Basında Kadın Farklı Bakış Açısı Getirebiliyor

Basında Kadın Farklı Bakış Açısı Getirebiliyor
, Söyleşiler
Uzun yıllardır Düzce’de gazetecilik hayatında aktif bir şekilde yer alan Hülya Hanımı Düzce TV’deki ofisinde ziyaret ettik. Düzce’nin nabzını 1982 yılından bu yana tutan Hülya Hanımla meslekte yaşadığı zorlukları, güzel anılarını, kadın olmanın mesleğe etkilerini konuştuk ve tabi ki mesleğe yeni başlayanlar için önemli ipuçları aldık.

34 Yıldır Düzce'de gazetecilik yapan bir isim Hülya İşcan. Sorularımızı yönelttiğimizde gözleri dalıyor. Düşüncelerinin çok uzaklarda olduğunu anlamak zor değil. Geçmişe dönmüş, gazeteciliğe ilk girdiği zamanları hatırlamıştı. O zamandan bu yana tam 34 yıl geçmiş. Dile kolay, dolu dolu bir meslek hayatı yaşamış Hülya Hanım. Röportaj boyunca yüzünde yer alan tebessümden anlıyoruz ki anılarla dolu yıllar olmuş onun için.

Hülya İşcan kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Düzce’de doğdum. Bütün öğrenimimi de Düzce’de tamamladım. Liseyi bitirdiğim 1982 yılında, karneyi aldığım gün Düzce Postası’nda gazetecilik hayatıma başladım. O zaman tabi, şimdi anılıyor ya Bedrettin Maradit rahmetle anıyoruz onu da. Onun yanında başladım mesleğe, gazeteciliğin nasıl olması gerektiğinin bütün tüyolarını, inceliklerini, ayrıntılarını her şeyini Bedrettin Maradit’ten öğrendim. O benim için ilk örnekti. Uzun süre kendisiyle çalıştım. O zamanın şartları ile şimdiki şartlara bakıyorum. Şimdiki gazeteciler çok daha rahat. Her konuda çok rahatlar, hem teknoloji açısından hem de ulaşım açısından. Biz o zaman her yere yürüyerek giderdik. Bilgisayar falan da yoktu elimizle yazardık. Bu gazetelerin mizanpajını elimizle yapıyorduk. Şimdiki zamanda bilgisayarda her şey yapılabiliyor. 

Peki, neden gazetecilik?

Aslında gazetecilik içimde vardı çocukluktan beri. Üniversite sınavına girerken bütün gazetecilik bölümlerini yazmıştım Türkiye’deki. İleride gazeteci olacağım diye yazmadım. Aslında Düzce Postası’na da sekreter olarak başvurmuştum. Başvurduğumda Aydın Maradit beni denemek istedi ve haber yazdırdı. O gün hiç unutmuyorum. Karne alınan gün, bir orta okul öğrencisi Karaca Deresi’ne yüzmeye gitmişti ve boğulmuştu. Aydın Bey benden bu haberi yazmamı istemişti. Ben de haberi yazdım. Çok beğendi sen hemen gazete bölümüne geç dedi. Güzel bir haber değildi malesef ama bu işe başlamama vesile oldu.

İş hayatınız da unutamadığınız bir anınız var mı?

Düzce Postası’nda gittiğim ilk haber Bolu’daydı. Bolu dağında otobüs kazası oldu. 22 kişi öldü, kazaya gidip ölüleri gördüm. Kiminin kafası kopmuş, kiminin kolu bacağı. Onları askeri kamyonun kasasına koyup gittiler. Bir hafta kendime gelemedim yemek, yiyemedim. O hala gözümün önünde, unutamam bunu. 

İşe başladağınız ve çalıştığınız dönemde kadın olmanın dezavantajını yaşadınız mı? 

O dönemde bayan gazetecilerin olması şaşkınlıkla karşılanmıyordu. Her gün mutlaka Jandarma, Emniyet ve kaymakamlığa giderdik haber için. Gayet kibar karşılanıyorduk. Çok güzel günlerimiz oldu. 

