayabilmek.  Avrupa’ ya ihraç ettiğinizde  her 10 tırdan 1 tanesini kontrol için gümrükte  durduruyorlar. Toksin çıkarsa o ürünü anında bütün Avrupa Birliği ülkelerine bildiriyorlar. Türkiye’den gelen şu üründe toksin var sakın sınırlarınızdan geçirmeyin diyorlar. Buradan çıktıktan sonra ürün geriye de gelemiyor. Türkiye’ye dönemiyor. Ancak 3. Dünya ülkelerine gönderme şansınız var. O da ürünün pahalı olması sebebiyle mümkün değil.

 

 

 

DEPOCULUK FİYATIN ANORMAL ÇIKIŞLARINI ÖNLEYECEK

Devlet lisanslı depoculuk sistemini kurdu. Fakat güven ortamı olmadığından işletemedi. Devletin bu saatten sonra yapacağı en güzel şey lisanslı depoculuğu teşvik edip çiftçinin fındığını değerinde alıp sanayiciye işleyebileceği hammaddeyi sağlaması olacaktır. Bu sistem devreye girerse ürünün kalitesi kontrol altında olacak ve ekonomik değeri yükselecektir. Bu boşluğu kullanan Tüccar dediğimiz insanların çoğu emanet sistemini kullanarak fındık topluyorlar. Zarar edince kapatıp kaçan da çok oluyor. Hiçbir sorumluluk, garanti yok. Lisanslı Depoculuk devreye girerse istihdam da yaratacak, fiyatın anormal iniş-çıkışlarının da önüne geçecek. 

DEVLET ÜRETİCİ TÜKETİCİ VE SANAYİCİYİ KORUMALI

Devlet üretici, tüketici ve sanayiciyi korumalı. Üreticiye verdiği desteklemenin yanında sanayicileri de korunması gerekiyor. Çünkü sanayici de ülke ekonomisine ve istihdama büyük katkı sağlıyor.

FINDIK YERİNE BADEM TERCİH EDİYOR

Sektörümüze yabancıların girmesinden sonra fındık fiyatları sürekli artıyor.Ama Avpupa’da ve ABD de Badem  fiyatları yılardır hep aynı. Bizdeki fiyat artışı Fındık kullanan sektörleri alternatif ürünlere yönlendiriyor. Çoğu dondurmacı artık fındık yerine badem bağlantıları yapıyor. Bugün Fındığın fiyatı 11 dolar civarında iken badem 7-8 dolar. 

SANAYİCİYE HAMMADDE DESTEĞİ SAĞLANMASI

Devletin hakkını yememek lazım. Son yıllarda fındık üreticisine yapılan en büyük iyiliği şimdiki Cumhurbaşkanımız başbakanlığı döneminde yaptı. Fiskobirliği devreden çıkarıp TMO yu devreye sokarak piyasada bulunan eski mahsul fındıkları yağlığa verdiler. Eski fındıkların piyasadan çekilmesi ile fındık değerini buldu.Tüm bu yapılanlardan sonra yapılması gereken en önemli iş devletin sanayiciyi ayakta tutacak ve istihdam yaratacak politikaları geliştirmesidir.Sanayiciyi faiz yükü altında inletmek yerine lisanlı depoculuğu geliştirip sanayiciye para yerine hammadde desteğinin sağlanması yatırımı ve istihdamı artıracaktır. 

SANAYİCİ DE ÖNÜNÜ GÖRSÜN

Kabuklu Fındığın fiyatı 10 TL’nin altına düşmesin ama 25 tl gibi absurt rakamlara da çıkmasın çünkü eğer böyle giderse bu fındık elimizde kalacak. Yabancılar bu sektöre hem üretim hem de sanayi olarak bütüncül yaklaşım içerisinde bakıyor. Belki yıllar sonra ülkemizdeki bu sanayi başka ülkelere kayabilir. Sektörümüzde ihracat yapan firmaların yüksek miktarlarda krediye ihtiyacı var. 3 bin 5 bin ton fındık alıp depoya koymaya kalksanız 10 -15 milyon TL para yatırmanız gerekir. Bu kadar büyük miktarda parayı sadece hammaddeye ayırmaya kalkarsanız istihdam, enerji, vergiler, yardımcı hizmet ve malzemeler ile oldukça fazla işletme maliyeti söz konusu olmaktadır. Hammadde konusundaki destek devletten gelirse sanayici de önünü görebilir, sektördeki diğer yabancı firmalarla rekabet edebilir.

 

 

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...