Düzce'de Tek Bayan Oda Başkanı

Düzce'de Tek Bayan Oda Başkanı
, Söyleşiler
Düzce'de tek bayan oda başkanı... Mücadeleci, tuttuğunu koparan bir karakter yapısına sahip... Kurtlar sofrasında yalnız savaşçı. Başarılı olduğu kadar da mütevazi, İşkolik olduğu kadar da sosyal bir birey. Yaptığı işi ahde vefa olarak görecek kadar da hassas ruhlu bir yönetici. En önemlisi de insanların yaptığı kötülüğü bile Allaha havale eden inançlı bir insan... O'na göre başarının sırrı “İşini çok sevmek.” Bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman karşınıza Düzce Bakkallar Bayiler ve Büfeciler Odası Başkanı Vildan Şamandar çıkıyor. Evet 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Sayın Vildan Şamandar'la keyifli bir sohbet gerçekleştirdik...

Vildan Şamandar kimdir?

 

Düzce doğumluyum. Köy okulunda okudum. Düzce'de doğdum büyüdüm. Düzce'nin kültürünü çok iyi biliyorum. Uzun zamandır bu odada görev yapıyorum. Babamın sekreteri olarak 16 yıl görev yaptım. Allah nasip etti, oda başkanı oldum. Başkanlıkta  2. dönemim.

Çalışmayı ve işimi çok seviyorum. Diğer oda başkanlarını bilemem, ama bu işi sevmeden yapmanız çok zor. Fedakarlık gerektiren bir iş. Çok fazla protokol insanı değilim, sade yaşamayı seviyorum. Cafcaflı yaşam bana göre değil. Gerçi  üyelerimle sosyal ortamlara giriyorum. Her kesimden üyelerimiz var. Beni düğünlerine, cemiyetlerine davet ediyorlar mesela... Onlarla aynı bakış açısıyla bakabiliyorum. Ancak bende biraz işkoliklik var. Dışarıda beni tanıyan insanlara “Vildan Şamandar kimdir” diye sorulduğunda  benim hakkımdaki kanaatleri, çok mütevazi olduğum şeklinde... Mütevazilik kimliğime yapışmış. Özellikle yapmıyorum karakterimle alakalı bir durum diyebiliriz.

 

Oda başkanlığında 2. döneminiz. Oda seçimlerinde tabiri caizse kurtlar sofrasında mücadele ettiniz. Kadın olmanıza ve karşınızda oldukça zorlu rakipler olmasına rağmen 2 defa zafer kazandınız? Bu başarının sırrı nedir? 

 

Başarılı olmanızda önemli etkenlerden biri yaptığınız işi sevmek. Eğer bir işi severek yapıyorsanız zorluklarına da katlanıyorsunuz. Her insanın yapısı farklıdır. Benimse mücadeleci bir yapım var.  2010 yılında başkanlığa üyelerimin talebiyle giriştim. Babamın “Ben yoruldum, bırakıyorum” demesi üzerine  başkanlığa adaylığımı koydum. Tabii ki babam adaylığıma onay vermeseydi, saygım gereği aday olmazdım. 

2010 senesinde 2 rakibim vardı. Bunlara karşı mücadele ederek seçimi kazandım. İlginçtir seçimi aldığım gün babam beni tebrik etmedi. Bana “Seni tebrik etmiyorum. Çünkü bu seçimi benim etkimle almış olabileceğini düşünüyorum” dedi.  Bu sözün anlamını o an da anlamadım ama daha sonraları çok iyi anladım.

Evet 2010- 2014 yılları arası 4 yıl başkanlık yaptım. 2014 yılı seçimleri önceki döneme göre daha garantiydi. Ben bunu biliyordum ve üyelerime inanıyordum. İnsanın yanında kendisini teşvik edecek insanlar olmalı. Babamın 2010 yılında sarf ettiği o söz beni ikinci dönemde başarıya mecbur bıraktı. “Gel de şimdi seçimi alma!” Gerçekten o söz omzuma büyük bir yük bindirdi. Babamın 2010 senesinde 4 yıl sonrasını planlayarak hareket ettiğini anladım.

Rakiplerim son 10 gün kala bir araya gelip güçlerini birleştirdi. Evet dediğiniz gibi kurtlar sofrasında mücadele ettim ve kazandım. İşte o zaman babam beni tebrik etti.