Bir dönem yani evlendiğimde gazeteciliği bırakmıştım. O dönemler evli bayanlar gazetecilikte rahat çalışamıyordu. Sonra siyasete girdim. Bir siyasi partiye üye oldum, Basın ve Halkla İlişkiler birimine baktım. 1986’dan 2002 yılına kadar o partide görev aldım. Aslında sürekli basın ile iç içeydim. Oradan da ayrıldıktan sonra bir şey yapmadım. Ufak tefek işler ile uğraştıktan sonra 2008 yılında Öncü TV’ye girdim. Orada da eski bir gazeteci olmam avantaj oldu. 3 yıl kadar Manşet gazetesinde çalıştım, muhabir ve editör olarak. Oradan da haber müdürü olarak Öncü TV’ye geçtim. En son Düzce Televizyonuna geçtim. 3 yıldır burada haber müdürü olarak görev yapıyorum. 

Başarınızın sırrı nedir?

İşimi çok seviyorum, okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Araştırmayı seviyorum,  özellikle yorum haber yazmayı çok severim. Eleştirmeyi severim. Hep eleştiri haberi yapmak istiyorum. Ama okumaktan yazmaktan hiç bıkmıyorum, işimi gerçekten severek yapıyorum. 

Sizce siyaset ve spor gazeteciliğinde kadınlar başarılı olabilir mi?

Siyaset ve spor haberlerinde bence erkekler kadar kadınlar da başarılı çünkü kadınlar daha detaya inebiliyor. Aslında yetenek ile alakalı bir şey. Hiçbir şeye tek düze bakmamak lazım. Başlık ve detaylar çok önemli. Mesela Vali bugün kurum müdürleri ile toplantı yaptı diyelim. İçinden iyi bir başlık çıkaracaksın ki ilgi çeksin.  Zaten toplantıyı herkes gidip görüyor ve haberi yapıyor. Bizim meslekte en önemlisi yaratıcılık. Okuyorum ulusalda köşe yazarlarını, biz yerelde neden böyle olamıyoruz diyorum. 

Öte yandan okul ile saha çok farklı. Bu meslek sevilmeden yapılacak bir meslek değil. Televizyonculuk ile gazetecilik de çok farklı. Sürekli kendimizi meslekte geliştirmeliyiz. Ben ulusal basını çok iyi takip ederim. Haberleri sunuş şekillerini detaylı incelerim. Nasıl yazayım nasıl süsleyeyim diye bakarım. Sürekli okumak izlemek yazmak bizim işimiz böyle gelişebiliriz.

Meslekte en önemli sorun nedir?

Benim en üzüldüğüm konu yeni elemanlar yetişmiyor. Sizin gibi işe yeni başlayanları şanslı görüyorum. Siz bunu ileride daha iyi anlayacaksınız. Ben gazeteciliği ve gazetecileri ayrıcalıklı görüyorum. Belediye Başkanları “Bu şehri gazeteciler ile birlikte geliştireceğiz” diyor. Bu benimi için gurur verici bir şey. Bizleri dikkate almaları güzel ve anlamlı. Siz birkaç sene sonra daha iyi anlayacaksınız. 

Teknik anlamda da gazeteci yetişmiyor. Gazetelerde mizanpajı doğru düzgün yapan çok fazla insan yok, birkaç kişi hariç. Biz çok mezun olan arkadaşı kapıdan çevirmek zorunda kaldık. Bakıyorum etrafımda gördüğüm basın yayın mezunu arkadaşlara, mecburiyetten bu işi yapıyor gibi geliyor. Tam adapte olamadıklarını görüyorum. Heves olması lazım biraz bu işi yaparken. 

Yeni nesil gazeteciler için önerileriniz var mı?

Gazetecilik önü açık bir meslek ve hiçbir zaman ben tamamım denmemeli. Her meslekte olduğu gibi bu meslekte de kendi ego ve çıkarlarını gözeten, bu noktada kullanan insanlar oluyor. Yaratıcılığınızı kullanın, gelişin ve her zaman fark yaratın.

Facebook Yorumları

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...