Başarının sırrına gelince; başarmak için önce dürüst olmak gerekir diye düşünüyorum. Herkesin kendine göre inancı var. Şükür ben de inançlı biriyim. Hatta insanların yaptığı kötülüğü bile Allah’a havale eden bir insanım. Böyle olunca ilahi adalet tecelli ediyor ve size başarıyı getiriyor. Benim hayatım hep mücadeleyle geçti. Bana hiçbir şey hazır tepside sunulmadı. Belki benim hakkımda “Babasının gölgesinde bugünlere geldi” diye düşünenler olabilir.  Ama öyle değil. Örneğin babamla çalışırken, bir hata yaptıklarında diğer çalışanları fırçalamazdı. Onların hatalarından beni sorumlu tutardı. O sorumluluk bilinciyle yetiştim. İlk seçimlere girerken benim söylemlerim şeffaflık, dürüstlük, adaletli olmaktı. Bu söylemlerim sözde kalmadığı ve bu ilkeleri işime yansıtabildiğim, insanlarla diyalogum: Tevazu, saygı, sevgi çerçevesinde devam ettiği için Allah bana başarıyı nasip etti. Zamanla  üyelerinizle aranızda kopmaz bağ oluşuyor. Öyle ki kaydı silinenler dahi bazen gelirler görüşürüz.  Üyelerimizle ilişkilerimize üye-başkan gözüyle bakmadığım, onlarla aile gibi olduğum, özverili davrandığım, işimi iyi yaptığım için başarı geliyor.

 

Sayın başkan göreviniz boyunca hep aktif oldunuz. Tabiri caizse kalıpları kırdınız, hep yenilikçi oldunuz. Mazlumun sesini haykırdınız. Dolayısıyla farklı bir başkan portresi çizdiniz. Bütün bunların sebebi nedir sizce?

 

Yaptığım işler biraz cesaret gerektiren işlerdi doğru. Zaman zaman röportajlarımda da bazı hassas konuları dile getiriyorum. Bu tavrım sanıyorum birilerine dokunuyor. Ancak gerçeği söylemeden de kendimi alamıyorum. Bu da bir nevi huy. Çalışma dönemimizde, yönetimde farklılık getirdik. İnsanlar buraya  protokol odasına girer gibi girmiyorlar. Evet makam odası var ama  kapısı daima açık, insanlar bana rahat ulaşabiliyor. Biraz da insanın olaylara, gerçeklere bakış açısı çok önemli. Bu süre boyunca ben anladım ki değişmeyen tek şey değişimmiş... Reklamsız olmuyor. Örneğin dev firmaların, markaların reklama ihtiyacı yok. Ama reklama ayırdıkları bütçeler diğer kalemlere göre çok büyük. Evet reklam yapıyorlar, biz de bu anlamda reklama, tanıtıma çok önem vermeliyiz. Önemli olan burada tüketicinin bilinçli olması. Biz yönetim olarak  bakkalları savunurken tüketicileri de bilinçlendirmeyi amaçladık. 

Tüketiciyi, bazı haksız kazanç elde etmeye kalkışanlardan korumayı ve kandırılmasını önlemeye çalıştık. Bu konuda ne kadar başarılı olduk? Bilemiyorum. Peki yıldık mı? Asla. Elimden geldiğince mücadeleme devam edeceğim. Çünkü başarı mücadeleyle elde ediliyor. Pes ederek elde edilmiyor...

 

Peki, hayalinizde hangi meslek vardı? Ne kadarı gerçekleşti?

 

Ben avukat, hakim, savcı olmak istiyordum. Kuzenimin avukat olmasının bunda  etkisi vardı.  

Başarılı da bir öğrenciydim.  Hukukçu olmak istemiştim, ama hayat buraya getirdi. Bu mesleğe  tesadüfen girdim. Üniversiteyi kazandım. Bolu'da üniversiteye devam ederken, odayla ilgili bir şeyler oldu. Sonuçta üniversiteyi bırakmak durumunda kaldım.

 

Bir yönetici olarak sizce bayanlara pozitif ayrımcılık yapılmalı mı? Örneğin siz bu ayrımcılığı yapıyor musunuz?

 

Ben bayan üyelerime pozitif ayrımcılık yapıyorum açıkçası. Çünkü onlar bir yandan ev işleri, temizlik, çocukların anneye yüklediği görevler, bir yandan da iş hayatının sorumlulukları olunca ağır bir yük altındalar. Fazla emek harcıyorlar. Bu anlamda kadınlarımızın desteklenmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Örneğin oda yönetimi olarak biz bayan üyelerimizle gün yapıyoruz.   8 Mart Dünya Kadınlar Gününde de nasipse bir araya geleceğiz. Evet, kadınlarımıza pozitif ayrımcılık yapılmalı. Ancak tabi ki dozajı olmalı. Makul ve mantıklı olunmalı. Yani pozitif ayrımcılığın sınırı bilinmeli...

 

Düzce'de çalışan bayan olmanın avantaj ve dezavantajları nedir? 

 

Düzce'de bayanların ticaret hayatını sürdürmeleri zor. Bu konuda  farklı bakış açısıyla karşılaşabiliyor. Bu anlamda zor bir işi, başardıkları için kendilerini tebrik ediyorum. Bence bir bayan olarak iş hayatında olmak, hele de başarılı olmak çok önemli bir olgu. Düzce'mizde bayanlar iş hayatında olsun, sosyal hayatta olsun herhangi bir sınırlama ile karşılaşmıyor çok şükür. Özgürce isteyen istediğini yapıyor. Bayanlarımız Düzce'de oldukça aktif. Bu durum sevindirici tabi.

 

Peki oldukça başarılı bir yönetici olarak kadınlarımıza tavsiyeleriniz nedir?

 

Bence kadınlarımız, hangi konumda olursa olsunlar asla pes etmesin, inançlarını yitirmesin. İnandıkları, doğru bildikleri yoldan asla dönmesinler. Bakın öyle bir an geliyor ki moraliniz dibe iniyor. Çevrelerinde “Bu işlerle neden uğraşıyorsun boşver” diyenlerin yerine, “Sakin ol başarılı olabilirsin” diyen, babamın beni teşvik ettiği gibi teşvik eden kişiler olmalı ve sığa iten değil de ufku geniş insanlarla birlikte olmalılar.

 

2014 yılında başarılı olmasaydınız pes eder miydiniz? Yoksa mücadeleye devam eder miydiniz?

 

Bakın bu yola ilk çıktığımda, üyelerimin benim hakkımda hiçbir kanaati yokken, yani 2010 yılında kazanamasaydım;  mücadeleye devam ederdim. Oysa 2014 yılında 4 yıl başkanlık yapmış insandım. Eğer kazanamasaydım “Demek ki hizmetim yeterli gelmemiş, üyelerim benim çalışmamdan hoşnut değil” derdim ve başkanlık konusunu bırakırdım. Zira insan eğer bir işte verimli olamıyorsa, çekip gitmesini bilmeli. Benim 2014 yılında seçimi kazanamam demek üyelerimin “4 yıl hizmet ettin, biz seni seviyoruz, ama yapamıyorsun, daha iyi yapabilecek birileri var” mesajını vermesi demektir. Hayat insana bir kapı kapatır, bir kapı açar. Elbette mücadele edeceksiniz! Ama yeterli olmakla kendini ispatlamak farklı bir durumdur.

Ruhumda yöneticilik varsa burası olmaz başka yer olur. Yeter ki siz çaba sarf edin...

 

Size bu zorlu yolda kimler destek oldu?

 

Başta da söylediğim gibi beni bu konuda en çok teşvik eden babam oldu. Sonra ağabeylerim, ailemin diğer üyeleri. İnsan o günlerde stresli oluyor, o zor anlarda tahammül etmeleri, anlayışlı olmaları hususunda haklarını ödeyemem. Evet, çocuklar farklı bir dünya. Sanki onlarla birlikteyken zihnimizi yeniliyoruz. Onlarla vakit geçirmek çok güzel. Onlarla birlikteyken aklınız hiçbir şey gelmiyor. Deyim yerindeyse terapi etkisi oluyor. Bu anlamda yeğenim küçük Erva da destek olmuş oldu. Dediğim gibi bu yolda ailemin arkadaşlarımın desteğini gördüm. Yanımda olmalarının büyük etkisi oldu. En güzeli de üyelerim daima yanımdaydı. İnanın dua edenler, yasin okuyanlar... Üyelerim benimle birlikte heyecanlandılar, hatta benden daha fazla heyecanlananlar, başarımıza sevinenler oldu. Özellikle bayan üyelerimden çok destek gördüm. Onların yanımda olmaları beni motive ediyor, güç veriyor. Onların desteği insana daha fazla sorumluluk duygusu veriyor. Yaptığınız iş görev olmaktan çıkıp, ahde vefaya dönüşüyor. 

 

Son olarak ilave etmek istediğiniz hususlar var mıdır?

 

Evet 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Maalesef kadınlarımızın acı gerçekleri olan ikinci plana atılmaların, tacizlerin, tecavüzlerin olmamasını istiyoruz. Savaşlar olmasın, kimse ezilmesin, hiçbir anne acı çekmesin istiyoruz. Çünkü anne olmak farklı bir duygu. Ben bilemedim ama kadınlar acıyı çok farklı hissediyor.  

Teşekkür ediyorum...

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...